Muhterem Hocam, kaç defa mürşidimi bulmak için hacet namazı kıldım ama bir şey göremedim. Ne yapmam gerekiyor?

Soru

Muhterem Hocam, kaç defa mürşidimi bulmak için hacet namazı kıldım ama bir şey göremedim. Ne yapmam gerekiyor?

Cevap

Şimdi zaman Allah katında en kıymetli hazine. Böyle kardeşlerimize bizim tavsiyemiz şu: 14 asır evvel Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz’e (S.A.V) baktığımız zaman sahâbeye devamlı tebliğde bulunuyor ve “Ben sizden bir ücret istemiyorum.” diyor:

SİZDEN BİR ECİR (ÜCRET) İSTEMEYENLER

1. EN’ÂM-90: İşte onlar, Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. Öyleyse onların hidayetine tâbi ol! “Ben, ona karşılık sizden bir ücret istemiyorum …

2. YÛNUS-72: Artık şâyet dönerseniz, sizden bir ücret de istemiyorum. Benim ücretim (varsa) yalnız Allah’a aittir…

3. HÛD-29: Ve ey kavmim! Buna karşılık sizden mal olarak (bir şey) istemiyorum. Eğer ücretim (ecrim) varsa ancak Allah’a aittir…

HÛD-51: … sizden bir ecir istemiyorum! Eğer ücretim varsa, ancak beni Yaratan’a aittir.

4. MÜ’MİNUN-72: Yoksa onlardan harc (ücret) mi istiyorsun? Oysa Rabbinin harcı (ücreti) daha hayırlıdır. Ve O, rızıklandıranların en hayırlısıdır.

5. FURKAN-57: De ki: “Ben sizden onun için (tebliğ için) dileyen kimsenin, Rabbine ulaştıran bir yol edinmesinden başka bir ecir (karşılık) istemiyorum.”

6. ŞUARA-127: Ve ona (tebliğime) karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim sadece âlemlerin Rabbine aittir.

7. SEBE-47: De ki: “Ben sizden bir ecir (ücret) istemedim. Öyleyse o (ecriniz) sizin olsun. Benim ecrim sadece Allah’a aittir.”

YÂSÎN-21: (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen kişilere tâbi olun. Ve onlar, mehdilerdir.

Ama 23 sene boyunca tebliğ eden Allah Resûlü, tebliğ ettiği sahâbeden ücret istemeyen Allah Resûlü onlardan ne istiyordu? Furkân 57’de Allah’a giden bir yol tutmanızı istiyor.

25/FURKÂN-57 Kul mâ es’elukum aleyhi min ecrin illâ men şâe en yettehıze ilâ rabbihî sebîlâ(sebîlen).

De ki: “Ben sizden onun için (tebliğ için) dileyen kimsenin, Rabbine ulaştıran bir yol edinmesinden başka bir ecir (karşılık) istemiyorum.”

O zaman bu kardeşimize diyorum ki öncelikle zaman Allah’ın kıymetli hazinesi. Nasıl Allah Resûlü sahâbeden, “Sizden başka bir şey istemiyorum. Allah’a giden bir yol tutmanızı istiyorum.” diyorsa biz de senden Allah’a giden bir yol tutmanı, Allah’a ulaşmayı kalben dilemeni istiyoruz.

Diyelim ki dilediğini söylüyorsun. Dileyip dilemediğinin işareti ne? Zikir yapmak hoşuna gidiyor mu? Namaz kılmak hoşuna gidiyor mu? Vasıta emirler keza öyle mi? Mürşid sevgisi kalbinde var mı? Bunlar varsa sen dilemişsin. O zaman tövbeni gerçekleştir. Vakti kaybetme. Çünkü gerçekten vakit çok önemli.

O zaman sen yine hacet namazı kılmaya devam et. Ama tövbeni gerçekleştir ve zikrine de başla. Böylece senin hiçbir kaybın olmaz. Devamlı olarak da hacet namazı kılarsın. Diyelim ki gösterecektir. Allah’ın izniyle buna îmân ediyoruz. Ama kabul edelim ki sen bütün bunları yapıyorsun ve göstermedi. Ta ayn’el yakîn mertebesine kadar. Öyle orada da sana mürşid gösterir mi? Göstermedi. Yani daimî zikre ulaşan bir insanın mürşidini görmemesi olabilir mi? Mümkün değil.

Ama burada öncesinde kişi kendisine şunları soracak: “Ben zikri seviyor muyum? Ben mürşidi seviyor muyum? Ben ibadetleri seviyor muyum? Allahû Tealâ bunları bana sevdirmiş mi?” Sevdirmişse mutlaka kalpten Allah’a ulaşmayı dilemiştir. Hemen tövbesini gerçekleştirsin ve zikre devam etsin. Ama bu arada paralel bir şekilde hacet namazı kılmaya da devam etsin inşaallah. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 18 Ekim 2026Son güncelleme: 18 Ekim 20263 dk okuma0