Muhterem Hocam, İslâm’ın ilk şartı inanmaktır. Âmentüye inanan ve o esaslara göre yaşayan bir mü’min, mürşidine ulaşmadı diye neden cehenneme gider? Açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, İslâm’ın ilk şartı inanmaktır. Âmentüye inanan ve o esaslara göre yaşayan bir mü’min, mürşidine ulaşmadı diye neden cehenneme gider? Açıklar mısınız?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de kanunlarını vazetmiştir. İslâm’ın ilk şartı inanmaktır; tamam ama tek başına inanç bir kurtuluş değildir. Kişi Allah’a inanıyor, kurtuluşta değildir. Ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasına da inanıyor, yine kurtuluşta değildir. Farz olduğuna da inanıyor, yine kurtuluşta değil. Yani inanç şartları, hiç kimseyi kurtaramaz. Kişiyi kurtaracak olan kalp şartlarıdır. İşte 7 inanç şartı, 7 kalp şartı ve 7 ni'met:
MÜ’MİN OLMANIN 7 İNANÇ ŞARTI
1. Allah’a inanmak. BAKARA - 285
2. Meleklerine inanmak. BAKARA - 285
3. Allah’ın kitaplarına inanmak. BAKARA - 285
4. Resûllerine inanmak. BAKARA - 285
5. Ruhun ölmeden evvel Allah’a ulaştırılmasına inanmak. RA’D - 21
6. Hayrın Allah’tan, şerrin insanın nefsinden olduğuna inanmak. NİSÂ - 79
7. Ba’su ba’del mevt’e, ölümden sonra tekrar canlandırılacağınıza inanmak. BAKARA - 28, 56
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYEN KİŞİNİN 7 KALP ŞARTI
1. Kalpteki ekinnet alınır. EN’ÂM - 46
2. İhbat konur. HACC - 54
3. Kalp Allah’a döndürülür. KAF - 33
4. Kalbe giden nur yolu açılır. EN’ÂM - 125
5. Kalbin mührü açılır. ZUMER - 22
6. Kalpteki küfür kelimesi alınır. EN’ÂM - 46
7. Kalbe îmân yazılır. MUCÂDELE - 22
7 Nİ’MET
1. Devrin imamının ruhu gelir. MU’MİN - 15
2. Kalbe îmân yazılır. MUCÂDELE - 22
3. Günahlar sevaba çevrilir. FURKÂN - 70
4. Ruh vücudu terk eder. NEBE - 39
5. Fizik vücut Allah’a kul olmaya başlar. RA’D - 36
6. Salih amel (zikir) başlar. ZUMER - 23
7. İradenin güçlenmesi. BAKARA - 257
Mü’min olmanın 7 inanç şartı:
Allah’a inanıyor, kurtuluşta değil.
Meleklere inanıyor, kurtuluşta değil.
Kitaplarına inanıyor, kurtuluşta değil.
Resûllere inanıyor, kurtuluşta değil.
Bunların hiçbirisinde kurtuluşta değil. İnanıyor sadece, bir bilginin sahibi. Ama kalp şartları devreye girdiği zaman, işte o kişi kurtuluştadır. Allah’a ulaşmayı dilediği an, Allah bu talebi onun kalbinde görürse, Rahîm esmasıyla tecelli ediyor (4. basamak) ve evvelâ o kişinin kalbindeki ekinneti alıyor. Hacc 54’e göre ihbatı koyuyor. Sonra o kalbi Kâf 33’e göre kendisine çeviriyor. Ve En’âm 125’e göre o kalbe giden nur yolunu açıyor.
Böylece tek bir dilekle, 4 kalp şartının sahibi olan kişi kurtuluştadır. O zaman, Allahû Tealâ kişinin Allah’a ulaşmayı dilemesini istiyor.
