Muhterem Hocam, İslâm'ın 5 şartını yerine getiren bir kişinin neden mürşide ihtiyacı vardır? Kişi kendi mürşidini tanıyıp ona tâbî olduğunu nasıl anlayabilir?
Soru
Muhterem Hocam, İslâm'ın 5 şartını yerine getiren bir kişinin neden mürşide ihtiyacı vardır? Kişi kendi mürşidini tanıyıp ona tâbî olduğunu nasıl anlayabilir?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, nebîler sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in Sahâbe ile birlikte yaşadığı İslâmî hayat, 7 tane hedef emir ve 7 tane vasıta emirden oluşuyor.
PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V) VE SAHÂBENİN (MUHACİR VE ENSARIN) YAŞADIĞI 7 SAFHA İSLÂM
BAKARA–151: Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (A) âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (B) sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (C) size Kitap’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve (D) hikmeti öğretsin ve (E) (hikmetin özü olan) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
(A) - Âyetlerin Tilâveti
1 - Allah’a Ulaşmayı Dilemek
ZUMER–17: Ve onlar ki; taguta kul olmaktan içtinap ettiler. Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır...
ENFÂL–29: Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız size furkan sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder...
2 - 12 İhsanla Mürşide Tâbî Olmak
MUMTEHİNE–12: ...sana tâbî olmak için geldikleri zaman, artık onların biatlerini kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile...
(B) - Nefs Tezkiyesi
3 - Ruhun Allah’a Teslimi
RA’D–21: ...Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar...
(C) - Kitabın Öğretilmesi
4 - Fizik Vücudun Allah’a Teslimi
ÂLİ İMRÂN–20: ...de ki; “Ben ve bana tâbî olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah’a teslim ettik.” O kitap verilenlere ve ümmîlere: “Siz de vechinizi (fizik vücudunuzu) (Allah’a) teslim ettiniz mi?” Eğer teslim ettilerse, o taktirde, hidayete ermişlerdir...
(D) - Hikmetin Öğretilmesi
5 - Nefsin Allah’a Teslimi
ZUMER–18: Onlar, sözü işitirler, böylece onun en ahsen olanına tâbî olurlar. İşte onlar, Allah’ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar; onlar ulûl’elbabtır (daimî zikrin sahipleri).
6 - İrşada Ulaşmak
BAKARA–139: De ki: “Allah hakkında bizimle mücâdele mi ediyorsunuz? Ve O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Ve bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız (dini O’na hâlis kılanlarız).
HUCURÂT–7: ...Allah, size îmânı sevdirdi ve onu kalplerinizde müzeyyen kıldı. Küfrü, fıskı ve isyanı size kerih gösterdi. İşte onlar, onlar irşad olanlardır.
(E) - Hikmetin Ötesi
7 - İradeyi Allah’a Teslim Etmek
7 VASITA EMİR
1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek
ANKEBÛT – 5: Kim Allah’a mülâkî olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi İşiten, en iyi Bilendir.
2. Kelimeyi Şahadet – 12 İhsanla Mürşid Önünde Tövbe Etmek
BAKARA - 45, 46: (Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir. Onlar ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâkî olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakın derecesinde inanırlar.
ÂLİ İMRÂN – 18: Allah, şehadet (şahitlik) etti: Muhakkak ki O’ndan başka ilâh yoktur...
3. Oruç
BAKARA – 183: Ey âmenû olanlar! Oruç, sizden öncekilerin üzerine yazıldığı (farz kılındığı) gibi sizin üzerinize de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.
4. Namaz
NİSÂ – 103: Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken Allah’ı zikredin! Daha sonra güvenliğe kavuştuğunuz zaman, namazı erkânıyle kılın. Muhakkak ki namaz, mü’minlerin üzerine, “vakitleri belirlenmiş bir farz” olmuştur.
5. Hac
BAKARA – 197: Hac, bilinen aylardır. İşte kim onlarda (o aylarda), (ihrama girerek) haccı (kendine) farz edindirirse, artık hacda kadına yaklaşmak (ve benzeri davranışlar), fâsıklık (günaha sapmak), cedelleşmek (sürtüşmek, kavga etmek) yoktur...
6. Zekât
BEYYİNE – 5: Ve onlar, Allah için hanifler olarak dinde halis kullar olmaktan (nefslerini halis kılmaktan) ve namazı ikame etmekten ve zekâtı vermekten başka bir şeyle emrolunmadılar.
İşte kayyûm din (kıyamete kadar devam edecek din) budur.
7. Zikir
MUZZEMMİL – 8: Ve Rabbinin İsmini zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
ANKEBÛT – 45: Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikâme et. Muhakkak ki salât, fuhuştan ve münkerden nehyeder. Ve Allah’ı zikretmek mutlaka en büyüktür.
TEVBE–100: O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah’a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden bir kısmı ensardan ve bir kısmı da onlara ihsanla tâbî olanlardandı...
Hedef emirlerin birincisi Allah'a ulaşmayı dilemek. Hedef emirlerinin ikincisi 12 tane insanla mürşide tâbî olmak. Hedef emirlerin üçüncüsü ruhun Allah'a teslimi. Hedef emirlerin dördüncüsü fizik vücudun Allah'a teslimi. Hedef emirlerin beşincisi nefsin Allah'a teslimi. Hedef emirlerin altıncısı ihlâsa, irşada ulaşmak. Hedef emirlerin yedincisi iradenin Allah'a teslimi.
Ve nebîler sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve Sahâbe bu 7 hedefin 7’sini de gerçekleştirdiler. Mürşid oldular. Neyle oldular? Bu hedeflere 7 vasıta emirle ulaştılar. Vasıta emirlerin birincisi Allah'a ulaşmayı dilemek. Vasıta emirlerin ikincisi mürşid önünde tövbe etmek. Vasıta emirlerin üçüncüsü zikir, diğerleri namaz, oruç, hac ve zekât.
Şimdi günümüz İslâm'ın beş şartının içerisinde 7 hedefimizin 7’si de yok. Din adamları Allah'a ulaşmayı dilemekten bahsetmiyorlar. Mürşide tâbî olmaktan bahsetmiyorlar. Ruhun tesliminden bahsetmiyorlar. Fizik vücut tesliminden bahsetmiyorlar. Nefsin tesliminden bahsetmiyorlar. İrşattan bahsetmiyor ve iradenin tesliminden bahsetmiyorlar.
Bu söylediklerimizin hepsi Kur’ân âyetleri. Yani Kur’ân âyetleriyle sahâbenin yaşadığı İslâm söz konusu. Allah'a ulaşmayı dilemekten bahsetmiyorlar ve tövbe etmekten bahsetmiyorlar. Allah'a ulaşmayı dilemek, tövbe yoksa zaten zikir de yok. Kala kala kıyıya bağlı bir kayığın küreklerini çeken, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekât vermek bunlar kalıyor.
Ama dikkat edin, eğer Allah'a ulaşmayı dilemek ve mürşid önünde tövbe yoksa, zikir de yoktur. O zaman namaz sehiv içinde kılınıyor. Mâûn sûresinin 4 ve 5. âyet-i kerimeleri. Oruç, açlık ve susuzluk. Hac, ticaret, zekât da insanlara gösteriş olarak devreye giriyor.
Yani aslında bugün Kur’ân'daki İslâm'ın yaşanmaması ki Allah Resûlü Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor hadîsinde: “Kalbinde Allah’ın âyetleri bulunmayan kişinin kalbi harap bir eve benzer.” İşte harap bir ev dizaynı içerisinde İslâm yaşanır gibi görünse de İslâm gerçekten yaşanmıyor.
Dolayısıyla “İslâm'ın 5 şartını yerine getiren bir kişinin neden mürşide ihtiyacı var?” İşte bu söylediğim gibi Kur’ân âyetleriyle, eğer sahâbenin hepsi Zumer 17'ye göre Allah'a ulaşmayı dilemişlerse Resûlullah'la birlikte, senin de Allah'a ulaşmayı dilemen lâzım, onlar gibi.
