Muhterem Hocam, kâmil insan olma vasfına ulaşanlar kimlerdir?
Soru
Muhterem Hocam, kâmil insan olma vasfına ulaşanlar kimlerdir?
Cevap
İnsan-ı kâmil olan insan, tekâmül eden insandır. Bu standartlar o kişinin evliya olduğu noktada başlar. Teslimlerimizi tamamladığımız zaman Allah'ın öyle bir kulu oluruz ki bize insan-ı kâmil derler. Yani ahsen-i takvime ulaşan insan, insan-ı kâmil'dir. Kemâl derecelerine ulaşmış bir insan olma şerefine ermiş oluruz.
İradesini de Allah'a teslim edip Allah'ın Zât'ını gören herkes bu noktaya ulaşır. Türkçede buna erdemli insan denir. Yani fazıllar bütünüyle kalplerini kuşattığı insanlardır. Kalbi 19 kademede müzeyyen olan insanlardır.
İnsan-ı kâmil olmak, kemâl derecelerinde olgunlaşmak hepimizin hakkıdır ama bunu sadece sevenler yaşayabilir. İnsan-ı kâmil olmanın en büyük vasfı sevginin mutlak sahibi olmaktır. Bu sevgi karşılıksız bir sevgidir. İnsanın tamamen kendini tükettiği, sadece başkaları için yaşadığı bir hayatı yaşayan insan, insan-ı kâmil insandır.
Allahû Tealâ, Kur’ân-ı Kerîm'i bu gayeyle indirmiştir. Herkesin insan-ı kâmil olma şerefine ermesi, erdemli insan olması ve de Allah'ın insanlar için vaaz ettiği mutluluğun en zirvede yaşamasını Allahû Tealâ istemektedir. En zirve noktadaki âhiret saadeti adn cennetleri, dünya saadetinin de tamamını yaşayan insan, insan-ı kâmil'dir. İki bölümden oluşuyor bu insan-ı kâmil olma: Bir yükselme, diğeri de yücelme.
Yükselme bir dilektir. Nefs tezkiyesiyle gerçekleşir. Kalben ulaşmayı dileyen herkes, Allah bu talebi kimin kalbinde görürse mutlak surette Allah o kişinin ruhunu Kendisine ulaştıracağını garanti ediyor. Hem Şûrâ 13 hem Ra'd 27'de bunu zikrediyor.
ŞÛRA – 13 … allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
…Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
RA’D - 27 ...kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).
...Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).
Allah dilediğini seçer ve o seçtiklerinden kim O'na ulaşmayı dilerse onları da Kendisine ulaştırır. Ra'd 27: Allah dilediği kimseyi dalâlette bırakır ama o dalâleti olanlardan her kim O'na yönelirse o yönelen kişiyi de Kendisine ulaştırır.
İşte hayattayken ruhunu Allah'a ulaştıran kişi, yükselme basamaklarını geçmiş ve Allah'ın Zât'ına vâsıl olmuştur. Bu bölüm yükselmeyi ama ondan sonra da yücelme kademelerini ifade ediyor ki nefsin mânevî kalbindeki %49 karanlığın tamamen fazıllarla yer değiştirmesi ancak yücelme basamaklarında devam etmesiyle mümkün.
Yücelme basamakları aynı zamanda velâyet makamlarını da ihtiva ediyor: Fenâ makamı, Bekâ makamı, zühd makamı, Muhsinler makamı, ulûl’elbab makamı, İhlâs makamı ve Salâh makamı.
7 VELÂYET MAKAMI (KUR'ÂN'IN 7 RUHU)
1. FENÂ (Ruhun Teslimi)
ÂLİ İMRÂN - 14 …Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Ve Allah, O’nun katındaki en güzel sığınaktır.
YÛNUS – 25 Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zât’ını ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sırat-ı Müstakîm’e ulaştırır.
2. BEKÂ
MEÂRİC – 41 Onlardan daha hayırlısı ile değiştirmeye (onların yerine getirmeye)! Ve Biz, önüne geçilebilecek (engellenebilecek) değiliz.
EN’ÂM – 127 Rab’lerinin katında onlar için selâm yurdu (teslim yurdu) vardır. Yapmış olduklarından dolayı, O (Allah), onların dostudur.
3. ZÜHT
YÛSUF – 20 Ve onu (Yusuf’u) az bir fiyatla, birkaç dirheme sattılar. Çünkü ona karşı zahidlerden idiler.
AHZÂB – 41,42 Ey âmenû olanlar! Allah’ı çok zikredin (günün yarısından fazla zikredin). Ve O’nu, sabah akşam tesbih edin.
4. MUHSİNLER (Fizik Vücut Teslimi)
NİSÂ – 125 Ve hanif olarak Hz. İbrâhim’in dinine tâbî olmuş ve vechini (fizik vücudunu) Allah’a teslim ederek muhsin olan kimseden, dinen daha ahsen kim vardır.
A’RÂF – 56 Islah olduktan sonra yeryüzünde fesat çıkarmayın. Allah’tan korkarak ve ümitle yalvarın.
Şüphesiz ki Allah’ın rahmeti muhsinlere yakındır.
5. ULÛL’ELBÂB
ÂLİ İMRÂN - 190,191 Muhakkak ki, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, ulûl elbâb için elbette âyetler (deliller) vardır. Onlar (ulûl elbâb), lübblerinin (Allah’ın sır hazinelerinin) sahipleridir, ayaktayken, otururken, yanları üstü yatarken (daima) Allah’ı zikrederler.
6. İHLÂS (Nefsin Teslimi)
BAKARA – 139 …Ve, bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız (dini O’na hâlis kılanlarız).
BEYYİNE – 5 Ve onlar, Allah için hanifler olarak dinde hâlis kullar olmaktan (nefslerini hâlis kılmaktan) ve namazı ikame etmekten ve zekât vermekten başka bir şeyle emrolunmadılar.
7. SALÂH (İradenin Teslimi)
TAHRÎM – 8 Ey âmenû olanlar! Allah’a Nasûh Tövbesi ile tövbe ediniz! Umulur ki Rabbiniz, sizin günahlarınızı örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere koyar. O gün Allah, nebîleri ve O’nunla beraber olanları mahcup etmez. Onların nurları, önlerinden ve sağlarından koşar. “Rabbimiz, bizim nurumuzu tamamla, bizi mağfiret et.” derler.
Bunlar hepsi yücelme ifade ediyor. Yükselme Kur’ân'ın bir lafzı, mânâsı; yücelme 7 ruhunu içeriyor. 7 velâyet makamı Kur’ân'ın aynı zamanda 7 ruhunu da muhtevasına alıyor.