Muhterem Hocam, “Kendi nefsinize zulmetmeyin. Nefsinizin üzerinizde hakkı vardır.” Bu sözü açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, “Kendi nefsinize zulmetmeyin. Nefsinizin üzerinizde hakkı vardır.” Bu sözü açıklar mısınız?

Cevap

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Buhâri, Savm, 51.

“Nefsinize zulmetmeyin çünkü onun sizin üzerinizde hakkı vardır.”

Evet, sevgili kardeşlerim. Halk arasında "Ne zamandan beri Müslümansın?" dendiğinde hepimizin bir cevabı var: "Kâlû Belâ günü." A’râf 172’de Allahû Tealâ Âdem (A.S)’ın zahrından onun bütün zürriyetini yaratıyor ve huzurunda topluyor. Ruhları, fizik vücutları nefsin üzerine şahit ediyor. Ve onlara hitap ediyor: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” “Kâlû Belâ.” diyorlar. Ruh ve fizik vücut da: “Biz şahit olduk.” Allahû Tealâ da: “Kıyamet günü bizim bundan haberimiz yoktu demeyesiniz diye.” şahit tutuyor.

7/A’RÂF-172: Ve iz ehaze rabbuke min benî âdeme min zuhûrihim zurriyyetehum ve eşhedehum alâ enfusihim, elestu bi rabbikum, kâlû belâ, şehidnâ, en tekûlû yevmel kıyâmeti innâ kunnâ an hâzâ gâfilîn(gâfilîne).

Ve kıyâmet günü, gerçekten biz bundan gâfildik (gâfilleriz) dersiniz diye (dememeniz için), senin Rabbin, Âdemoğullarının sırtlarından onların zürriyetlerini aldığı zaman onları, nefsleri üzerine şahit tuttu. (Allahû Tealâ şöyle buyurdu): “Ben, sizin Rabbiniz değil miyim?” Dediler ki: “Evet, (Sen, bizim Rabbimizsin), biz şahit olduk.”

Şimdi Bakara 36’da, Allahû Tealâ diyor ki:

2/BAKARA-36: Fe ezellehumeş şeytânu anhâ fe ahracehumâ mimmâ kânâ fîh(fîhi), ve kulnahbitû ba’dukum li ba’dın aduvv(aduvvun), ve lekum fîl ardı mustekarrun ve metâun ilâ hîn(hînin).

Fakat şeytan, ikisinin (ayağını) oradan kaydırdı. Böylece ikisini de içinde oldukları şeyden (ni’metten) çıkardı. Ve: “Birbirinize düşman olarak (dünyaya) inin. Sizin için (belli) bir zamana kadar yeryüzünde oturma ve faydalanma (geçimini temin etme) vardır.” dedik.

İşte bu dünya hayatında Allahû Tealâ: “Kendi nefsinize zulmetmeyin. Nefsinizin üzerinizde hakkı vardır.” Nefsimizin bu dünya hayatında üzerimizdeki hakkı, nefsimizi yedi kademede tezkiye ve tasfiye etmek. Çünkü nefsimizden Allah yemin almış. Aldığı yemin, nefsimizin dünya hayatında Allah’a teslim olması. Ama nefsin dünya hayatında Allah’a teslim olması iki kademeli bir olaydır. Evvela nefs tezkiyesiyle ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması, daha sonra nefs tasfiyesi ile kalpteki bütün afetlerin temizlenmesi, 19 faziletin sahibi olması. O zaman eğer kişi Allah’a ulaşmayı dilemeyen, mürşidine tâbî olmayan birisi ise her olayda nefsine zulmediyor. Çünkü zikretmiyor. Zikir yapmadığınız her noktada nefsinize zulmediyorsunuz.

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz'in (S.A.V) bir hadîs-i şerifi var, şöyle buyuruyor:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Ebu Davud- No:2319

“Kim bir yerde oturur, orada zikretmezse; Allah’tan ona bir noksanlık vardır. Kim bir yere yatar, orada Allah’ı zikretmezse ona Allah’tan bir noksanlık vardır. Kim bir müddet yürür ve bu esnada Allah’ı zikretmezse Allah’tan ona bir noksanlık vardır.”

Bir yerde oturup Allah’ı zikretmezse, Allah’tan ona bir noksanlık, yani derecat kaybı var. Kim bir yere yatar, orada Allah’ı zikretmezse, Allah’tan bir noksanlık, yani derecat kaybı var. Kim bir müddet yürür, Allah’ı zikretmezse, yine ona derecat kaybı var. Yani “Ben şu anda insanlara zarar vermiyorum, namaz da kılmıyorum. Öyleyse herşey yolunda gidiyor.” diye düşünüyorsa, hayır. Allahû Tealâ daimî zikri farz kıldığı için zikretmediği her noktada o kişi derecat kaybediyor. O zaman kendimize, nefsimize zulmetmek derecat kaybetmektir.

“Kendi nefsinize zulmetmeyin. Nefsinizin üzerinizde hakkı var.” Yani derecat kaybetmeyin, nefsimizin üzerimizdeki hakkı daima zikretmektir. Eğer bu zikri yapmıyorsa kişi, o zaman nefsine zulmediyor. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 24 Ekim 2026Son güncelleme: 24 Ekim 20263 dk okuma0