Muhterem Hocam, kalbi çürüten veya bozan şeyler nelerdir, açıklayabilir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, kalbi çürüten veya bozan şeyler nelerdir, açıklayabilir misiniz?
Cevap
Kalbi çürüten şeyler kalpteki hastalıklardır. Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerîm’de kalp açısından kalbi kâsiyet bağlayanlar ve kalbi hasta olanlardan bahsediyor. Hacc Sûresinin 53. âyet-i kerimesinde:
22/HACC-53: Li yec’ale mâ yulkış şeytânu fitneten lillezîne fî kulûbihim maradun vel kâsiyeti kulûbuhum, ve innez zâlimîne le fî şikâkın baîd(baîdin).
Kalplerinde maraz (hastalık) olan ve kalpleri kâsiyet bağlamış olanlara, şeytanın ilka ettiği şeyi fitne kılmak içindir. Ve muhakkak ki zalimler, elbette uzak bir ayrılık içindedirler (Sıratı Mustakîm’den uzaklaşmışlardır).
“Li yec’ale mâ yulkış şeytânu fitneten lillezîne fî kulûbihim maradun vel kâsiyeti kulûbuhum” Bu şeytanın ilkaları kalpleri hasta olanlarla kalbi kâsiyet bağlayanlar içindir. Yani şeytanın söylediklerine kimler kapı açar? Kalbi hasta olanlar ve kalbi kâsiyet bağlayanlar.
Kalbi hasta olanların fesat çıkaranlar olduğunu görüyoruz. Kalbi kâsiyet bağlayanlar da, seçilmesine rağmen dünya hayatını yaşarken Allah’a ulaşmayı dilemeyenler; ölüme kadar dilemeyen ve böylece zikirsizlik sebebiyle kalbi katılaşan kişilerdir. Allahû Tealâ bunları âyetlerde bir bir bildiriyor.
Kalbi hasta olanların fesat çıkaranlar olduğunu Bakara Sûresinin 10, 11, 12 ve 13 âyetlerinin muhtevasında ifade ediyor:
2/BAKARA-10: Fî kulûbihim maradun, fe zâdehumullâhu maradâ ve lehum azâbun elîmun bi mâ kânû yekzibûn.
Onların kalplerinde maraz (hastalık) vardır. Allahû Tealâ da bu sebeple onların hastalığını artırdı. Tekzip etmiş olmaları sebebiyle onlar için elîm bir azap vardır.
2/BAKARA-11: Ve izâ kîle lehum lâ tufsidû fîl ardı, kâlû innemâ nahnu muslihûn.
Onlara: “Yeryüzünde fesat çıkarmayın!” denildiğinde: “Biz sadece ıslâh ediciyiz.” dediler.
2/BAKARA-12: E lâ innehum humul mufsidûne ve lâkin lâ yeş’urûn.
Gerçekten onlar, fesat çıkaranlar, ancak farkında değiller.
2/BAKARA-13: Ve izâ kîle lehum âminû kemâ âmenen nâsu kâlû e nu’minu kemâ âmenes sufehâu, e lâ innehum humus sufehâu ve lâkin lâ ya’lemûn.
Ve onlara: “İnsanların inandıkları gibi siz de âmenû olun (Allahû Tealâ’ya ulaşmayı dileyin).” denildiğinde: “O sefihlerin îmân ettiği gibi mi âmenû olalım?” dediler.
“Fî kulûbihim maradun, fezâdehumullâhu maradâ”: Kalplerinde hastalık vardır ve Allahû Tealâ onların hastalıklarını artırmıştır. “Lehum azâbun elîmun bimâ kânû yekzibûn”: Yalanlamalarından dolayı elîm bir azap vardır onlar için.
Bakara 11: “Onlara yeryüzünde fesat çıkarmayın denildiğinde” kâlû innemâ nahnu muslihûn: Bunlar faydasız ilmin sahipleri, devamlı fesat çıkaranlar, emaniyye ile meşguldürler; ama onlara “Fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Emaniye bilgileri insanlara söylemekle biz onları ıslah ediyoruz.” diyorlar.
Bakara 13: “İnsanların inandığı gibi siz de âmenû olun, Allahû Tealâ’ya ulaşmayı dileyin.” denildiği zaman “Biz o akılsızların îmân ettiği gibi mi olalım?” diyorlar.
Bakara 12’de “Humul mufsidûne ve lâkin lâ yeş’urûn”: Onlar fesat çıkaranların ta kendileridir, ancak farkında değiller.
Kalbi tamamen çürüten olay kesinlikle kalpteki hastalıklar ve fesat çıkarmaktır.
Kalbi bozan şeyler ise zikirsizlik sebebiyle kişinin kalbinin kâsiyet bağlaması söz konusu. Her iki hâl de kişinin cehenneme gitmesine sebebiyet verir. Allahû Tealâ razı olsun.