Muhterem Hocam, Kaf 32 âyetini anlatırken 'devrin imamı' diye bir şeyden bahsettiniz. Benim baktığım mealde yazmıyor. Bunu nasıl anlamalıyız, açıklayabilir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, Kaf 32 âyetini anlatırken 'devrin imamı' diye bir şeyden bahsettiniz. Benim baktığım mealde yazmıyor. Bunu nasıl anlamalıyız, açıklayabilir misiniz?
Cevap
Evet, sevgili kardeşlerim, Kaf 32. Tabi ki tek bir âyetten hareket edersen olmaz. 2 âyet öncesinden bakalım şimdi:
50/KAF-30 Yevme nekûlu li cehenneme helimtele’ti ve tekûlu hel min mezîdin.
O gün cehenneme: “Doldun mu?” deriz. Ve o: “Daha fazlası var mı?” der.
50/KAF-31 Ve uzlifetil cennetu lil muttekîne gayra baîdin.
Ve cennet, takva sahipleri için uzak olmayarak yaklaştırıldı.
50/KAF-32 Hâzâ mâ tûadûne li kulli evvâbin hafîz(hafîzin).
İşte size vaadolunan şey budur (cennettir). Bütün evvab (ruhu Allah’a ulaşarak sığınmış), ve hafîz olanlar (başlarının üzerine devrin imamının ruhu ulaşmış olanlar) için.
Kaf 30: "O gün cehenneme 'Doldun mu?' deriz. Cehennem: 'Daha fazlası var mı?' der."
Kaf 31: "Cennet takva sahibi kullarımıza uzak olmayarak yaklaştırıldı."
Kimdir bu takva sahibi kullar? Allahû Tealâ: "Bu evvâb olanlara ve hafîz olanlara Allah'ın vaadidir." buyuruyor. Yani cennet evvâb olan ve hafîz olanlara Allah’ın vaadi.
Evvâb nedir? Meab; Allah’ın Zat'ı, sığınaktır. Âli İmrân 14’te: "Allah’ın katında en güzel sığınak Allah’ın Zat'ıdır."
3/ÂLİ İMRÂN-14 Zuyyine lin nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en’âmi vel hars(harsi), zâlike metâul hayâtid dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂB(meâbi).
İnsanlara, "kadınlara, oğullara, kantar kantar biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, hayvanlara ve ekinlere olan sevgiden oluşan" şehvetleri (aşırı düşkünlükleri) güzel gösterildi. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Ve Allah, O'nun katındaki en güzel sığınaktır.
Evet, Allah O'nun katında en güzel sığınaktır. O'nun katında en güzel sığınak Allah’ın Zat'ıdır. İşte bu âyet-i kerimede meab Allah’ın Zat'ı, sığınaksa, evvâb da o sığınağa ulaşmış olan kişidir. Hafîzun kimdir? Hafîzun da 12 tane ihsanla mürşidine tâbî olan, başların üzerinde devrin imamının ruhunu bir muhafız olarak taşıyanlardır.
Şimdi kardeşimiz diyor ki: "Burada sen Kaf 32’yi söylüyorsun ama biz devrin imamından bahsediyorsun. Hiç de orada bir devrin imamı yok." Evet gerçekten bakarsan öyle. Ama şimdi bakın bu âyetle birlikte hangi âyetleri devreye almamız lâzım? Şuarâ Suresinin 215. âyeti ve Ra'd Suresinin 11. âyet-i kerimesini almamız lâzım. Şuarâ 215’te: "Mü’minlerden sana tâbî olan kimselere kanatlarını ger."
26/ŞUARÂ-215 Vahfıd cenâhake li menittebeake minel mu’minîn(mu’minîne).
Ve mü’minlerden, sana tâbî olan kimselere kanatlarını ger.
Öyleyse sahâbeden kim 12 tane ihsanla Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e tâbî olmuşsa, Allahû Tealâ O'na (Resûl'üne) diyor ki: "O sana tâbî olanlara kanatlarını ger." Bu kanatlar, mürşidin ruhunun sağdan soldan onu kuşatmasıdır. Allahû Tealâ bunu aynı zamanda Hicr Suresinin 88. âyet-i kerimesinde de açıklıyor. Hicr 88’de ne diyor Allahû Tealâ?
"Sana tâbî olan mü’minlere kanatlarını ger, sağdan soldan onu koru."
15/HİCR-88 Lâ temuddenne ayneyke ilâ mâ metta’nâ bihî ezvâcen minhum ve lâ tahzen aleyhim vahfıd cenâhake lil mu’minîn(mu’minîne).
Onlardan bir kısmına çifter çifter (bol bol) met’a olarak verdiğimiz şeylere gözlerini dikme. Onlar için mahzun olma. Mü’minlere (kalplerine îmân yazılmış olan kimselere) kanatlarını indir (mutevazi ol, himaye et).
Ama Ra'd 11’de bu ruhun bir muhafız olduğunu buyuruyor: "Onları (o kavimdekileri) önünden ve arkasından (önden arkaya doğru uzanan) takip edenler (devrin imamlarını koruyan muhafız melekler) vardır. Allah’ın emrinden olup, onları korurlar."
3/RAD-11 Lehu muakkibâtun min beyni yedeyhi ve min halfihî yahfezûnehu min emrillâh(emrillâhi), innallâhe lâ yugayyiru mâ bi kavmin hattâ yugayyirû mâ bi enfusihim, ve izâ erâdallâhu bi kavmin sûen fe lâ meredde lehu, ve mâ lehum min dûnihî min vâl(vâlin).
Onları (o kavimdekileri), önünden ve arkasından (önden arkaya doğru uzanan) takip edenler (devrin imamlarını koruyan muhafız melekler) vardır. Allah’ın emrinden olup, onları korurlar. Muhakkak ki; Allah, onlar nefslerinde olan şeyi (hidâyette kalma konusundaki niyetlerini) bozmadıkça, bir kavimde olan şeyi bozmaz (devrin imamının ruhunu başlarının üzerinden almaz). Ve Allah, bir kavme ceza vermeyi dilediği zaman, artık onu reddedecek (mani olacak kimse) yoktur. Ve onlar için, ondan başka koruyan bir dost yoktur.
O zaman devrin imamın ruhu o kişi için bir muhafız mı, bu âyet-i kerimeye göre? Evet. Evvâbtır; Allah’ın Zat'ına ulaştığı için. Hafîzundur; devrin imamının ruhunu başının üzerine taşıdığı için. Allah razı olsun.