Muhterem Hocam, “kısasta hayat vardır” diyenlere nasıl cevap vermeliyiz?

Soru

Muhterem Hocam, “kısasta hayat vardır” diyenlere nasıl cevap vermeliyiz?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, bu nurun karanlığa kısasıdır. Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerîm’de üç tür davranış biçiminden bahseder: kısas, af ve kötülüğe karşı hayırla mukabele etmek. Allahû Tealâ irşada memur ve mezun kılınanların iki vasfından bahsediyor. A‘râf 159’da:

7/ARÂF-159 Ve min kavmi mûsâ ummetun yehdûne bil hakkı ve bihî ya’dilûn(ya’dilûne). Ve Musa (A.S)’ın kavminden bir ümmet vardır. Hakk’a hidayet ederler (hidayete ulaştırırlar). Ve onunla (hak ile) adaletle hükmederler.

KÖTÜLÜK (ŞERR) YAPARSA TOKAT ATAN KİŞİ ZULÜM YAPTIĞI İÇİN DERECAT KAYBEDER. TOKAT YİYEN KİŞİ ZULME UĞRADIĞI İÇİN DERECAT KAZANIR. KÖTÜLÜĞE KARŞI KÖTÜLÜK (KISAS) YAPARSA TOKAT ATAN KİŞİ TOKAT YERSE DERECAT KAZANIR. TOKAT YİYEN KİŞİ KARŞILIK VERİRSE DERECAT KAYBEDER. KÖTÜLÜĞE KARŞI SESSİZ KALIRSA (AF) CÂSİYE-14: ...(Allah’ın) cezalandıracağı kavmi bağışlasınlar.» TOKAT ATAN KİŞİ ZULÜM YAPTIĞI İÇİN YİNE DERECAT KAYBETMİŞ OLUR. TOKAT YİYEN KİŞİ AFFETTİĞİ İÇİN YİNE DERECAT KAZANIR. KÖTÜLÜĞE (ŞERRE) İYİLİKLE MUKABELE EDERSE FUSSULET-34: Hasene ve seyyie, eşit değildir. (Kötülüğü) en güzel şekilde karşıla. O zaman seninle arasında düşmanlık olan kişi, samimi bir dost gibi olur. TOKAT ATAN KİŞİ ZULÜM YAPTIĞI İÇİN KAYBETTİĞİ DERECAT İLE KALIR. TOKAT YİYEN KİŞİ AFFETMESİ YANINDA, İYİLİKLE KARŞILIK VERİRSE YİNE DERECAT KAZANIR.

Adalet kısası gerektirir mi? Adil olmak istiyorsanız kısası tatbik etmeniz lazım mı? Allahû Tealâ Mâide sûresinin 45. âyet-i kerimesinde yahudilere bakın ne diyor?

5/MÂİDE-45 Ve ketebnâ aleyhim fîhâ ennen nefse bin nefsi vel ayne bil ayni vel enfe bil enfi vel uzune bil uzuni ves sinne bis sinni vel curûha kısâs(kısâsun) fe men tesaddeka bihî fe huve keffâratun lehu ve men lem yahkum bimâ enzelallâhu fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne). Onun içinde (Tevrat’ta) onlara, cana can ile, göze göz ile, buruna burun ile, kulağa kulak ile, dişe diş ile ve yaralamalara karşı kısas olduğunu yazıp farz kıldık. Kim onu bağışlar da (kısas hakkından vazgeçerse) artık o kendisi için (günahlarına) kefâret olur. Ve kim, Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, o taktirde işte onlar, onlar zalimlerdir.

Tevrat’ta “cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş” kısasının farz kılındığı ifade edilir. Öyleyse zahir âlemde Allah’ın şeriatinin gereğini yerine getirmek istiyorsanız kısas farzdır. Ancak bunu uygulayacak olan alelade birisi değildir; Allah’ın adaletini yeryüzünde gerçekleştirecek adil bir kuludur. Bu sebeple kısası o tatbik edebilir. Allah'ın izniyle.

Bir o açıdan bir de iblis o güne kadar hayatımızı tarumar etmiş devamlı bizi tuzağa düşürmek suretiyle bize hep kayıplar yaşattırmış. Fakat daimî zikre ulaşan bir insan için durum değişir. Şeytan yine uğraşsa da artık mağlup olan yine şeytandır. İşte bu noktada şeytana kısas, nurun karanlığa kısasıdır ve daimî zikir bunu ifade eder. Bu sebeple “kısasta sizin için hayat vardır” buyrulmaktadır. Çünkü bu âyet ulû’l-elbaba hitap eder. Ulûl'elbab, daimî zikrin sahipleridir. Onların tatbik ettiği kısas, adaletin gerçekleşmesi ve nurun karanlığa galip gelmesidir. Yani iblisin artık insana bir şey kaybettirememesi hâlidir.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 8 Ekim 2026Son güncelleme: 8 Ekim 20263 dk okuma4