Muhterem Hocam, kıyâmet alâmetlerinden olan Dâbbetü’l-Arz, güneşin batıdan doğması ve Yecüc-Mecüc ile ilgili kısa bir bilgi verebilir misiniz?

Soru

Muhterem Hocam, kıyâmet alâmetlerinden olan Dâbbetü’l-Arz, güneşin batıdan doğması ve Yecüc-Mecüc ile ilgili kısa bir bilgi verebilir misiniz?

Cevap

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) sahâbesiyle birlikte Kuba Mescidi’nde namaza gidiyor. Beraberinde olanların orada sohbet yaptıklarını görüyor. Peygamber Efendimiz (S.A.V) diyor ki: “Ne yapıyorsunuz?”, “Kıyamet hakkında konuşuyoruz.” O zaman Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki: “On büyük alamet, daha ötesi de var ama, on büyük alamet gerçekleşmeden kıyamet kopmayacak.” Bunlar; Deccal fitnesi, Duhan fitnesi, Dâbbetü’l-Arz, güneşin batıdan doğması, Hazreti İsa (A.S)’ın yeryüzüne inmesi, Yecüc ve Mecüc, doğuda batıda ve Arap Yarımadası’nda olmak üzere üç büyük çökmenin yaşanması, son olarak Yemen’den çıkıp insanları haşr olacakları yere sürecek bir ateş.

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Müslim, Fiten, 39. Huzeyfe b. Esîd el-Gıfârî anlatıyor: Bir gün kendi aramızda konuşurken Peygamber (S.A.V) geldi ve "Ne müzakere ediyorsunuz?" diye sordu. Ashâb, "Kıyamet hakkında konuşuyoruz." dediler. Resûlullah (S.A.V): "Şu on alâmeti görmedikçe kıyamet kopmayacaktır." buyurdu ve şunları saydı: "Duman, Deccâl, Dâbbe, güneşin batıdan doğması, Meryem oğlu İsa (A.S)’ın yeryüzüne inmesi, Ye’cûc ve Me’cûc, doğuda-batıda ve Arap yarımadasında olmak üzere üç büyük çökmenin yaşanması ve son olarak Yemen’den çıkıp insanları haşrolacakları yere sürecek bir ateş."

Yani bugün işte yavaş yavaş oluyor. Bunu neye dayanarak söylüyoruz? Muhammed Suresi’nin 18. âyet-i kerimesine bakacak olursak, özellikle Cebrail (A.S)’ın Peygamber Efendimiz (S.A.V)e sorduğu suallerden dördüncüsü: “Kıyamet ne zaman ya Resûlullah?”

47/MUHAMMED-18 Fe hel yenzurûne illes sâate en te’tiyehum bagteh(bagteten), fe kad câe eşrâtuhâ, fe ennâ lehum izâ câethum zikrâhum. Öyleyse “o saatin” gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Halbuki onun alâmetleri (işaretleri) gelmiştir. Fakat (o saat) kendilerine geldiği zaman, onlara hatırlatmanın ne (faydası) olur ki?

Burada da, âyette de: “O saatin yani kıyametin gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Halbuki onun alametleri, işaretleri gelmiştir." İşte Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in saydığı işaretler bunlar. Gelmiştir. "Fakat o saatin kendilerine geldiği zaman onlara hatırlatmanın ne faydası var?” Yani o işaretler geldiği zaman ne faydası var? Önemli olan bu gelmeden evvel hazırlık yapmak. İşte Duhan fitnesini biliyorsunuz:

