Muhterem Hocam, Kalû Belâ’da Allahû Tealâ’ya verdiğimiz yemin, misâk, ahd şahit olduğumuz olayı neden unutmuşuz? Allahû Tealâ istediği için mi unuttuk yoksa nefsimizin unutkanlık â

Soru

Muhterem Hocam, Kalû Belâ’da Allahû Tealâ’ya verdiğimiz yemin, misâk, ahd şahit olduğumuz olayı neden unutmuşuz? Allahû Tealâ istediği için mi unuttuk yoksa nefsimizin unutkanlık âfetinden dolayı mı unuttuk, açıklar mısınız?

Cevap

"Sevgili kardeşim, Araf 172 ile Mâide 7’yi yan yana zikredersek unutulmanın ne anlama geldiğini de göreceğiz.

7/A'RÂF-172 Ve iz ehaze rabbuke min benî âdeme min zuhûrihim zurriyyetehum ve eşhedehum alâ enfusihim, e lestu birabbikum, kâlû belâ, şehidnâ, en tekûlû yevmel kıyâmeti innâ kunnâ an hâzâ gâfilîn(gâfilîne). Ve kıyâmet günü, gerçekten biz bundan gâfildik (gâfilleriz) dersiniz diye (dememeniz için), senin Rabbin, Âdemoğullarının sırtlarından onların zürriyetlerini aldığı zaman onları, nefsleri üzerine şahit tuttu. (Allahû Tealâ şöyle buyurdu): "Ben, sizin Rabbiniz değil miyim?" Dediler ki: "Evet, (Sen, bizim Rabbimizsin), biz şahit olduk."

5/Mâide-7 Vezkurû ni’metellâhi aleykum ve mîsâkahullezî vâsekakum bihî iz kultum semi’nâ ve ata’nâ vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe alîmun bizâtis sudûr(sudûri). Allah’ın, sizin üzerinizdeki nimetini ve: "İşittik ve itaat ettik" dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misâkınızı hatırlayın. Allah’a karşı takvâ sahibi olun, Muhakkak ki Allah göğüslerde (sinelerde) olanı en iyi bilir.

Allahû Tealâ Âdem (A.S)’ın zahrında onun bütün zürriyetini yaratıp "eşhedehum alâ enfusihim"; fizik vücut ve ruhların, nefislerin üzerine şahit tutarak “E lestü birabbikum: Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” nefsler de “Kâlû" dediler ki "belâ” ve ruh, fizik vücutta "şehidnâ". “En tekûlû yevmel kıyâmeti innâ kunnâ an hâzâ gâfilîn: Kıyamet günü bizim bundan haberimiz yoktu demeyesiniz diye.”

Şimdi kıyamet günü gerçekten “Biz bundan gâfildik” dersiniz, dememeniz için senin Rabbin Âdemoğullarının sırtlarından onların zürriyetlerini alıyor ve “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” Bu hatırlatmayı Mâide 7’de açıklıyor. Ne diyor Allahû Tealâ: “Vezkurû ni’metellâhi aleykum: Allah’ın sizin üzerinizdeki ni‘metini ‘İşittik ve itaat ettik’ dediğiniz zaman onunla sizi bağladığı misâkinizi hatırlayın.” Burada hatırlatıyor “hatırlayın” diyor.

Ne yapmışız? “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” dediği zaman hepimiz “Kalû belâ” diyoruz. Allahû Tealâ “Sözlerimi işittiniz mi?” biz “iz kultum semi’nâ: işittik" diyoruz, "Öyleyse itaat edin". Ruhumuz Allah’a misâk veriyor, fizik vücudumuz Allahû Tealâ’ya ahd veriyor, nefsimiz Allah’a yemin veriyor; teslim olacağına dair. Evet ruh misâk veriyor, nefsimiz yemin veriyor ve fizik vücut Allahû Tealâ’ya ahd veriyor teslim olacağına dair. Misâk, ahd ve yemin hatırlatılması işte Allahû Tealâ burada bunu verdiğimizi bize hatırlatıyor.

Ve bir kere daha Allah’ın Katı'ndan gelen hidayetçilerin bunları bize hatırlatması hangi âyet-i kerimelerde? Allahû Tealâ:

MİSAK, AHD VE YEMİN’NİN HATIRLATILMASI

MİSAK

1. RA'D – 20 Onlar, Allah’ın ahdini ifa ederler (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah’a teslim ederler). Ve misaklerini (diğer teslimlerle birlikte iradelerini de Allah’a teslim edeceklerine dair misaklerini) bozmazlar.

2. RA'D – 21 Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.

AHD

3. YÂSÎN – 60 Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.

4. YÂSÎN – 61 Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.

YEMİN

5. MUDDESSİR-38 Bütün nefsler, iktisap ettikleri (kazandıkları) dereceler sebebiyle (karşılığı olarak) rehinedirler (bağlıdırlar).

6. MUDDESSİR-39 Yemin sahipleri (yeminlerini yerine getiren nefsler) hariç.

7. MUDDESSİR-40 Onlar cennetlerdedir. (Diğerlerine) sorarlar.

Bunlar misâk, ahd ve yemin hatırlatılması. Dolayısıyla Allahû Tealâ mutlaka söylüyor. Bunun mutlaka olduğunu nereden biliyoruz? Cehennemlikler cehennemin kapılarından girdiklerinde cehennem bekçileri "Size resûlleriniz, nezîrleriniz gelmedi mi? Size âyetlerimizi tilâvet etmediler mi?” diye soruyorlar.

39/Zumer-71 Vesîkallezîne keferû ilâ cehenneme zumerâ(zumeran), hattâ izâ câuhâ futihat ebvâbuhâ, ve kâle lehum hazenetuhâ e lem ye’tikum rusulun minkum yetlûne aleykum âyâti rabbikum ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû belâ ve lâkin hakkat kelimetul azâbi alel kâfirîn(kâfirîne). Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler. Oraya geldikleri zaman, onun (cehennemin) kapıları açılır. Ve onun (cehennemin) bekçileri onlara derler ki: “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın?” (Cehenneme gidenler) dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.

Hangi âyetler? A‘râf 172, Mâide 7, Ra‘d 20-21, Yâsîn 60-61, Müddessir 38–39–40. Bunlar size okunmadı mı?

“Hangi âyetler?” A‘râf 173: “Babam şirkteydi; şirk koşan babamın fiilleri sebebiyle bizi helâk edeceksin” dememeniz için.

7/A'RÂF-173 Ev tekûlû innemâ eşreke âbâunâ min kablu ve kunnâ zurriyyeten min ba’dihim, e fe tuhlikunâ bimâ fealel mubtilûn(mubtilûne). “Veya fakat daha önce babalarımız da şirk koştu ve biz onlardan sonraki nesiliz. Hal böyle iken bâtılla amel edenlerin yaptıklarından dolayı mı bizi helâk edeceksin?” dersiniz diye.

Öyleyse bunların hepsi bize hatırlatılıyor."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma1