Muhterem Hocam, kadına şiddetin oldukça arttığı günümüzde İslâm'da kadının yeri nedir, açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, kadına şiddetin oldukça arttığı günümüzde İslâm'da kadının yeri nedir, açıklar mısınız?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, hayatın inşasına baktığımız zaman Allahû Tealâ nasıl herşeyi çift yaratmışsa, bütün kâinatı burada da insan hayatının devamı için bir çift yaratmıştır. Âdem babamızı topraktan, onun eşini de Havva annemizi de onun kaburga kemiğinden yaratmış ve dolayısıyla hayatın her alanında kadının erkeğe, erkeğin de kadına ihtiyacı vardır. Ve toplumun inşasında hepsinin kendi alanı içerisinde yüzde yüz role sahiptirler. "Ben erkeğim, benim hiç kadına ihtiyacım olamaz." olayı geçersiz bir düşüncedir. Aynı şekilde, "Ben kadınım, erkeğe ihtiyacım olmaz." olayı da. Allahû Tealâ kadını da erkeği de birbirine ihtiyaç sahibi kılmıştır. Ve mutlu bir toplumun oluşmasında kadın da, erkek de Allah'ın kendisine tevdi ettiği görev tahtında rol sahibi.

Bir kere herşeyden evvel olaya baktığımız zaman Osmanlı'da Ahi Evran Teşkilâtı, Bacıyan-ı Rum. Allah'la ilişkilerde Bacıyan-ı Rum kadınları temsil ediyor. Ama erkekler tarafında da Ahi Evran erkekleri oluşturuyor ki, önemli olan Allah katında en kıymetli varlık insan. Ama insanların içerisinde de en kıymetli varlık, Allah'la en üst seviyedeki mukarreb kullar ilişki kuranlar. Allah'la ilişkide kadın da en yakın olabilir, erkek de en yakın olabilir. Burada bir farklılık söz konusu değil. Biyolojik beden sadece bir vasıta. Bu biyolojik beden, bu dünya hayatında bir emrin yerine getirilmesi istikametinde bir vasıta.

Asıl olan insanın insan-ı kâmil olmasıdır. İnsan-ı kâmil ise Allahû Tealâ'nın Kur'ân'da zikrettiği nefs tezkiyesi ve tasfiyesinden geçer. Ama burada nefs tezkiyesi ve tasfiyesi noktasında ikisi de bir hedeftir. Nefs tezkiyesi bir hedeftir; ruhun Allah'a ulaşmasıdır. Nefs tasfiyesi bir hedeftir; tamamıyla Allah'a teslim olmayı gerektiriyor. Her iki hâlde de bu hedefe ulaşma noktasında Allahû Tealâ'nın ihtiyaç duyduğu birtakım vasıtalar var. Yani hedef emirler var ve vasıta emirler var.

7 HEDEF EMİR

VAHDET

1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek

RUM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin. Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

TEVHİD

2. 12 İhsanla Mürşide Tabi Olmak

MU’MİN-15: …. Allah, kullarından dilediği kişinin üzerine Allah’a ulaşma gününün geldiğini ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır.

TESLİM:

3. Ruhun Allah’a Teslimi

RAD-21: Ve onlar Allah’ın (ölmeden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan korkarlar.

4. Fizik Vücudun Allah’a Teslimi

YÂSİN-60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki; o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.

YÂSİN-61: Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı)? Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.

5. Nefsin Allah’a Teslimi

NİSA-103: Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken), Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı namazın erkânıyla kılın…

6. İrşada Ulaşmak

BEYYİNE-5: Onlar emrolunmadılar. Sadece hanifler olarak, Allah için dinde halis (nefslerini halis kılmış) kullar olmakla emrolundular. Ve namaz kılmakla ve zekat vermekle emrolundular. İşte kayyum olan din budur.

7. İradeyi Allah’a Teslim Etmek

EN’ÂM-97: Ve kara ve denizin karanlıklarında (nefsin afetlerinin karanlığında) yolunuzu bulmanız (hidayete ermeniz) için yıldızları (nebîler, resûller, mürşidler) kılan O’dur. Bilen bir kavim için, âyetleri detayları ile açıkladık.

7 VASITA EMİR

1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek

ANKEBÛT – 5: Kim Allah’a mülâkî olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi İşiten, en iyi Bilendir.

2. Kelimeyi Şahadet – 12 İhsanla Mürşid Önünde Tövbe Etmek

BAKARA - 45, 46: (Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir. Onlar ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâkî olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakın derecesinde inanırlar.

ÂLİ İMRÂN – 18: Allah, şehadet (şahitlik) etti: Muhakkak ki O’ndan başka ilâh yoktur...

3. Oruç

BAKARA – 183: Ey âmenû olanlar! Oruç, sizden öncekilerin üzerine yazıldığı (farz kılındığı) gibi sizin üzerinize de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.

4. Namaz

NİSÂ – 103: Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken Allah’ı zikredin! Daha sonra güvenliğe kavuştuğunuz zaman, namazı erkâniyle kılın. Muhakkak ki namaz, mü’minlerin üzerine, “vakitleri belirlenmiş bir farz” olmuştur.

5. Hac

BAKARA – 197: Hac, bilinen aylardır. İşte kim onlarda (o aylarda), (ihrama girerek) haccı (kendine) farz edindirirse, artık hacta kadına yaklaşmak (ve benzeri davranışlar), fâsıklık (günaha sapmak), cedelleşmek (sürtüşmek, kavga etmek) yoktur...

6. Zekât

BEYYİNE – 5: Ve onlar, Allah için hanifler olarak dinde halis kullar olmaktan (nefslerini halis kılmaktan) ve namazı ikame etmekten ve zekâtı vermekten başka bir şeyle emrolunmadılar.

İşte kayyûm din (kıyamete kadar devam edecek din) budur.

7. Zikir

MUZZEMMİL – 8: Ve Rabbinin İsmini zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.

ANKEBÛT – 45: Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikâme et. Muhakkak ki salât, fuhuştan ve münkerden nehyeder. Ve Allah’ı zikretmek mutlaka en büyüktür.

Hedef emirler nefsle ruhun muhtevasında ifade ediliyor. Vasıta emirler de fizik bedenin.

İşte 7 tane vasıta emir: Allah'a ulaşmayı dilemek, 12 tane ihsanla mürşide tâbî olmak, oruç tutmak, namaz kılmak, hacc, zekât ve zikir. Bunların hepsi vasıta emirlerdir. Fizik bedenin yerine getirmesi gerekenlerdir. Meselâ bugün İslâm'ın beş şartı. 5 şartı doğrudur ama eksiktir, tam değil. Yani insanın insan-ı kâmil olma noktasında Allah'a ulaşma dileği olmadan olmaz. Yetmez, zikir olmadan da olmaz. Bu iki şey yoksa, geri kalan İslâm'ın 5 şartı hiç kimseyi kurtuluşa ulaştıramıyor. İşte nefsin tezkiye ve tasfiye olmadığı bir noktada insanlar doğal olarak birbiriyle kavga hâlindedirler.

Şu dünya üzerinde iki tür insan yaşıyor: Birbirine şiddet uygulayanlar, birbiriyle kavga edenler. Bir de Allah'ın emrettiğini yerine getirerek nefsini tezkiye ve tasfiye eden, huzur ve mutluluğu yaşayanlar. İşte İslâm'da kadının şiddetin olmadığı bir noktada olması için, şiddet uygulayanların Allah'ın emrine göre değişmesi lâzım. Bu da ancak ahlâkın güzelleşmesi ve dinin yaşanmasıyla gerçekleşir.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20265 dk okuma2