Şimdi kardeşim; “Âmentü’ye inanan” evet inanıyor “o esaslara göre yaşayan bir mü’min, mürşidine ulaşmadı diye” o esaslara göre yaşayan kişi eğer Allah’a ulaşmayı dilemezse, cennetlik amel sadece onu kurtarmıyor. “Hiç kimsenin kendi ameli kendisini kurtaramaz.” diyor Allah Resûlü. “
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Sahih-i Buhari Cilt-12, 1918.
"Allah’ın rahmeti olmaksızın hiç kimse cennete gidemez.”,
Sahâbe soruyor: “Sen de mi ey Allah'ın Resûl’ü?”,
“Evet, Ben de. Ama Rabbim beni rahmetinin içine gark etti."
Öyleyse; “Evet, Ben de. Ama Rabbim beni rahmetinin içine gark etti." Yani benim üzerime Allah Rahîm esmasıyla tecelli etti. Allah kimlerin üzerine Rahîm esmasıyla tecelli eder? Allah’a ulaşmayı dileyenlerin. Öyleyse kişinin Allah’a ulaşmayı dilemesi gerekir.
Şimdi, 7 âyet-i kerimede, Allah’a ulaşmayı dilemeyenleri, Allah dalâlette bırakıyor; onlar için bir hidayetçi yok:
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER – GAYY YOLUNDA
1. YÛNUS-7 … Onlar, Bize ulaşmayı dilemezler. Onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır. …
2. YÛNUS-11 …Bize ulaşmayı dilemeyen kimseleri, isyanları içinde şaşkın bırakırız.
RA’D-27 … Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır. …
3. YÛNUS-15 Bize ulaşmayı dilemeyen kimseler şöyle dedi: “Bize bundan başka bir Kur’ân getir. …
4. YÛNUS-45 …Allah’a mülâki olmayı yalanlayanlar, hüsrandadır. …
EN’ÂM-31 Allah’a mülâki olmayı yalanlayan kimseler hüsrana düştüler. …
5. FURKÂN-21 Ve Bize mülâki olmayı dilemeyenler:…nefslerinde kibirlendiler. …
6. RÛM-8 …İnsanların çoğu, Rab’lerine mülâki olmayı inkâr edenlerdir.
7. SECDE-10 …Onlar, Rab’lerine mülâki olmayı inkâr edenlerdir.
FUSSİLET-54 Onlar gerçekten Rab’lerine mülâki olacaklarından şüphe içindeler. …
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER İÇİN MÜRŞİD YOK, TARÎKİ CEHÎMDE, SIRATI CEHÎMDE
1. ARÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. …
2. RA’D-27 De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendisine ulaştırır.”
RA’D-33 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.
3. KEHF-17 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.
4. ZUMER-23 … Allah, kimi dalâlette bırakırsa, o zaman onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.
5. ZUMER-36 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için hidayetçi yoktur.
6. MU’MİN-33 …Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur.
7. ŞÛRÂ-44 Ve Allah kimi dalâlette bırakırsa, o taktirde onun için, bundan sonra bir velî (dost) yoktur. …
10 âyet gereğince de mürşidine tâbî olmayan kişi, hidayetçi yoksa dalâlettedir. Dalâlette olanlar 10 âyet-i kerime gereğince, mürşidine tâbî olmayanlar, 10 âyet gereğince dalâlette:
MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAYAN (Tarikata Girmeyen) DALÂLETTEDİR (10 ÂYET)
1. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
2. A‘RÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın terkeder.
3. NAHL-36 ...Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. Allah’a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. …
4. KEHF-17 …Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.
5. TÂHÂ-123 …“İkiniz oradan inin! Hepiniz birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”
6. KASAS-50 …eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar heveslerine tâbîdirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbî olandan daha çok dalâlette kim vardır? ...
7. ZUMER-23 …İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.
8. CÂSİYE-23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah onu ilim üzere dalâlette bıraktı. …Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir?…
9. AHKÂF-32 Ve Allah’ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah’tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler.
10. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. …Ve daha önce elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.
7 grup âyet gereğince dalâlette olanların gideceği yer cehennem:
DALÂLETTE OLANLARIN GİDECEĞİ YER CEHENNEM
1. NİSÂ-167 Muhakkak ki inkâr edenler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar, uzak bir dalâletle sapmışlardır.
NİSÂ-168 Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri, Allah mağfiret edecek değildir ve yola hidayet edecek değildir.
NİSÂ-169 Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır…
2. A’RÂF-178 Allah kimi hidayete erdirirse artık o hidayete ermiştir. Ve kim dalâlette bırakılırsa, işte onlar, onlar artık hüsrana uğrayanlardır.
MU’MİNÛN-103 Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.
3. A’RÂF-179 Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.
4. İSRÂ-97 Ve Allah, kimi (Kendisine) ulaştırırsa, artık o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa, o taktirde onlar için O’ndan (Allah’tan) başka dostlar bulamazsın. Ve kıyâmet günü onları kör, dilsiz ve sağır olarak yüzüstü (sürünerek) haşrederiz. Onların me’vası cehennemdir. …
5. FURKÂN-34 Cehenneme yüzleri üstü haşredilenler (toplananlar), işte onlar, gideceği mekânı şerli olanlar ve sebîlden sapanlar (dalâlette kalanlar)dır.
6. YÂSÎN-62 Ve andolsun ki sizden birçoklarını dalâlette bıraktı. Hâlâ akıl etmez misiniz?
YÂSÎN-63 Size vaadedilmiş olan cehennem (işte) budur.
7. KAMER-47 Muhakkak ki mücrimler (suçlular), dalâlet ve çılgınlık içindedir.
Ama Allahû Tealâ 7 âyette de Allah’a ulaşmayı dileyenlerin; Allah onların kalbine mürşid sevgisini koyup onları mürşidine ulaştıracağını beyan ediyor:
ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – ALLAH’I SEVENLER – SEBÎLİ REŞAD ÜZERİNDE
1. BAKARA-46 …Rab’lerine muhakkak mülâki olacaklarına....yakîn derecesinde inanırlar.
BAKARA-156 …"Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız)” derler.
2. BAKARA-249 …O kendilerinin muhakkak Allah’a mülâki olacaklarını kesin olarak bilenler…
3. EN’ÂM-154 …onlar, Rab’lerine mülâki olacaklarına inanırlar…
4. RA’D-2 …Âyetleri ayrı ayrı açıklar ki; böylece Rabbinize mülâki olmaya yakîn hasıl edersiniz.
5. KEHF-110 …Kim Rabbine mülâki olmayı dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın…
6. ANKEBÛT-5 Kim Allah’a mülâki olmayı dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir…
7. İNŞİKAK-6 Ey İnsan! Muhakkak ki sen, Rabbine doğru cehd ile (nefsinle) cihad edersin.
Sonunda O’na mülâki olursun.
ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – MÜRŞİDE TÂBÎ – TARÎKİ VE SIRATI MUSTAKÎM ÜZERİNDE
1. ÂLİ İMRÂN-31 …Allah’ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbî olunuz ki Allah da sizi sevsin…
2. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir nî'met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder...
3. MERYEM-43 …bana tâbî ol. Seni, Sıratı Seviye’ye hidayet edeyim.
RA’D-7 …Sen, sadece bir uyarıcısın ve bütün kavimler için hidayetçi vardır.
