Muhterem Hocam, Kehf sûresinin 10. âyetini açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, Kehf sûresinin 10. âyetini açıklar mısınız?
Cevap
Kehf Suresi'nin 10. ayet-i:
18/KEHF-10 İz evâl fityetu ilâl kehfi fe kâlû rabbenâ âtinâ min ledunke rahmeten ve heyyi' lenâ min emrinâ raşedâ(raşeden).
Gençler mağaraya sığındıkları zaman şöyle dediler: “Rabbimiz, bize Senin katından bir rahmet ver. Ve bize emrimizden (bizim içimizden, Senin emirlerinden bize ait olan rahmet ve salâvâtı ulaştıracak kişiyi) mürşidi tayin et.”
Muhterem Efendimiz’in tefsirinde "Emir Allah’ın katından insana gelen her şeydir." Burada "min emrinâ" bizim emrimizden diyen Allahû Tealâ "Bizim yeryüzüne gönderdiğimiz vazife görüp tekrar Bize dönecek olan her şey emirdir." demek istemektedir. Bütün elektronlara gelen nötrinolar elektronlara ulaştıkları zaman dönüş hızlarını elektronlara aktarıp tekrar Allah’ın Katı'na döndükleri için Allah’ın emridirler.
Ne zaman bir insan Allah'a ulaşmayı dileyerek 12 tane ihsanla mürşidine ulaşırsa bundan sonra yaptığı zikir karşılığında Allah'tan gelen salâvât rahmet ve salâvât fazl dört muhtevada ikişer ikişer inen Allah’ın emirleridir, gelirler bir görev yaparlar, fazılların büyük bir kısmı nefsin kalbinde kalır, geriye kalanlar da Allah’ın Katı'na dönerler.
Ruh da Allah’ın bir emridir insanlara emânetten verilir insanlar ölmeden önce ruhlarını Allah'a döndürmek, iade etmek mecburiyetindedirler. Ölümden sonra ruh zaten tekrar Allah'a dönecektir "min emrinâ" emrimizden karmaşık bir ifade gibi görünmektedir.
Allahû Tealâ'dan salâvât ve rahmet, salâvât ve fazlın gelebilmesi için kişinin mutlak sûrette irşat makamına tâbi olması gerekmektedir. Mağaradaki gençlerin Allah'tan gelecek salâvât rahmet, salâvât fazlından bize ait olanı bize ulaştıracak olan mürşidi tayin et tarzında talepleri vardır. Allahû Tealâ "reşedâ" kelimesini irşat makamını ifade etmek üzere kullanmıştır. Allah razı olsun.