Muhterem Hocam, kafamın içinde sürekli kötü düşünceler, fısıltılar var. Onu nasıl susturabilirim?
Soru
Muhterem Hocam, kafamın içinde sürekli kötü düşünceler, fısıltılar var. Onu nasıl susturabilirim?
Cevap
Çok basit. Çok kolay. O kadar kolay ki kalpten Allah’a ulaşmayı dileyeceksiniz ve kalpten Allah’a ulaşmayı dilediğiniz an zikretmeye başlayacaksınız. Ama o zikrin, Allah’ın gücünü, muhtevasını alan tesirini içinizde hissetmek istiyorsanız mutlaka mürşide tâbî olacaksınız.
Çünkü sizi şeytana karşı galip getiren nesne iki çift nurdur. Birisi rahmet ve salavât, birisi rahmet ve fazl. Rahmet taşıyıcı, fazl kalıcı, salavât bağlayıcı. Üç çeşit nur sizin üzerinize fonksiyon icra ediyor. Bu üç çeşit nuru devamlı yanınıza almak istiyorsanız sadece “Allah” demeniz kâfi. Allah, Allah, Allah...
İşte âyet-i kerimeyi hemen söyleyelim sizlere. Allahû Teâlâ Müzzemmil Suresi’nin 8. âyet-i kerimesinde:
73/MUZZEMMİL-8 Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).
Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
“Rabbinin ismini zikret.” Rabbimizin ismi Allah. Onu devamlı tekrar et.
“Biz nasıl mutlu olabiliriz?” diye sual mi soruyorsunuz? Cevabı yine Kur’ân-ı Kerim’de. Allahû Teâlâ Ra’d Suresi’nin 28. âyet-i kerimesinde ne diyor?
13/RAD-28 Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb(kulûbu).
Onlar, âmenûdurlar ve kalpleri, Allah’ı zikretmekle mutmain olmuştur. Kalpler ancak; Allah’ı zikretmekle mutmain olur, öyle değil mi?
“Onlar âmenû oldular, yani Allah’a ulaşmayı dilediler ve Allah’ı zikretmeye başladılar. Çünkü kalpler sadece Allah’ı zikretmekle mutmain olur.”
Yani insanın mutluluğu zikirledir. İnsanla Allah arasındaki en büyük ilişki zikirdir. Zikirdir. Zikirdir. Ankebût Suresi’nin 45. âyet-i kerimesinde zikir namazdan da büyüktür. Zikir, Kur’ân-ı Kerim tilâvetinden de büyüktür. Zikir en büyük ibadettir.
29/ANKEBÛT-45 Utlu mâ ûhıye ileyke minel kitâbi ve ekımıs salât(salâte), innes salâte tenhâ anil fahşâi vel munker(munkeri), ve le zikrullâhi ekber(ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn(tasneûne).
Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikâme et (namazı kıl). Muhakkak ki salât (namaz), fuhuştan ve münkerden nehyeder (men eder). Ve Allah’ı zikretmek mutlaka en büyüktür. Ve Allah, yaptığınız şeyleri bilir.
İşte Resûlullah’ın da zikrettiği hadîste ifade ettiği gibi, herşeyin başı İslâm, orta direği namaz ama doruk noktası cihattır. Yani nefsinize karşı Allah ismini tekrar etmenizdir.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizî, İman 8; İbn Mâce, Fiten 12; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 231, 236, 237.
"Sana bütün işlerin başını, ana direğini ve doruk noktasını bildireyim mi? İşin başı İslâm, direği namaz, doruğu cihaddır."
Şimdi sevgili kardeşlerim, o fısıltılar size geldiği zaman siz kendi kendinize, düşüncenizle onlardan kurtulmaya çalışırsanız asla kurtulamazsınız. Eski Allah dostları hep şunu söylemişler: Siz çok sevdiğiniz dostunuzu ziyaret etmeye gidiyorsunuz ama kapısının önünde bir köpek var. Devamlı size havlıyor ve bırakmıyor, oraya gidesiniz. Onunla nasıl mücadele edersiniz? Taşla, sopayla, vesaire vesaire... Bunların hiçbirisi kâr etmez. Devamlı mağlup olursunuz. Ama tek bir şeyle galip olursunuz: O köpeğin sahibini çağırmakla. O köpek misali o İblis’tir, şeytandır. Devamlı size vesvese verir. Onun sahibi de Allah’tır. Siz Allah’ı çağırdığınız an o defolup gidecektir ve siz, Sahibiniz olan Allah’a günbegün O’nu çağırarak, O’ndan aldığınız yardımla ulaşabilirsiniz.
