Muhterem Hocam, kısmet konusunu açıklar mısınız? Mesela bir ürün satıyorum. Müşteri geliyor ama almıyor. Bu kısmetten mi, yoksa ben iyi bir satıcı değil miyim?

Soru

Muhterem Hocam, kısmet konusunu açıklar mısınız? Mesela bir ürün satıyorum. Müşteri geliyor ama almıyor. Bu kısmetten mi, yoksa ben iyi bir satıcı değil miyim?

Cevap

Kısmet, nasip. Evet. Şimdi kaza ve kader var. Niyet ve nasip var. Mevlânâ’nın bu konudaki sözü: “Nasipse gelir Çin’den, Yemen’den. Nasip değilse kayar gider elinden.” Şimdi daima Allah’ın en üst seviyedeki kanunu, liyakat ve mükâfat kanunu. Neye lâyıksak onun neticesine ulaşıyoruz.

Kaza, bizim kendi serbest irademizle tamamladığımız olayların bütününü ifade ediyor. Kader ise cüz’î irademizin dahli olmadan bize tesir eden olayların bütünü kader hükmündedir. İlâhî iradeyle kader bizim için ölüm ve doğumdur. Küllî iradeyle ve cüz’î iradeyle, başkasının cüz’î iradesiyle kader oluşabilir.

Kader sebebiyle kimse derecat kaybetmez. Ya bu kader bir faydadır veya bir hayırdır. Yani ya ilâhî irade, küllî irade bize bir üst seviyede nasip edebilir. Bu bir faydayı oluşturuyor. Ne diyor mesela? Allahû Tealâ fazlından o kişiye vermek isteyebilir ve o zaman da müşteri ona gönderir ve o kişi o müşterilerin sayesinde bir faydaya ulaşıyor. Cüz’î irade sahiplerinin durumu bu. Ama niyet ve nasipte kesinlikle kişinin müktesebatı önemli. Sadece bir cihetiyle değil.

Eğer rızık açısından, ki manevî rızık var, maddî rızık var. Maddî rızık açısından Allahû Tealâ herkesin gayretine binaen onu kendisine tevdi ediyor. Ama Allahû Tealâ’nın talep etmemizi istediği manevî rızıktır. Maddî rızıklar manevî rızka tâbîdir.

Örneğin kalben ulaşmayı dileyenlerin Allah’ın kendisine verdiği bir dünyevî ücret var. Mürşide tâbî olanların Allah’ın kendisine verdiği bir dünyevî ücret var. Ruhunu teslim edenlerin, fizik vücut teslimi yapanların, nefsini teslim yapanların, örneğin şöyle ifade etmek gerekirse daimî zikre ulaşanlar, ecrun gayri, karşılıksız Allahû Tealâ ecrun gayri hisab, onlara hesapsız rızık veriyor. İhlâs sahipleri, ecrun gayru memnûn, sonsuz bir ecir onlara veriyor ve ecrül azîme Allah onları ulaştırıyor.

Ama ne zaman, hangi kişiler ecrül azîmin sahibi? Fevzül azîmin sahibi olan kişiler. Öyleyse görüyorsunuz ki maddî rızıklar manevî rızkın bir fonksiyonudur. Yani y eşittir, parantez içinde manevî rızık ve dışında da maddî rızıklar. Yani manevî rızıkta veya y manevî rızıksa f(x) de maddî rızıklardır. Yani maddî rızıklar manevî rızkın bir fonksiyonu olarak artar ve eksilir.

O zaman Allahû Tealâ’dan kişi ücretinin artmasını istiyorsa ne yapması lâzım? Manevî rızık talebinde bulunması gerekir. “Zikrimi artır yâ Rabbim. İdrakimi artır yâ Rabbim. Teslimlerimi nasip buyur yâ Rabbim.” diye talepte bulunacak. Hacet namazıyla Allah’tan yardım isteyecek inşaallah. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 18 Ekim 2026Son güncelleme: 18 Ekim 20262 dk okuma0