Muhterem Hocam, “Kalbinde zerre kadar îmânı olan cennete gider.” sözünü yalanlayan âyet veya âyetler hangileri olabilir, açıklayabilir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, “Kalbinde zerre kadar îmânı olan cennete gider.” sözünü yalanlayan âyet veya âyetler hangileri olabilir, açıklayabilir misiniz?
Cevap
Sevgili kardeşim, Hucurât Suresinin 14. âyet-i kerimesi diyor ki:
49/HUCURÂT-14: Kâletil a’râbu âmennâ, kul lem tu’minû ve lâkin kûlû eslemnâ ve lemmâ yedhulil îmânu fî kulûbikum, ve in tutîullâhe ve resûlehu lâ yelitkum min a’mâlikum şey’â(şey’en), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Araplar: “Biz âmenû olduk.” dediler. (Onlara) de ki: “Siz âmenû olmadınız (Allah’a ulaşmayı dilemediniz). Fakat: “Teslim olduk.” deyin. Kalplerinize (içine) îmân girmedi. Ve eğer Allah’a ve O’nun Resûl’üne itaat ederseniz (Allah’a ulaşmayı dilerseniz), amellerinizden bir şey eksiltmez. Muhakkak ki Allah, Gafur’dur, Rahîm’dir.”
“Kalbinize îmân girmedi.” sözü, kesinlikle o insanların “Kim ‘lâ ilâhe illallah’ derse cennete girer.” olayını yalanlıyor. O kişi demiş ki “Ben inandım.”, “lâ ilâhe illallah” diyor; ama cennete gitmesi gereken bu kişiye Allahû Tealâ “Hayır, kalbine îmân girmedi.” diyor. Kalbinde îmân söz konusu değilse, küfürdeki bir insanın cennete gitmesi mümkün değil. Daha birçok âyet-i kerime var.
KALPLERİNDE OLMAYANI DİLLERİYLE SÖYLÜYORLAR
1. ÂLİ İMRÂN-167: …Onlar, îmândan çok küfre yakındırlar. Onlar, kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlar.”
MÂİDE-41: Ey Resûl! Ağızlarıyla îmân ettik deyip, kalpleriyle îmân etmeyenlerden küfürde yarışanlar seni üzmesin.
2. YÛNUS-7: Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
3. İSRÂ-44: 7 kat gökler ve yeryüzü ve onlarda bulunanlar, O’nu tesbih ederler. O’na hamd ile tesbih etmeyen bir şey yoktur. Ve fakat onların tesbihlerini siz fıkıh edemezsiniz…
İSRÂ-45: Sen Kur’ân’ı kıraat ettiğin zaman, seninle âhirete (ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicâb-ı mestûre kıldık.
4. CÂSİYE-23: Hevâsını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışâvet (perde) çekti…
5. FETİH-11: Araplardan muhallefunlar (geride kalanlar) sana: “Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti. Artık bizim için mağfiret dile.” diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleriyle söylüyorlar…
6. HUCURÂT-14: Araplar: “Biz âmenû olduk.” dediler. (Onlara) de ki: “Siz âmenû olmadınız (Allah’a ulaşmayı dilemediniz). Fakat “Teslim olduk.” deyin. Kalplerinize (içine) îmân girmedi.”
MUNÂFİKÛN-1: …“Biz şehâdet ederiz. Muhakkak ki sen gerçekten Allah’ın Resûl’üsün.” dediler. Ve Allah, muhakkak ki senin, gerçekten Kendisinin Resûl’ü olduğunu biliyor. Ve Allah şehâdet eder ki, münafıklar gerçekten yalancılardır.
7. HADÎS-İ ŞERİF: …“Bu kimsenin soyundan öyle bir kavim türeyecek ki, onlar Kur’ân’ı okuyacaklar fakat Kur’ân’ın tatlılığı onların gırtlaklarından öteye geçmeyecek…”
Kaynak: Müslim 1064/143, Buhârî 6123, 6124, Ebû Dâvûd 4764.
Bütün bu âyetlerde kişi söylüyor ama Yûnus Emre’nin de deyimiyle “içi kâfir, dışı Müslüman”, diliyle söylüyor ama kalbinde îmân yok.