Sahâbe hepsi Resûlullah'ın önünde tövbe etmişlerse, senin de bugün onun vârisinin önünde tövbe etmen lâzım.
Sahâbenin hepsi ruhlarını teslim etmişlerse, senin de teslim yapman lâzım.
Fizik vücutlarını teslim etmişlerse senin de yapman lâzım.
Nefs teslimi, senin de yapman lâzım.
İrşad, senin de yapman lâzım.
Ve iradenin teslimi, senin de yapman lâzım ki Allah tarafından irşada memur ve mezun kılınırsın.
Ama bunların hiçbirisi yok. Vasıta emirlerden de hayatî önem haiz olan ilk üçü yok ki geri kalanlar var olsa da o kişiye bir fayda sağlamıyor. O sebeple baktığınız zaman:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Beyhaki; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 24
"Bir zamanlar gelecek, Kur’ân-ı Kerim’in resmi, İslâm’ın ismi kalacaktır. İnsanlar İslâmî isimlerle anılacaklar ama İslâm’dan en uzak kişiler olacaklar. Mescidlere dışarıdan bakıldığı zaman mamur ama içindeki insanlara bakıldığı zaman, kalplerinde hidayetten eser olmayacak. O gün yaşayan âlimler, gök kubbenin altında yaşayan insanların en şerrlileridir. Fitne onlardan çıkmıştır ve tekrar onlara dönecektir."
Öyleyse fitneden kurtuluş mutlaka Allah'a ulaşmayı dilemekledir. Allah razı olsun.
Öteki sual: “Kişi kendi mürşidini tanıyıp ona tâbî olduğunu nasıl anlayabilir?” Sen mürşidini Allah'tan soruyorsun sevgili kardeşim. Mürşidin tayini Allah'a aittir. Kişinin seçimine bırakılmamıştır. “Ben falanı beğeniyorum. İnsanlar çok oraya gidiyor. O da benim mürşidim. Ben de oraya giderim.” olayı değil.
Mürşide neden ihtiyaç var? Mürşid bir kalp doktorudur. O zaman herkesin hastalığı farklıdır. Herkesin kalp doktoru da farklıdır.
Evet, 19 tane hastalık var ama dağılımlar farklı.
Şu anda bir misal verelim. Kişinin nefsinin 19 âfeti var. Ruhta da 19 haslet var.
ÖRNEK DAĞILIM
NEFSİN 19 AFETİ – RUHUN 19 HASLETİ
(7) Kin ve Nefret – Sevgi (13)
(13) Küfür – İman (7)
(10) Yalan – Doğruluk (10)
(7) Zulüm – Adalet (14)
(11) Haset – Edep (9)
(10) Cehalet – İlim (10)
(11) Cimrilik – Cömertlik (9)
(14) Öfke ve Gayz – Sekînet (6)
(16) İsyan – İtaat (4)
(5) Sabırsızlık – Sabır (15)
(9) Kibir ve Gurur – Tevazu (11)
(5) Hırs ve Şehvet – Kanaat (15)
(10) Nankörlük – Şükür (10)
(11) Dedikodu – Ketumiyet (9)
(4) Zan – Hakikat (16)
(18) İptilâlar – Faziletler (2)
(14) Vefasızlık – Vefa (6)
(6) Mûrailik – İhlas (14)
(10) Fitne Fesat – Tevhîd (10)
İki tane, meselâ bu kişi için en büyük hastalık nedir? ‘İptilâlar ve isyan.’ Ama bir kişi daha. Onun da dağılımları farklı. Belki orada da onun hastalığı ‘yalan ve hırs.’ Yani herkesin hastalıkları farklı. Mürşidini, kalp doktorunu Allah'a sorması hâlinde Allah'ın ona göre göstereceği mürşid farklı. Mürşidin seçimi kişiye bırakılmamıştır.