4. YÂSÎN-21 (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir.
5. MU’MİN-38 Ve âmenû olan adam şöyle dedi: “Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım.”
6. ZUHRÛF-61 …Sakın şüphe etmeyiniz! Ve bana tâbî olun, işte bu Sıratı Müstakîm’dir.
7. CUMA-2 Ümmîler arasında kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder....
Burada bakın; “Rablerine mülâki olacaklarına”, “Dünya hayatını yaşarken mülâki olacaklarına” zaten ölümle herkesin ruhu Allah’a ulaşır. İster kâfir, ister putperest, ister mecusi, ölümle ruhu Allah’a ulaşmayan hiç kimse yoktur. Marifet, hayattayken ruhu Allah’a ulaştırmaktır. O zaman hayattayken ruhunu Allah’a ulaştırmayı dileyen kişiye Rahîm esmasıyla Allah tecelli ediyor ve 4 tane kalp şartıyla o kişiyi 7 furkanın sahibi kılıyor ve mutlaka 1. kat cennetin de sahibi kılıyor. Yani inanç şartları kişiyi kurtarmıyor, kalp şartları kurtarıyor.
Bakın tekrar iki tane slaytımız daha var. Kalbinde olmayanı söyleyenler diliyle, inanç şartı. Kalbinde yok ama diliyle söylüyor:
DİLİNİN SÖYLEDİĞİ KALBİNDE OLMAYANLAR
Mâide 41: Ey Resûl! Ağızlarıyla îmân ettik deyip, kalpleri îmân etmeyenlerden küfürde yarışanlar seni üzmesin....
Hucurât-14: Araplar: “Biz âmenû olduk.” dediler. (Onlara) de ki: “Siz âmenû olmadınız (Allah’a ulaşmayı dilemediniz). Fakat: “Teslim olduk.” deyin. Kalplerinize (içine) îmân girmedi...
Âli İmrân-167: ...onlar, îmândan çok küfre yakındırlar. Onlar, kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlar...
Fetih-11: Araplardan muhallefunlar (geride kalanlar), sana: “Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti. Artık bizim için mağfiret dile.” diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar...
Munâfıkûn-1: ...“Biz şehadet ederiz. Muhakkak ki sen, gerçekten Allah’ın Resûl’üsün.” dediler. Ve Allah, muhakkak ki senin, gerçekten Kendisinin Resûl’ü olduğunu biliyor. Ve Allah şehadet eder ki, münafıklar gerçekten yalancıdırlar.
Hadîs-i Şerif: “...Bu kimsenin soyundan öyle bir kavim türeyecek ki, onlar Kur’ân’ı okuyacaklar fakat Kur’ân’ın tatlılığı onların gırtlaklarından öteye geçmeyecek...”
Müslim 1064/143, Buharî 6123, 6124, Ebu Davud 4764.
DİLİNİN SÖYLEDİĞİ KALBİNDE OLANLAR
Bakara-45: Sabırla ve namazla istiane isteyin. Ve muhakkak ki o huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.
Bakara-46: Onlar ki, Rab’lerine muhakkak mülâkî olacaklarına ve O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.
En’âm-125: Öyleyse Allah kimi Kendisine ulaştırmayı dilerse onun göğsünü yarar ve (Allah’a) teslime açar...
En’âm-36: (Davete) ancak işitenler icabet eder. Ve Allah, ölüleri (ölü olan sem’î isimli işitme hassasını, ölü olan fuad isimli idrak hassasını, ölü olan basar isimli görme hassasını) diriltir...
Enfâl-29: Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan sahibi kılar! Ve sizden günahlarınızı örter ve size mağfiret eder.
Hacc-54: Ve kendilerine ilim verilenlerin onun söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, O’na îmân etmeleri, onların kalplerinin O’nu idrak etmesi içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları mutlaka Sıratı Mustakîm’e hidâyet edendir.
Kaf-33: Gaybda Rahmân’a huşû duyanlar ve münîb (Allah’a ulaşmayı dileyen) bir kalple (Allah’ın huzuruna) gelenler (için).
İşte Mâide 41; kurtuluşta değil, Hucurât 14; kurtuluşta değil, Fetih 11, Munâfikun 1, bunlar hep kurtuluşta değil. Ama dilinin söylediği kalbinde olanlar; kalp şartları devreye girdiği zaman, o kişi kurtuluşta Allah’ın izniyle.