Kıymetli Hocam, bu vakte kadar neden bize bunlar anlatılmadı? Söylediklerinizi ilk defa duyuyorum. Gerçekten Allah razı olsun. Bizi aydınlattınız. Ben de sizlere ulaşmak, tövbemi a
Soru
Kıymetli Hocam, bu vakte kadar neden bize bunlar anlatılmadı? Söylediklerinizi ilk defa duyuyorum. Gerçekten Allah razı olsun. Bizi aydınlattınız. Ben de sizlere ulaşmak, tövbemi almak istiyorum.
Cevap
Evet, sevgili kardeşlerim, bizim hiç kimseyi suçlama, kınama gibi bir şeyimiz yok. Bilen, öğrendiklerini başkasıyla paylaşır. Anlatılmadıysa, o anlatmayanlar bilmedikleri içindir. Bilselerdi, onlara da mürşidleri öğretselerdi, onlar da bizim gibi anlatırlardı. Öyleyse Kur'ân'ın öğrenilmesi, yaşanması mürşid iledir.
Tarihe bakın. Tüm Allah dostlarının yanı başında mürşidleri vardı. Osman Gazi'nin mürşidi Şeyh Edebâli, II. Murat'ın mürşidi Hacı Bayram Velî. Fatih'in mürşidi Ak Şemsettin. Ahmet Yesevî, Şeyh Edebâlî, Eşref Rumî ve binlercesi. Saidî Nursî, Mevlâna Celâleddin Rumî, Hacı Bektaş Velî, Yûnus Emre, daha binlercesi tanıdıklarımızdan.
Bunlar hepsi mürşidlerine tâbî; Mevlâna Şems'e tâbi olmuştur. Yani Mevlâna'yı Mevlâna yapan Şems'tir. Mürşidsiz kimse dinini yaşayamaz. Sahâbeyi sahâbe yapan Allah Resûlü (S.A.V)'dür. Onun öğretisi olmadan, Allah Resûlü (S.A.V) Kur'ân'ı hem öğretip hem de onları yaşatmadan oraya, o menzile ulaşmak hiç kimsenin harcı değildi. Allah razı olsun.