Muhterem Hocam, İslâm'ın ikinci safhası ve mürşide tâbi olmak ne ifade eder?
Soru
Muhterem Hocam, İslâm'ın ikinci safhası ve mürşide tâbi olmak ne ifade eder?
Cevap
Kur’ân’daki İslâm’ın ikinci safhasına baktığımız zaman, nasıl sahâbe (müşriklerin hası), Nebîler Sultanı Peygamber (S.A.V) Efendimize tâbî olmuşsa, Âli İmrân 31’de ve Mumtehine 12 ve Nisâ 64’te.
Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, mürşide tâbiiyet için ne diyor? “Eğer ahir zaman afetlerinden, fitnelerinden kurtulmak istiyorsan, hiç gecikmeden, hiç vakit kaybetmeden onun eteğini yakala. O, bu âlemde ölü, ancak Allah ile diri olan bir kuldur ki, o, Allah’ın gölgesi, yeryüzündeki halifesidir.”
İşte onun eteğinden tutmak, Devrin İmamı’yla tedrisatta olmaktır. Ne zaman kişi 12 insanla mürşidine tâbî olursa, hacet namazıyla Allah’ın gösterdiği mürşide tâbî olursa, Devrin İmamı’nın ruhu o kişinin başının üzerine gelir ve yerleşir. Devrin İmamı bu dünyaya göre ölüdür ama Allah katında diri olandır. Allah ile diri olandır.
Yunus Emre: “Ballar balını buldum, kovanım yağma olsun.” derken,
Eşref Rumî Hazretleri:
Ey hevâsına tapan,
Tövbeye gel, tövbeye,
Hakk’a tap, Haktan utan,
Tövbeye gel, tövbeye.
Tövbe suyu ile arın,
Deme gel, bugün yarın,
Göresin Hakk’ın didârın.
Tövbeye gel, tövbeye!
Beyazid-i Bestamî Hazretleri: “Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır” derken, Yunus Emre, “Bütün âlemi bir şahsiyette toplamak, Allah’a zor gelmez.”
Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, Yunus Emre ve nice evliyalar mürşidlerine tâbî oldular.
Yunus Emre diyor ki:
Aşık oldum erene ermek ile,
Hakk’ı buldum ben eri görmek ile.
Ere erdim, erde buldum maksudum,
Bulamadım, taşradan sormak ile.
(yani halka sormak ile değil, Allah’ın gösterdiği ehli zikre sormakla hedefe ulaştım.)
Mevlânâ Hazretleri: “Çalınan her kapı hemen açılsaydı, ümidin, sabrın ve isteğin derecesi anlaşılmazdı.”
Yunus Emre:
İyi sözün aslını bilen derdi, bu söz nereden gelir,
Söz aslını anlamayan, sanır bu söz benden gelir.
(Evet, devrin imamını konuşturan Allah’tır.)
Hacı Bektaş Velî: “Doğruluk dost kapısıdır.”
Aziz Mahmud Hüdaî Hazretleri: “Şu rahmete bakın ki insanlar bütün azalarıyla günah işlerken, sadece diliyle yaptığı tövbeyle af olunuyor.”
Yunus Emre:
Medreseler müderrisi, okumadılar bu dersi,
Gönüllere yazılır bu Kitab’ın suresi.
Kim ki Kur’ân’ı bilmedi, sanki bu dünyaya hiç gelmedi.
Ey kendi özünü bilmeyen, söz manasını anlamayan,
Hak varlığın ister isen, ilim ile Kur’ân’dadır.
Hakk’ı gerçek sevenlere cümle âlem kardeş gelir.
Evet, tekrar ediyorum, burası çok önemli: “Hakk’ı gerçek sevenlere cümle âlem kardeş gelir.”
“Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için.
Dostun evi gönüllerdir. Gönüller yapmaya geldim.”, (ben sevmeye geldim, ben kavgaya gelmedim.)
Yunus Emre:
Maharet, güzeli görebilmektir.
Sevmenin sırrına erebilmektir.
Cihan âlem herkes bilsin ki, şunu,
En büyük ibadet sevebilmektir.
Evet sevgili kardeşim, demek ki en büyük ibadet ‘Zikir’. Zikir, sevebilmektir. Sevmektir.
Yunus Emre:
Hâlet ile bana hâl göründü,
Bir yeşil sancaklı Sultan göründü.
Gözümün gördüğün söyledim size,
Bir yeşil sancaklı Sultan göründü.”
Aşık Yunus sana sıdk ile tapar,
Tapmayanlar doğru yollardan sapar,
Ey Allah’ım, Beni günahtan kurtar.
Bir yeşil sancaklı Sultan göründü.”
“Sövene dilsiz gerek, dövene elsiz gerek. Derviş gönülsüz gerek, sen derviş olamazsın.” diyor Yunus.
Bütün âlimler için o kadar uzun uzun Allahû Tealâ’yı tarif etmenin gereği ne diye, söyleyebilirler ama Yunus Emre bir sözünde şöyle buyuruyor: “Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm.”
Gel, Ey kardeş! Hakk’ı bulayım dersen, bir kâmil mürşide varmazsan olmaz.
Resûlün cemâlini göreyim dersen, bir kâmil mürşide varmasan olmaz.
Niceleri gitti, mürşid arayı, arayanlar buldu derde devayı.
Bin kez okursan aktan karayı, bir kâmil mürşide varmazsan olmaz.
İslâm’ın ikinci safhası, mürşide tâbiiyet ne yazık ki geleneksel din tatbikatında şu anda yok. Yunus Emre’nin: “Gökten inen dört kitabı, günde bin kez okur isen, erenlere münkir isen, Didâr ırak senden yana.”
Evet sevgili kardeşlerim, gökten inen dört kitabı günde bin kez okur isen, yani Tevrat’ı, Zebûr’u, İncil’i, Kur’ân’ı günde bin kez okur isen, erenlere münkir isen, Didar ırak senden yana. Yani sen mürşide tâbiiyeti inkar ediyorsan, Allah senden uzak. Sen Allah’a vasıl olamazsın, Allah’ın dostu olamazsın.
Yunus Emre:
“Eğer aşka erdin isen, can ı gönül verdin isen, dostun ayân gördün isen, bu varlığı bırak, nedir?
Hakka aşık olan kişi, akar gözlerinin yaşı, pür nur olur içi dışı. Söyler Allah deyü deyü.
İhlâsa ulaştığı zaman tövbeyi nasûhla, tövbe eden kişi salâha ulaşıyor ve salâhın nuru kendisine verildiği zaman nuru tamamlanıyor. İhlâsta içi tamamen nurla dolan Yunus Emre, tövbeyi nasûhla tövbe edip salâha ulaştığı zaman, salâh nuruna da sahip olduğu zaman dışı da nurlanır, içi dışı pür nur olur, söyler Allah deyü deyü.