Muhterem Hocam, kaderi düşündükçe kafam karışıyor. Allahû Tealâ bizleri hayata göndermeden önce kaderimizi belirleyip boynumuza asıyor. O zaman bizim Allah’a ulaşmayı dileyip dilem

Soru

Muhterem Hocam, kaderi düşündükçe kafam karışıyor. Allahû Tealâ bizleri hayata göndermeden önce kaderimizi belirleyip boynumuza asıyor. O zaman bizim Allah’a ulaşmayı dileyip dilemememiz Allah’ın dileğine mi bağlı oluyor?

Cevap

Hayır, sevgili kardeşlerim. Bu çok yanlış anlaşılıyor. Allah ezelî ilmiyle herşeyi biliyor. Allah zamanı kullanmıyor, mekânı kullanmıyor. Sıfır zaman, aralığında herşeyi biliyor. Meselâ biz insanların en üst noktadaki hızımız, düşünce hızı. Ama zamandan bir parçayı kullanıyoruz. Fakat Allahû Tealâ o parçayı, o zamanı da kullanmıyor.

O zaman bunun mânâsı ne? Onun mânâsı, biz neyi düşünürsek Allahû Tealâ önceden onu biliyor diye düşündüğümüzü bilmesi ayrıdır, bizim o düşünceye sahip olmamız ayrıdır.

Allahû Tealâ âyet-i kerimede: “Allah dilemedikçe, siz dileyemezsiniz.” diyor. Gerçekten Allahû Tealâ Şûrâ Suresi’nin 13. âyet-i kerimesinde:

ŞÛRÂ-13 ... kebure alâl muşrikîne mâ ted'ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

... Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O'na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

Şu an dünya üzerinde 8 milyar insan var ve Allah dilediğini seçer. Öyleyse seçmediği insanlar da var mı? Var. Her devirde insanların %10’dan azı seçilmiyor. Geri kalan insanların % 90’dan fazlası seçiliyor. Allahû Tealâ’nın %90’dan fazla insanı seçmesi demek, onların Allah’a ulaşmayı dilemesini istiyor, demektir. Ama Allahû Tealâ, Allah’a ulaşmayı dilemesini istemesine rağmen o seçilenlerden, yüzde 90’dan fazla seçilen insanlardan sadece %10’dan azı Allah’a ulaşmayı diliyor. Geri kalan iradesini o istikâmette kullanıyor.

Yani iki grup insan var her devirde: cennetlikler, cehennemlikler. Cehennemlikler iradesini kullanmıyor. Yani Allah ona serbest irade vermiş ve yol göstermiş. İradesini kullanmayan veya iradesini yanlış kullananlar, iradesini kullanmıyor, Allah’a ulaşmayı dilemiyor.

İradesini yanlış kullanan, namaz vakti geliyor, namaz kılmıyor, vs. Ama bir de iradesini kullanan, davetçi kendisine geldiği zaman: “Allah’a Ulaşmayı dileyin!” dediği zaman o da Allah’a ulaşmayı diliyor. Öyleyse Allahû Tealâ’nın bilmesi ayrıdır; bizim kendi irademizle bu hakikatlere ulaşıp mükâfat sahibi olmamız ayrıdır.

"Allah’ın dileğine mi bağlı oluyor?" Hayır. Allah zaten diliyor.

Allah, Kur’ân-ı Kerim’de âyetlerle 7 safhanın 7’sini dilememizi istiyor. Bunu İlâhî irade, Kur’ân-ı Kerim’e koymuş, farz kılmış, istiyor.

7 HEDEF EMİR

VAHDET

1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek

RÛM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin. Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

TEVHİD

2. 12 İhsanla Mürşide Tabi Olmak

MU’MİN-15: …. Allah, kullarından dilediği kişinin üzerine Allah’a ulaşma gününün geldiğini ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır.

TESLİM:

3. Ruhun Allah’a Teslimi

RA’D-21: Ve onlar Allah’ın (ölmeden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan korkarlar.

4. Fizik Vücudun Allah’a Teslimi

YÂSÎN-60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki; o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.

YÂSÎN-61:Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.

5. Nefsin Allah’a Teslimi

NİSÂ-103: Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken), Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı namazın erkânıyla kılın…

6. İrşada Ulaşmak

BEYYİNE-5: Onlar emrolunmadılar. Sadece hanifler olarak, Allah için dinde halis (nefslerini halis kılmış) kullar olmakla emrolundular. Ve namaz kılmakla ve zekat vermekle emrolundular. İşte kayyum olan din budur.

7. İradeyi Allah’a Teslim Etmek

EN’ÂM-97: Ve kara ve denizin karanlıklarında (nefsin afetlerinin karanlığında) yolunuzu bulmanız (hidayete ermeniz) için yıldızları (nebîler, resûller, mürşidler) kılan O’dur. Bilen bir kavim için, âyetleri detayları ile açıkladık.

Allah, Allah’a ulaşmayı dilememizi istiyor. Allahû Tealâ mürşide tâbî olmamızı istiyor, diliyor. Allahû Tealâ ruhumuzun teslimini diliyor. İşte bu âyetler. Allahû Tealâ fizik vücut teslimini diliyor. Allahû Tealâ nefsinin teslimini diliyor. İhlâsı diliyor, irade teslimini diliyor. Allah diliyor, bunların hepsi emir.

Âyetler var ama iradesini kullanmayan kişi…

İradesini kullanmayan, Allah’a ulaşmayı dilemeyen kişi; Allahû Tealâ Allah’a ulaşmayı dilememizi diliyor ama iradeyi vermiş kendisine. Ve iradeyi vermesine rağmen o kişi dilemiyor. İşte Yûnus 7. Yani iradesini Allah’ın emrettiği biçimde kullanmıyor. Allah’a isyan ediyor. O zaman ne yapıyor? O zaman kesinlikle bu kaybedenlerden olacak. Allahû Tealâ mürşide tâbiiyeti farz kılmış. Kişi ne diyor? “Mürşide tâbî olmak şirktir.” diyor.

Görüyorsunuz, o zaman ne yapacaktır? O kişi Cehenneme gidecektir. Yani serbest iradeyi, cüz’î iradeyi vermiş. Kullanmamız hâlinde hedefe ulaşıyoruz, kullanamazsak o zaman cezayı hak ediyoruz.

Ruhun teslimi, ama o kişi vuslatı kesiyor, İradesini yanlış kullanıyor. Fizik vücut teslimi, âyetlerde görüyorsunuz ki Allahû Tealâ ezelde diliyor bunları. Ama bizim de dilememiz hâlinde mükâfata, dilemezsek cezaya çarptırılıyoruz. Asıl belirleyici unsur kişinin iradesidir.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 19 Ekim 2026Son güncelleme: 19 Ekim 20264 dk okuma0