Muhterem Hocam, kalpten Allah’a ulaşmayı diledikten sonra bahsettiğiniz değişiklikleri yaşayamamanın sebebi ne olabilir? Açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, kalpten Allah’a ulaşmayı diledikten sonra bahsettiğiniz değişiklikleri yaşayamamanın sebebi ne olabilir? Açıklar mısınız?

Cevap

Dilden söyleyip de o dilin söylediği kalbe inmediyse Allah Rahîm esmâsıyla tecelli etmez. Ve o kişi hiçbir zaman Allah’ın güzelliklerini yaşayamaz, işte dilin söylediği kalpte olmayanlar. Ama dilin söylediğini kalbin tasdik ettiğini, yani dille ikrar, kalben tasdik: Öyleyse kalpten olan şeyi, dilin ikrar etmesi lâzım. Bir insan kalpten Allah’a ulaşmayı dilemedikçe, mürşidine ulaşsa, tâbî olsa dahi ona bir fayda sağlamaz. Ama kalpten ulaşmayı diler de kalben tasdik eder, mürşid önünde de ikrar ederse, o kurtuluştadır. Ama şimdi tersini söyleyelim; kalplerinde olmayan, diliyle söyleyenler: Kişi diliyle ikrar ediyor ama o dilin söylediği kalbinde yok.

DİLİNİN SÖYLEDİĞİ KALBİNDE OLMAYANLAR Mâide 41: Ey Resûl! Ağızlarıyla îmân ettik deyip, kalpleri îmân etmeyenlerden küfürde yarışanlar seni üzmesin.... Hucurât-14: Araplar: “Biz âmenû olduk.” dediler. (Onlara) de ki: “Siz âmenû olmadınız (Allah’a ulaşmayı dilemediniz). Fakat: “Teslim olduk.” deyin. Kalplerinize (içine) îmân girmedi... Âli İmrân-167: ...onlar, îmândan çok küfre yakındırlar. Onlar, kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlar... Fetih-11: Araplardan muhallefunlar (geride kalanlar), sana: “Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti. Artık bizim için mağfiret dile.” diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar... Munâfıkûn-1: ...“Biz şehadet ederiz. Muhakkak ki sen, gerçekten Allah’ın Resûl’üsün.” dediler. Ve Allah, muhakkak ki senin, gerçekten Kendisinin Resûl’ü olduğunu biliyor. Ve Allah şehadet eder ki, münafıklar gerçekten yalancıdırlar. Hadîs-i Şerif: “...Bu kimsenin soyundan öyle bir kavim türeyecek ki, onlar Kur’ân’ı okuyacaklar fakat Kur’ân’ın tatlılığı onların gırtlaklarından öteye geçmeyecek...” Müslim 1064/143, Buharî 6123, 6124, Ebu Davud 4764

DİLİNİN SÖYLEDİĞİ KALBİNDE OLANLAR Bakara-45: Sabırla ve namazla istiane isteyin. Ve muhakkak ki o huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir. Bakara-46: Onlar ki, Rab’lerine muhakkak mülâkî olacaklarına ve O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar. En’âm-125: Öyleyse Allah kimi Kendisine ulaştırmayı dilerse onun göğsünü yarar ve (Allah’a) teslime açar... En’âm-36: (Davete) ancak işitenler icabet eder. Ve Allah, ölüleri (ölü olan sem’î isimli işitme hassasını, ölü olan fuad isimli idrak hassasını, ölü olan basar isimli görme hassasını) diriltir... Enfâl-29: Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan sahibi kılar! Ve sizden günahlarınızı örter ve size mağfiret eder. Hacc-54: Ve kendilerine ilim verilenlerin onun söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, O’na îmân etmeleri, onların kalplerinin O’nu idrak etmesi içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları mutlaka Sıratı Mustakîm’e hidâyet edendir. Kaf-33: gaybda Rahmân’a huşû duyanlar ve münîb (Allah’a ulaşmayı dileyen) bir kalple (Allah’ın huzuruna) gelenler (için).

İster Mâide 41: “Ağızlarıyla îmân ettik deyip kalplere îmân etmeyenler.” Hucurât 14 ve diğer bütün bu âyetler bize kalpten ulaşmayı diledikten sonra bahsettiğimiz değişiklikleri yaşayamamanın sebebi o kişinin dili kalbe indirmediğinin ifadesidir.

O kişinin dilinin söylediği kalbinde yoksa bu değişiklikleri yaşayamaz. Allah Rahîm esmâsıyla tecelli edemez.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 20 Ekim 20263 dk okuma0