DUHAN FİTNESİ 1. DUHAN-10: Fertekib yevme te’tis semaû bi duhanin mubin(mubinin). Artık göğün, apaçık duman (fitne) getireceği günü gözle. 2. DUHAN-11: Yagşân nâs(nâse), hâzâ azâbun elîm(elîmun). (O fitne ki) insanları (insanların büyük kısmını) sarmıştır. İşte bu, elîm bir azaptır. 3. DUHAN-12: Rabbenekşif annel azâbe innâ mû’minûn(mû’minûne). Rabbimiz, azabı bizden kaldır. Muhakkak ki biz, mü’minleriz. 4. DUHAN-13: Ennâ lehumuz zikrâ ve kad câehum resûlun mubîn. Onlara (herşeyi) açıklayan bir resûl gelmişti. İbret almadılar. MUHAMMED-16: ... “Biraz önce (O) ne dedi?” dediler. İşte onlar, Allah’ın, kalplerini mühürledikleri kişilerdir ve onlar hevalarına tâbî olanlardır. 5. DUHAN-14: Summe tevellev anhu ve kâlû muallemun mecnûn(mecnûnun). Ve (O’NA) (şeytan tarafından vahyedilerek) “öğretilmiş” ve “deli” dediler ve sonra O’NDAN yüz çevirdiler. 6. DUHAN-15: Innâ kâşifûl azâbi kalîlen innekum âidûn(âidûne). Muhakkak ki Biz, azabı biraz kaldırsak (bile), şüphesiz ki siz (şirke) dönecek olanlarsınız. 7. DUHAN-16: Yevme nebtışul batşetel kubrâ innâ muntekimûn(muntekimûne). Büyük bir şiddetle (onları) yakalayacağımız gün, Biz mutlaka intikam alacak olanlarız.

Duhan 11, 12, 13, 14. âyetlerinde: “Gökyüzünün açık bir dumanla kaplandığı günleri gözetle. Bu elim bir azaptır. Bizden bu azabı kaldır. Biz mü'minleriz.” Şu anda İslâm coğrafyasında ve diğer insanlarda da gizli şirkte olmaları hasebiyle devamlı bir azap yaşanıyor. Çünkü gizli şirk; kişinin Allah’a ulaşmayı dilememesi, devamlı nefsine tâbî olmasıdır. Nefsine tâbî olup şerr işlediği zaman peşinden mutlaka ruh, nefse azap ediyor. Bu azap yaşanıyor. “Bizden bu azabı kaldır. Biz mü'miniz.” diyene Allah şöyle cevap veriyor onlara: “Onlara herşeyi açıklayan Resûl gelmişti.”; Mehdi (A.S), Muhterem Efendimiz. "İbret almadılar" yani dinlediler ama işitmediler. "Ve ona şeytan tarafından vahyedilerek 'öğretilmiş', 'deli' dediler." Bu gerçekleşti 1996 yılında. Deccal fitnesi yine aynı şekilde:

DECCAL FİTNESİ 1. FESAT ÇIKARANLAR RA’D-25: …Allah’ın ahdini bozarlar. Ve Allah’ın, O’na (Allah’a) ulaştırılmasını emrettiği şeyi keserler. Ve yeryüzünde fesat çıkarırlar. Lânet onlar içindir. 2. SADAT VE KÜBERALAR AZHAB-67: Yarabbi, muhakkak ki biz, sâdatlarımıza ve küberamıza itaat ettik… AZHAB-68: Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânetle lânetle. 3. HİDAYETİ GİZLEYENLER BAKARA-159: …hidayeti Kitap’ta insanlara açıklamamızdan sonra gizleyenlere, işte onlara, Allah lânet eder… KASAS-41: Ve Biz, onları ateşe davet eden imamlar kıldık. Ve kıyâmet günü onlar yardım olunmazlar. 4. Resûl VE âyetLERLE ALAY EDENLER KEHF-106: (Âyetlerimi) örtmeleri ve âyetlerimi ve resûllerimi alay konusu edinmeleri sebebiyle, onların cezası işte bu cehennemdir. EN’ÂM-68: âyetlerimiz hakkında (alaylı) konuşmaya dalanları gördüğün zaman,… NİSÂ-140: Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman… 5. ZULMANÎ İLİMLERLE UĞRAŞANLAR BAKARA-102: …kendilerine fayda vermeyen, zarar veren şeyleri öğreniyorlar. Ve andolsun ki onlar, onu (sihri ve ona ait bilgileri) satın alan kimsenin âhirette bir nasibi olmadığını kesin olarak öğrendiler... 6. KALBİNDE ZEYD OLANLAR ÂLİ İMRÂN-7: kalplerinde eğrilik (bâtıla meyil) bulunanlar, bu sebeple müteşâbih olanlara (yorum gerektirenlere) tâbî olurlar. 7. ALLAH’IN NURUNU SÖNDÜRMEK İSTEYENLER TEVBE-32: (Onlar) ağızları ile Allah’ın nurunu söndürmeyi istiyorlar. Ve Allah, kâfirler kerih görseler bile nurunu tamamlamaktan başka bir şey istemez.

Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmeye çalışanlar var, insanları Allah yolundan saptırmak suretiyle. Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmeye çalışıyorlar. Deccal fitnesi. Fesat çıkaranlar da böyle. Yaptıkları negatif öğretiyle vuslatı keserler. Devrin sadat ve kuberalarına tâbî olanlar. Hidayeti gizleyenler. Resûl’la alay edenler. Zulmanî ilimlerle amel edenler. Kalbinde zeyd olanlar. Bunların hepsi Allah’ın nurunu söndürmeye çalışanlardır. Deccal fitnesindeki kişiler var her zaman.

Dâbbetü’l-Arz, yerdeki bir yayının gökten satellite (uydu) yoluyla insanlara ulaştırılması ki bu Nur TV’dir. Hâlâ daha yayına devam ediyor. Allah Resûlü’nün, Allah’tan aldığı öğretiyle, insanlara "Allah'ın âyetlerine yakîn sahibi değilsiniz" diyor, Neml Suresinin 82. âyet-i kerimesi:

27/NEML-82 Ve izâ vakaal kavlu aleyhim ahracnâ lehum dâbbeten minel ardı tukellimuhum ennen nâse kânû bi âyâtinâ lâ yûkınûn(yûkınûne). Ve onların üzerine (Allah’ın Kitap’ta söylediği) söz vuku bulunca, onlara arzdan dabbe çıkardık (çıkarırız). İnsanların (Kitap’taki) âyetlerimize yakîn hasıl etmediklerini söyleyecek.

Ve diğerleri: Hazreti İsa (A.S)’ın inmesi ki Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîs-i şerifinde: “Başında ben, ortasında Mehdi, sonunda Meryemoğlu İsa’nın geleceği ümmet helak olmaz.” diyor.

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Sünen-i Nesai, Ebi Nuaym "Başında benim bulunduğum, sonunda İsa bin Meryem’in, ortasında (sondan önce) Mehdi’nin bulunacağı bir ümmet helâk olmaz."

Öyleyse Hz. İsa mutlaka Allah katından tekrar gelecek. Ve Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in şeriatıyla amel edecek. Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in şeriatı Allah’ın şeriatıdır. Çünkü Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in şeriatında Hz İsa (A.S)'ın şeriatı da var. Mesela tekrar o Kur’ân âyetleriyle, yedi ulu’lazm nebîsine verilen şeriata baktığımız zaman:

KUR’ÂN ÂYETLERİ İLE YAŞANAN HANİF DİNİ 7 SAFHA - 1. Safha: Allah’a Ulaşmayı Dilemek NUH (A.S) – ŞÛRÂ-13: … Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriatı); “Dini ikame edin ve onda (dinde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrahim’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır. İBRAHİM (A.S) – HÛD-75: Muhakkak ki İbrahim (A.S), cidden çok halim (yumuşak huylu), çok acıyandır (yalvarandır), Allah’a yönelmiş bir kimsedir. MUSA (A.S) – EN’ÂM-154: Sonra Musa (A.S)’a, ahsen olanlara tamamlayıcı olarak, herşeyi açıklayan ve rahmet olan ve hidayete erdiren kitabı (Tevrat’ı) verdik. Böylece onlar, Rab’lerine mülâki olacaklarına inanırlar (iman ederler). İSA (A.S) – ŞÛRÂ-13: … Hz. İbrahim’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır. HZ. MUHAMMED (S.A.V) – ZUMER-17: Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!

Hz. İsa (A.S) geldiği zaman Kur’ân’daki şeriatla yani kendi şeriatıyla amel edecek ama Kur’ân’daki âyetlerle. Hz. İsa (A.S)’ın şeriatı da Kur’ân âyetleriyle var. Musa (A.S) gelseydi yine aynı. Mesela Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir hadîs-i şerifinde de öyle diyor: “Mehdi (A.S), Musa (A.S)’ın asasıyla çıkacak.” yani şeriatıyla, Hz. İsa (A.S)’ın şeriatıyla. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 20 Ekim 20267 dk okuma1