Muhterem Hocam, Kâlû Belâ'da Rabbimize söz verirken dünyadaki hayatımızı, ailemizi ve yaşayacağımız şartları biz mi seçtik?
Soru
Muhterem Hocam, Kâlû Belâ'da Rabbimize söz verirken dünyadaki hayatımızı, ailemizi ve yaşayacağımız şartları biz mi seçtik?
Cevap
Kâlû Belâ'da Rabbimize söz verirken dünyadaki hayatımızı, ailemizi tabiî ki biz seçmedik. Dünyaya geldiğimiz zaman Allahû Teâlâ bize dünyada neler yapmamız gerektiğinin ev ödevini veriyor. Ne yapıyor? Ruhları, fizik vücutları nefsin üzerine şahit tutarak nefsler: “Elestü bi Rabbiküm: Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diyor. Hepimiz “Kâlû belâ.” diyoruz. Ruhlar ve fizik vücutlar "şehidna" diyor. Kıyâmet günü kimse “Benim bundan haberim yoktur.” diyemez.
Yani Allahû Teâlâ mutlaka Kâlû Belâ gününde nefsimizden aldığı yemini, ruhumuzdan aldığı misakı, fizik vücudumuzdan aldığı ahdi dünya hayatını yaşarken bize hatırlatıp tebliğ edeceğinin garantisini veriyor.
MİSAK, AHD VE YEMİN’NİN HATIRLATILMASI
MİSAK
1. RA'D – 20 Onlar, Allah’ın ahdini ifa ederler (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah’a teslim ederler). Ve misaklerini (diğer teslimlerle birlikte iradelerini de Allah’a teslim edeceklerine dair misaklerini) bozmazlar.
2. RA'D – 21 Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.
AHD
3. YÂSÎN – 60 Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.
4. YÂSÎN – 61 Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.
YEMİN
5. MUDDESSİR-38 Bütün nefsler, iktisap ettikleri (kazandıkları) dereceler sebebiyle (karşılığı olarak) rehinedirler (bağlıdırlar).
6. MUDDESSİR-39 Yemin sahipleri (yeminlerini yerine getiren nefsler) hariç.
7. MUDDESSİR-40 Onlar cennetlerdedir. (Diğerlerine) sorarlar.
Kâlû Belâ gününde yemin, misak, ahd Allahû Teâlâ'ya veren; yeminle “Nefsimi Sana teslim edeceğim.”, misakla “Ruhumu Sana teslim edeceğim.”, ahd ile “Fizik vücudumu Sana teslim edeceğim.” diye Allah'a söz veren kişi için yeryüzü hayatına geldiği zaman mürşid devreye giriyor ve diyor ki: “Kâlû Belâ gününde Allah'a yemin vermiştin (hatırlatıyor), misak verdin (hatırlatıyor), ahd verdin (hatırlatıyor), şimdi bunları yerine getir.” İşte serbest irade sahibi kişi ya babamız İbrâhîm'in hanif dininin muhtevası içinde yemin, misak, ahdini yerine getirecek veya babasının dinini yaşayacak.
"Kâlû Belâ günü daha Rabbimize söz verirken dünyadaki hayatımızı, ailemizi, yaşayacağımız şartları biz mi seçtik?" Hayır, biz seçmiyoruz. Allahû Teâlâ kader tahtında belirliyor. Biz sadece, hepimize o gün nefsimizden yemin almışsa dünya hayatını yaşarken nefsimizin yeminini yerine getireceğiz. Misak almışsa misakımızı yerine getireceğiz. Ahd almışsa ahdimizi yerine getireceğiz. Bunların hepsinin serbest irade tahtında talebimiz olacak. Bu, sözlü duadır.
Mesela nedir? “Ya Rabbim! Ben ruhumu Sana ulaştırmayı diliyorum.” demek, bu bir niyettir. Ama bu niyeti, ruhumuzun Allah'ın Zat'ına ulaşabilmesi için ve fizik vücudun şeytana kul olmaktan kurtulabilmesi için mutlaka kalbimizden Allah'a ulaşmayı dilememiz lâzım. Sözlü dua ruhun talebidir. Fiilî dua da fizik vücudun ibadetidir.
O zaman da gerekeni yapmaya başladığımız an Allahû Teâlâ bizi hedeflerimize ulaştırıyor. Yani ruhumuzu Kendisine ulaştırdığı zaman nefsin 7 kademedeki tezkiyesiyle ancak bu gerçekleşiyor.