Öyleyse kafanızda sürekli dolaşan kötü düşünceleri, vesveseleri, şeytanın fısıltılarını susturmak istiyorsanız kalpten Allah’a ulaşmayı dileyip Allah’ın hacet namazıyla gösterdiği mürşide, doktorunuza tâbî olduktan sonra zikirle bunu başarabilirsiniz. Zikir, zikir, zikir. Zikir ibadetlerin sultanıdır. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) onun için ne buyuruyor? “Şeytanın kapısını zikirle kilitleyiniz.”
Düşmanımız şeytandır. Dışımızdaki bütün insanlar bizim kardeşimizdir, dostumuzdur sevgili kardeşlerim, bir bilseniz o kadar herşey güzel ki tarifi gayrimümkünsüz. Kalpten Allah’a ulaşmayı dileyip mürşidinize tâbî olduktan sonra zikretmeye başlarsanız: “Yahu, herşey çok mu güzel, yoksa bana mı öyle geliyor?” diye siz de terennüm etmeye başlarsınız. Ve ulaştığınız herkese sadece sevgiyle bakarsınız. Sevgiyi verirsiniz, onu mutlu edersiniz ve Allah’tan o mutlulukları alırsınız. “İyilik yap, denize at. Balık bilmese Hâlık bilir.” düsturuyla siz bu dünyada huzuru, mutluluğu yaşarsınız. Ve bu dünyanın en büyük ihtiyacı, insanların ihtiyacı bu huzur ve saadettir sevgili kardeşlerim.
Kaosun arkasında şeytan olan düşman var. Kaosun arkasında İlluminati var. Kaosun arkasında sadece ve sadece, bilmeden bindiği dalı kesen, Allah’a ulaşmayı dilemeyen, başkasının dilemesine mâni olan insan şeytanlar, cin şeytanlar var. Siz kendinizi insan şeytandan ve cin şeytandan korumak istiyorsanız sadece kalpten Allah’a ulaşmayı dileyeceksiniz.
İşte Büyük Patlama’yla Allah’ın yarattığı kâinat. Ve bu kâinatta Allah’ın en üst seviyedeki sevgilisi, Allah’ın Resûlü, Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) “Seni başka bir şey için değil, âlemlere rahmet olarak gönderdik.” İşte Enbiyâ 107 bunu söylüyor.
21/ENBİYÂ-107 Ve mâ erselnâke illâ rahmeten lil âlemîn(âlemîne).
Seni Biz, sadece âlemlere rahmet olarak gönderdik.
Kaç tane âlem? 6 âlem. Bir de 7.'si, Allah’ın ilim ve rahmetiyle herşeyi kuşatması. İlim ve rahmetiyle herşeyi kuşatan Rabbimiz, herşeyi ama herşeyi insan için yaratmış. Ve bizden istediği bir tek şey: Allah’a ulaşmayı dilememiz, Allah’a dost olmamız ve mutlulukları yaşamaya başlamamız.
İşte 14 asır evvel sahâbe bunu yaşadı. Hz. İsa’ya tâbî olan havariler bunu yaşadı. Hz. Musa’ya tâbî olan rabbânîler bunu yaşadı. Bütün peygamberler bu mesajı getirdi. Allah sevgisi ve insan sevgisiyle dorukları yaşayan mutluluklar sizlerin olsun sevgili kardeşlerim. Öyleyse tek noktadan başlayan yaratılış zinciri. Hz. Ali onun için diyor: “Fâtiha’nın sırrı Bismillahirrahmanirrahîm. Onun da sırrı ‘B’. ‘B’nin de en alt noktası o benim.” diyor. Evet, tek noktadan başlayan bir yaratılış zinciri...
Allah kâinatı enerjiyle yarattı. Ve enerjiyle yarattığı kâinatta insandan istediği tek şey, sevgiyi öğrenmesini, sevgiyi yaşamasını ve sevgiyi öğretmemizi bizden istiyor. “En hayırlınız, Kur’ân-ı Kerim’i öğrenen ve öğretendir.”
Diğer ülkelerde yapmış olduğumuz konferanslarda bazıları bize şu suali sordu: “Kur’ân-ı Kerim’de siz hep sevgiyi anlatıyorsunuz da Kur’ân-ı Kerim bir sevgi kitabı değildir.” dediği zaman biz onlara şunu söylüyoruz: Kur’ân-ı Kerim bir sevgi kitabıdır. Hangi âyete dayalı olarak söylüyoruz? Bakın, hemen cevap vereyim size. Âli İmrân Suresi’nin 119. âyet-i kerimesi ne diyor?
3/ÂLİ İMRÂN-119 Hâ entum ulâi tuhıbbûnehum ve lâ yuhıbbûnekum ve tu’minûne bil kitâbi kullihi, ve izâ lekûkum kâlû âmennâ, ve izâ halev addû aleykumul enâmile minel gayz(gayzi), kul mûtû bi gayzikum, innallâhe alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
İşte siz (mü'minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îmân edersiniz. Ve sizinle karşılaşınca “Biz îmân ettik.” dediler, yalnız kaldıkları zaman, size karşı öfkelerinden parmak uçlarını ısırdılar. De ki: “Öfkenizden ölün.” Muhakkak ki Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.
“Ey sahâbe! İşte siz mü’minler böylesiniz. Siz onları seversiniz, onlar sizi sevmezler. Siz kitabın tamamına îmân edersiniz.”
İşte Kur’ân-ı Kerim’i öpüp başına koyan, Kur’ân-ı Kerim’e bütünüyle îmân eden, Kur’ân-ı Kerim’i öğrenen ve öğreten insanlar, onlar Allah’ın yarattığı bütün mahlûkatı Allah’tan dolayı severler. “Yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü.”
İşte Yûnus’un ifadesiyle:
“Hayat sevgiden ibaret.
Gelin tanış olalım,
İşi kolay kılalım,
Sevelim, sevilelim.
Bu dünya kimseye kalmaz.”
Muhterem misafirler, sevgili kardeşlerim, Kur’ân’ın kendisine indirildiği Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V), Allah Resûlü ne buyuruyor? “Allah’ın ni’metlerinden dolayı seviniz. Beni de Allah’tan dolayı seviniz. Sahâbemi de benden dolayı seviniz."
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizî, Menâkıb, 31/3789; İhyâ’u Ulûmi’d-Dîn, Huccetü’l-İslâm, İmam Gazâlî, cilt 4, s. 594
“Allahû Tealâ’yı, size verdiği ni’metlerden dolayı sevin. Beni, Allah’ı sevdiğiniz için sevin. Ehl-i Beyt’imi de Beni sevdiğiniz için sevin.”
İnsanla Allah arasındaki ilişki tamamen sevgiye dayalı. Eğer korkuyu ifade edecekseniz bu korku, sevginin kaybedilmesi korkusudur.
Bir anne düşünün. Dünyaya getirdiği oğlunu çok seviyor. İki yaşında. Anne mutfakla meşgul olurken dış kapı açık. Çocuk, görmeden sokağa çıkmış. Annenin yüreği pırpır ediyor korkudan: “Acaba çocuğumun başına bir şey geldi mi?” Annenin çocuğa duyduğu bu korku neyin korkusu? Ona olan sevgisinin kaybedilmesi korkusudur.
Öyleyse Allah’la aramızdaki ilişki tamamen sevgiye dayalıdır. Sevgiye dayalıdır. Sevgiye dayalıdır. Allah korkusu sadece o sevginin kaybedilmesi korkusudur.
Kâinatın en büyük sırrı, Kur’ân’ın da ifadesiyle, İncil’in de ifadesiyle, Tevrat’ın da ifadesiyle, elimizde mevcut olan bütün kutsal kitapların ifadesiyle sevgidir. Sevgidir. Sevgidir.
Eğer ekranda kardeşimiz size gösterebilirse, Luka 27:29’da bakın ne diyor Allahû Teâlâ: “Düşmanlarınızı sevin...”"