Muhterem Hocam, kıyâmete az kalınca insanların çoğu Müslüman mı olacak yoksa, hiç Müslüman kalmayacak mı? Bazıları "herkes Müslüman olacak" diyorlar. Bazıları da "lâ ilâhe illallah
Soru
Muhterem Hocam, kıyâmete az kalınca insanların çoğu Müslüman mı olacak yoksa, hiç Müslüman kalmayacak mı? Bazıları "herkes Müslüman olacak" diyorlar. Bazıları da "lâ ilâhe illallah diyen kalmayacak" diyorlar.
Cevap
"Sevgili kardeşlerim, biz Efendimiz'den şunu öğrendik: İşte çağımız, hidayet çağı. Hidayet çağında tekrar insanların bir ikinci asr-ı saadeti yaşaması söz konusu. "Nasıl mı olacak?" diye merak edenler... Evet, gerçekten insanlar şu anda hercümerç içerisinde; insanlar dînde fırkalara ayrılmış vaziyette ve etraf toz duman içerisinde. Ama bu, böyle devam etmez. Hidayet çağının önderi, Muhterem Efendimiz Mehdi (A.S), Allah'tan aldığı öğretiyle 43 sene boyunca çağımızın en büyük Kur'ân-ı Kerim tefsirini bize miras bıraktı. Ve kardeşlerimiz her gittikleri yerlerde, özellikle 14 asır evvel Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve O'na tâbî olan sahâbenin yaşadığı Kur'ân'daki İslâm'ı, her yönüyle, A'dan Z'ye kadar insanlara anlatıyorlar. Sadece anlatmakla kalmıyorlar, aynı zamanda örnek yaşantılarıyla insanları cezbediyorlar. Ne olur mu dersiniz bu olunca? O zaman Nasr Suresinin âyetlerinde "O gün diyor fevc fevc (dalga dalga) insanlar İslâm'a girecek." Nasıl mı olacak? İşte insanlar ezelî ve ebedî dînin, tek bir dîn olduğunu, başka dînin olmadığını; Allahû Tealâ'nın herkesi hanif fıtratıyla yarattığını ve tüm insanlar için Âdem (A.S)'dan kıyâmet gününe kadar tek dîn vazettiğini, babamız İbrahim'in hanif dîni, Arapça adıyla; İslâm'ın olduğunu öğrenecekler. Öyle olunca o zaman bugün birbirlerinin karşısına yer alanlar, birbirine düşman olanlar, dînde fırkalara ayrılanlar o zaman bir ve beraber olacaklar. Bir ve beraber olmaları ne anlama geliyor? İnsanlar arasındaki kavganın sona erdiği sonucuna ulaşıyoruz. Kavgalar biterse, o zaman üst seviyede insanların refahına kullanılması gereken paralar savaşa dönüşüyordu. Artık savaş olmadığına göre silah üretiminin de gereği; silahların, tüfeğin de bir hükmü kalmıyor. Ve insanlar o üst seviyede milyarlarca dolar sarf ederek, birbirlerine karşı kullanmak istedikleri silahların üretiminde harcanan paraları yatırıma dönüştürerek, insanların huzur ve mutluluğu için sarf edecek. Ve gerçekten insanlık ahirete yakın bir dönemde, kıyâmete yakın bir dönemde böyle bir ikinci asr-ı saadeti yaşayacak. Nereden biliyoruz? Kur'ân-ı Kerim de müjdeliyor: "İnsanlar diyor, o kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacak.", Allah razı olsun.
61/SAFF-8 Yurîdûne li yutfiû nûrallâhi bi efvâhihim vallâhu mutimmu nûrihî ve lev kerihel kâfirûn(kâfirûne). Onlar, ağızları ile Allah'ın nurunu söndürmeyi istiyorlar. Ve Allah, kâfirler kerih görseler bile nurunu tamamlayacak olandır.
"Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar, o kâfirler istemese de Allah mutlaka nurunu tamamlayacak." Ondan sonra mı? Ondan sonra tekrar bir boşluk dönemi; yecüc ve mecüc denilen bir fitnenin ortaya çıkması ve yecüc ve mecücle olan bu savaşta, onların çoğunluk sebebiyle ne kadar mü'min varsa hepsini şehit ettiriyorlar. Ondan sonra işte, "lâ ilâhe illallah" diyen kalmayınca kıyâmet de bu şekilde gerçekleşiyor. Ama, daha henüz insanlık o noktaya gelmedi. Şu an hidayet çağındayız. Hidayet çağında 14 asır evvel Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in geleceğini müjdelediği Mehdi (A.S) ve onun yetiştirdiği sahâbeler, sabikûn-el ahirîn, Allah'tan ve Efendimiz'den öğrendikleri Kur'ân-ı Kerim kültürüyle, öğretisiyle insanlara hep dîni anlatıyorlar. Dînin, İslâm'ın 5 şartından ibaret değil, bütün kutsal kitaplarda yer alan hakikatin 7 safha 4 teslim olduğunu, sadece öğretmekle değil, aynı zamanda yaşatmak noktasında da bir gayret ve hizmetin içindeler. Umarız ki bu olay, güzel bir hedefe ulaşır ve insanlık artık birbirine karşı düşman olmak yerine, birbirlerinin yanında yer alacaklar. El ele, gönül gönüle bir dünya hayatı, bir asr-ı saadeti bir kere daha yaşayacaklar. Tıpkı 14 asır evvel cahiliye dönemi yaşayan bedevilerin, muhacirîn ve ensarın Resûlullah'la birlikte Kur'ân'daki İslâm'ı yaşaması ve asr-ı saadete ulaşmaları. Bu, Allah'ın izni ile mümkün olacak."