Muhterem Hocam, kalpler her an Allah’ı düşünür, zikrederse insan değişir. Tasavvufa baktığımız zaman, Hz. Mevlânâ’nın hayatına baktığımız zaman hep hoşgörü politikasıyla geçmiş hay

Soru

Muhterem Hocam, kalpler her an Allah’ı düşünür, zikrederse insan değişir. Tasavvufa baktığımız zaman, Hz. Mevlânâ’nın hayatına baktığımız zaman hep hoşgörü politikasıyla geçmiş hayatı. İnsan zikir yaptıkça hoşgörüsü de artar mı?

Cevap

Evet. Âli İmrân suresinin 119. âyet-i kerimesinde: “Siz mü’minler böylesiniz. Siz onları seversiniz, onlar sizi sevmezler. Siz kitabın tamamına îmân edersiniz.”

ÂLİ İMRÂN-119: Hâ entum ulâi tuhıbbûnehum ve lâ yuhıbbûnekum ve tû’minûne bil kitâbi kullih(kullihi), ve izâ lekûkum kâlû âmennâ, ve izâ halev addû aleykumul enâmile minel gayz(gayzi), kul mûtû bi gayzikum, innallâhe alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).

İşte siz (mü'minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îmân edersiniz. Ve sizinle karşılaşınca "biz îmân ettik" dediler, yalnız kaldıkları zaman, size karşı öfkelerinden parmak uçlarını ısırdılar. De ki: "Öfkenizden ölün."Muhakkak ki Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.

Öyleyse bizi seveni sevmek herkesin işi. Marifet, bizi sevmeyeni de sevebilmektir. Enfüsî mutluluk zikirledir. Âfâkî mutluluk etraftaki insanları mutlu etmekle, sevmekle gerçekleşir.

İnsanlar hata yapabilirler. Allahû Tealâ hataların affedilmesi istikâmetinde bizlere nasihat veriyor, yol gösteriyor: “Artık affetsinler ve hoş görsünler.”

Tegâbun 14’te:

TEGÂBUN-14: Yâ eyhuhellezîne âmenû inne min ezvâcikum ve evlâdikum aduvven lekum fahzerûhum, ve in ta’fû ve tasfehû ve tagfirû fe innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).

Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı dileyenler)! Muhakkak ki, sizin zevcelerinizden ve evlâtlarınızdan size düşman olanlar vardır. Artık onlardan sakının. Ve eğer onları affeder, kusurlarına bakmazsanız ve bağışlarsanız, o takdirde muhakkak ki Allah; Gafur'dur, Rahîm'dir.

Eğer Allah’a ulaşmayı dileyen kişi varsa, o zaman eşi Allah’a ulaşmayı dilemiyorsa, çocuğu Allah’a ulaşmayı dilemiyorsa, Allahû Tealâ: “Onlardan sakının.” diyor. “Eğer onları affeder, kusurlarına bakmaz, bağışlarsanız o takdirde Allah Gafûr ve Rahîm’dir.”

"Artık affetsinler ve hoş görsünler." Bütün insanlar için Allah yolunda merhale katetmek, mesafe katetmek; zikir adı verilen müessesenin giderek artışıyla sağlanır. Unutmamak lâzım, 14 asır evvel bütün sahâbe daimî zikrin sahipleriydi. Hepsi birbirlerini hoşgörmeyi öğrenmişlerdi. Hepsi başkaları için yaşıyorlardı.

Mevlânâ Hazretleri: “Başkalarının kusurunu bağışlamakla gece gibi ol.” diyor.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ekim 2026Son güncelleme: 17 Ekim 20262 dk okuma2