Muhterem Hocam, kalbin kasiyet bağlaması ne demektir? Bu insanlar için 'işitmeyenler ve davete icabet etmeyenler' diyebilir miyiz?
Soru
Muhterem Hocam, kalbin kasiyet bağlaması ne demektir? Bu insanlar için 'işitmeyenler ve davete icabet etmeyenler' diyebilir miyiz?
Cevap
Allahû Tealâ Cinn Suresinin 14, 15 ve 16. âyet-i kerimelerinde bakın ne buyuruyor: “Bizden teslim olanlar da var, bizden kalbi kasiyet bağlayanlar da var.”
72/CİNN-14 Ve ennâ minnel muslimûne ve minnel kâsitûn(kâsitûne), fe men esleme fe ulâike teharrev reşedâ(reşeden). Ve gerçekten bizden, (Allah’a) teslim olanlar da var ve bizden kasitun (kalpleri kasiyet bağlamış) olanlar da var. Artık kim (Allah’a) teslim olmuşsa işte onlar, irşad olmayı (nefsin ve iradenin teslimini) arayanlardır (dileyenlerdir).
72/CİNN-15 Ve emmel kâsitûne fe kânû li cehenneme hatabâ(hataban). Ve lâkin, kasitun olanlar (kalpleri zikirsizlikten kasiyet bağlayanlar), işte onlar cehenneme odun oldular.
72/CİNN-16 Ve en levistekâmû alât tarîkati le eskaynâhum mâen gadekâ(gadekan). Ve eğer onlar, tarikat üzere olarak (Allah’a) yönelselerdi, onları mutlaka bol su (rahmet) ile sulardık (bol bol rahmet ulaştırırdık) ki.
Teslim olanlar kimler, kalbi kasiyete bağlayanlar kimler? 2 grup da seçilmiş. Bunlar, seçilenler. Bu seçilenlerden bir grubu Allah’a ulaşmayı diliyor, teslimi gerçekleştiriyor. Diğer grup da, o da seçilmiş ama kalbi kasiyete bağlayan birisi. İşte: "Bizden teslim olanlar da var, bizden kalbi kasiyete bağlayanlar da var.” Teslim olanlar kimlerdir? Onlar (teslim olanlar), mürşidlerini arayan insanlardır. Hangi âyet-i kerimeye göre teslim olmuşlar? Neml 81 ve Rûm 53. İki âyete bakacak olursak net olarak anlayacağız.
Neml 81’de Allah şöyle buyuruyor: “Sen körleri dalâletlerinden çevirip hidâyete erdirecek değilsin. Sen ancak âyetlerimize inananlara işittirebilirsin. Onlar Bize teslim olanlardır.”
27/NEML-81 Ve mâ ente bi hâdîl umyi an dalâletihim, in tusmiu illâ men yu’minu bi âyâtinâ fe hum muslimûn(muslimûne). Ve sen, körleri dalâletlerinden (çevirip) hidâyete erdirecek değilsin. Sen, ancak âyetlerimize inananlara işittirebilirsin. İşte onlar, teslim olanlardır.
Öyleyse ilk 1. safha teslim nedir? Âyetlere îmân etmek. Evet, âyetlere îmân etmek. Âyetlere îmân edenler, onlar teslim olanlardır.
Rûm 53: “Sen körleri dalâletlerinden kurtarıp hidâyete erdirecek değilsin. Sen ancak âyetlerimize îmân edenlere duyurursun. İşte onlar teslim olanlardır.”
30/RÛM-53 Ve mâ ente bi hâdil umyi an dalâletihim, in tusmiu illâ men yu’minu bi âyâtinâ fe hum muslimûn(muslimûne). Ve sen, körleri dalâletlerinden kurtarıp hidâyete erdirecek değilsin. Sen ancak âyetlerimize îmân edenlere duyurursun. İşte onlar teslim olanlardır.
Öyleyse 1. safha teslim istisnasız Allah’a ulaşmayı dilemekle başlıyor ve ancak kimlerdir onlar? Âyetlere îmân edenler. Onlar teslim olanlardır. 3. basamakta kişi Allah’a ulaşmayı diliyor ve dilediği an Allahû Tealâ Rahîm esmasıyla tecelli ediyor ve Enfâl Suresi’nin 29. âyet-i kerimesi gereğince peş peşe ona mutlak surette 7 furkan veriyor. O kişi nasıl birisidir? O kişi artık gören, işiten ve idrak eden birisidir. Neyi görüyor ve neyi görmüyor?
Sevgili kardeşlerim, başlangıç noktasında şu dünya üzerinde yaşayan insanlar arasında şeytanın dostları da var, Allah’ın dostları da var. Şeytanın dostları tagutlar da var, Allah’ın dostları velî mürşidler de var. Ama insanlar kör, sağır, dilsiz oldukları zaman bunlar ne yapamıyorlar? Ayırt edemiyorlar. Fakat kim kalben Allah’a ulaşmayı dilerse o zaman o Allah’ın dostunu şeytanın dostundan ayırt ediyor, farkına varıyor. “Evet, bu alelade birisi değil, Allah’ın dostu.” diyor. Allahû Tealâ niçin bunu yapıyor? Daveti kabul ettiği zaman Rahîm esmasıyla tecelli ediyor, gözündeki hicab-ı mestureyi alıyor, kulaklarındaki vakrayı alıyor, kalbindeki ekinneti alıyor. Kulaklardaki vakrayı alınca o kişi âyetleri tilâvet ettiği zaman âyetlerin mânâsına varıyor, Kur’ân’ı anlamaya başlıyor. Âyetlerin mânâsına vardığı zaman kulak işittiğini kalbe boşaltıyor. O zaman o kişi ne yapıyor? Âyetlerin manasına vardıktan sonra ihbatı da koymuşsa o kişi artık akledenlerden oluyor. Aklettiği zaman hem anlıyor Kur’ân-ı Kerim’i hem akıl ediyor. O zaman Allahû Tealâ ne yapıyor? Ona mürşidini mürşid olarak gösteriyor.
Cinn Suresinin 15. âyet-i kerimesi ne diyor? Allahû Tealâ diyor ki: “Kalbi kasiyet bağlayanlar, onlar cehenneme odun olacaklardır.”
72/CİNN-15 Ve emmel kâsitûne fe kânû li cehenneme hatabâ(hataban). Ve lâkin, kasitun olanlar (kalpleri zikirsizlikten kasiyet bağlayanlar), işte onlar cehenneme odun oldular.
Bunlar seçilmişler ama seçilmelerine rağmen Allah’a ulaşmayı dilemiyorlar. Dilemeyince kalpleri günbegün kararıyor, sertleşiyor, kasiyet bağlıyor. Ama Cinn 16’da: “Eğer onlar tarikat üzere olsalardı (Allah’a ulaşmayı dileyip, Allah’ın kendileri için tayin ettiği mürşide tâbi olsalardı) onların doyabilecekleri kadar Biz onlara rahmet tattırırdık.”
72/CİNN-16 Ve en levistekâmû alât tarîkati le eskaynâhum mâen gadekâ(gadekan). Ve eğer onlar, tarikat üzere olarak (Allah’a) yönelselerdi, onları mutlaka bol su (rahmet) ile sulardık (bol bol rahmet ulaştırırdık) ki.
Öyleyse sevgili kardeşlerim, demek ki “Mü'min kulağından sulanır.” sözü bu âyetlerle örtüşüyor.