Muhterem Hocam, kelime-i şahadet getirip ibadetlerini yerine getiren bir Müslümanın kurtuluşa ermesi için bu yeterli değil midir? Tarikat sadece kemâlât yolu mudur?
Soru
Muhterem Hocam, kelime-i şahadet getirip ibadetlerini yerine getiren bir Müslümanın kurtuluşa ermesi için bu yeterli değil midir? Tarikat sadece kemâlât yolu mudur?
Cevap
Hayır sevgili kardeşlerim, bakın, münafıklar da kelime-i şahadet getiriyorlar.
63/MUNÂFİKÛN-1: İzâ câekel munâfikûne kâlû neşhedu inneke le resûlullâh(resûlullâhi), vallâhu ya’lemu inneke le resûluh(resûluhu), vallâhu yeşhedu innel munâfikîne le kâzibûn(kâzibûne).
Münafıklar sana geldikleri zaman: “Biz şahadet ederiz. Muhakkak ki sen, gerçekten Allah’ın Resûl’üsün.” dediler. Ve Allah, muhakkak ki senin, gerçekten Kendisinin Resûl’ü olduğunu biliyor. Ve Allah şahadet eder ki, münafıklar gerçekten yalancıdırlar.
Allah da kalplerine bakıyor. “Allah senin Resûl olduğuna şahitlik eder. Vallâhu yeşhedü innel münâfikîne lekâzibûn.” Allah münafıkların yalancı olduğuna şahitlik ediyor.
Öyleyse kelime-i şahadet getirip ibadetlerini yerine getiren Müslüman bununla kurtuluşa eremiyor.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhârî, Vesâyâ, 8; Müslim, Îmân, 107.
“Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, kendisine bir şey emanet edildiğinde ihanet eder, söz verdiği zaman sözünde durmaz.”
Allah Resûl’ü (S.A.V) hadîsinde münafıkların üç özelliğinden bahsediyor:
Bir, konuştuğunda yalan söyler.
İki, kendisine bir şey emanet edildiğinde ihanet eder.
Üç, söz verdiği zaman sözünde durmaz.
İşte bu üç alâmet kimde varsa o dini yaşayamaz. Şekil şartıyla herkes onu o şekilde görür. Namazda görür, şurada burada görür. Ama kimdir konuştuğunda yalan söyleyen? Kalben Allah’a ulaşmayı dilemeyen.
Kimdir kendisine emanet edildiğinde ihanet eden? Hayattayken ruhunu Allah’a ulaştırmayan.
Kimdir söz verdiği zaman sözünde durmayan? Kâlû belâ gününde Allah’ın fizik vücudumuzdan almış olduğu ahdi yerine getirmeyen.
Halk arasında “Ne zamandan beri Müslümansın?” dendiğinde hepimizin zihninde bir cevap var: “Kâlû belâ günü.” Kâlû belâ gününde ne olmuş? Allahû Tealâ nefsimizden yemin almış. Kâlû belâ gününde ruhumuzdan misak almış. Kâlû belâ gününde fizik vücudumuzdan ahd almış. Ve bunları yerine getirmemizi istiyor. Yemin, misak, ahd.
MİSAK, AHD VE YEMİN'İN HATIRLATILMASI
MİSAK
1. RA’D-20: Onlar, Allah’ın ahdini ifa ederler (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah’a teslim ederler). Ve misaklerini (diğer teslimlerle birlikte iradelerini de Allah’a teslim edeceklerine dair misaklerini) bozmazlar.
2. RA’D-21: Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.
AHD
3. YÂSÎN-60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.
4. YÂSÎN-61: Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.
YEMİN
5. MUDDESSİR-38: Bütün nefsler, iktisap ettikleri (kazandıkları) dereceler sebebiyle (karşılığı olarak) rehinedirler (bağlıdırlar).
6. MUDDESSİR-39: Yemin sahipleri (yeminlerini yerine getiren nefsler) hariç.
7. MUDDESSİR-40: Onlar cennetlerdedir. (Diğerlerine) sorarlar.
Yemin için: “Ancak yeminlerini yerine getirenler cennettedirler.”
Misak için de: “Allah’ın, Allah’a ulaştırılmasını emrettiği ruhu Allah’a ulaştırırlar.” diyor.
Öyleyse tarikat sadece kemâlât yolu değil midir? Evet, kemâlât yolunun 7 safhasını içeriyor. Yani insanlar hep ayrıma tâbî tutuyorlar. Sanki kelime-i şahadeti getirdiği zaman bu oluyor. Gerisi de fantezi. Hayır, öyle değil.
Kur’ân bir bütündür. Bu bütünün içerisinde nefsimizin yemini var. Bu bütünün içerisinde ruhumuzun misaki var. Bu bütünün içerisinde fizik vücudumuzun ahdi var. Allahû Tealâ bunları tek tek yerine getirmemizi istiyor inşaallah. Allah razı olsun.