Muhterem Hocam, Kasas 56 ile Nahl 37 âyetlerini açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, Kasas 56 ile Nahl 37 âyetlerini açıklar mısınız?
Cevap
Allahû Tealâ, Peygamber Efendimiz (S.A.V) için Bakara Suresinin 151. âyet-i kerimesinde buyuruyor:
NEBÎ RESÛL'LERİN 5 GÖREVİ
BAKARA – 151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (1) âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (2) sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (3) size Kitap’ı (Kur’ânı Kerim’i) ve (4) hikmeti öğretsin ve (5) (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
Nefs tezkiyesi yapmada birinci faktör devrin imamıdır. Çünkü devrin imamının kişinin başının üzerine ulaşmasıyla Allahû Tealâ kalbin içine îmânı yazar. Bu muhteva oluşmazsa nefs tezkiyesi olamaz ve kişiyi devrin imamı hidayete erdiremez.
28/KASAS-56 İnneke lâ tehdî men ahbebte ve lâkinnallâhe yehdî men yeşâu, ve huve a’lemu bil muhtedîn(muhtedîne).
Muhakkak ki sen, sevdiğin kişiyi hidayete erdiremezsin (onun ruhunu Allah’a ulaştıramazsın). Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Ve O, muhtedileri (hidayete erenleri) daha iyi bilir.
Hidayete erdiren Allah’tır. Ama Allah’ın bu âyetten muradı başka. Allahû Tealâ, “Sen sevdiğini bile hidayete erdiremezsin.” diyor. Çünkü hidayet Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in elinde değil. Hidayete ermek isteyenin elindedir. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in elinde değil. Hidayete ermek isteyenin elindedir.
Peygamber Efendimiz’in amcası hidayete ermeyi isteseydi Peygamber Efendimiz (S.A.V) onu mutlaka hidayete erdirirdi. Ama hidayete ermek istemeyen bir insanı peygamber dahi hidayete erdiremez.
Hiç kimse Allah’a ulaşmayı dilemeyen bir kişiyi hidayete erdiremez. Devrin imamının dışındaki diğer mürşidler sadece birer vasıtadır. Hidayete erdirmeye vesiledir. Hidayet mutlaka olarak bir talep meselesidir. İradî yapı mutlaka hidayete ermeyi dileyerek devreye girmelidir.
Nahl 37’de ise Peygamber Efendimiz’in çok sevip hürmet ettiği amcası Ebu Talip’in yola girmesini çok isterdi. Onu Allah’a ulaşmayı dilemesi konusunda ikna etmeye çok çalışmıştı. Ama Ebu Talip Allah’a ulaşmayı dilemeye yaklaşmamış. Yeğeninin elini öpmeyi, ona tâbî olmayı gururuna yedirememişti.
16/NAHL-37 İn tahris alâ hudâhum fe innallâhe lâ yehdî men yudıllu ve mâ lehum min nâsırîn(nâsırîne).
Sen, onların hidayete ermesini çok istemene rağmen muhakkak ki Allah, dalâlette bıraktığı kimseyi (onlar Allah’a ulaşmayı dilemedikçe) hidayete erdirmez. Ve onlar için bir yardımcı da yoktur.
Allah’a ulaşmayı dilemediği için Allah onu delâlette bırakmıştır. Ateistlerin düştükleri en büyük hata buradadır. Allah, delâlette bıraktığı insanları hidayete erme konusunda bir talepleri olmadığı için delâlette bırakmıştır. Allahû Tealâ, talepleri olsa onları hidayete erdirirdi.
Allah’ın kişiyi hidayete erdirmesi, kişinin Allah’a ulaşmayı dilemesi üzerine tahakkuk eder. Dilemezse kişi, hayatta kaldığı süre içerisinde Allah onu hep hidayete erdirmeyi dilemeyecektir.
Allah onu dalâlette bırakmayı dilediği için değil, hidayete ulaşmayı dilemediği için dalâlette kalır. Allah razı olsun."