Muhterem Hocam, kızım sizi ve Efendimiz'i dinliyor. Söylediklerinizi çok mantıklı buluyor fakat Efendimiz ve diğer Allah dostlarına kitap yazdırıldığını bir türlü aklı almıyor. Ona
Soru
Muhterem Hocam, kızım sizi ve Efendimiz'i dinliyor. Söylediklerinizi çok mantıklı buluyor fakat Efendimiz ve diğer Allah dostlarına kitap yazdırıldığını bir türlü aklı almıyor. Ona Ra’d 38 âyeti ve A’râf 175'i verdim. Kızım da Bakara 79'u veriyor. Bu konuyu açıklar mısınız?
Cevap
Tamam, çok güzel vermişsin. Aslında Ra’d 38'e baktığımız zaman Allahû Tealâ:
13/RAD-38 Ve lekad erselnâ rusulen min kablike ve cealnâ lehum ezvâcen ve zurriyyeten, ve mâ kâne li resûlin en ye’tiye bi âyetin illâ bi iznillâh(iznillâhi), li kulli ecelin kitâb(kitâbun).
Andolsun, senden önce de resûller gönderdik. Onlara da eşler ve zürriyyet (çocuklar) kıldık. Bir resûl için, Allah’ın izni olmaksızın bir âyet getirmesi olmaz (mümkün değildir). Her zamanın, bir kitabı vardır.
Evet, gerçekten de onlara şeriat kitaplarını Allahû Tealâ vermiş. Her şeriat kitabının bir zaman diliminde indirildiğini görüyoruz. Her zamanın bir kitabı var. Mesela Kur’ân-ı Kerim Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e indirilmiş ve kıyâmete kadar bâkî.
A’râf 175'de:
ARÂF-175 Vetlu aleyhim nebeellezî âteynâhu âyâtinâ fenseleha minhâ fe etbeahuş şeytânu fe kâne minel gâvîn(gâvîne).
Onlara, âyetlerimizi verdiğimiz kimsenin haberini oku (anlat). Sonra o, ondan (âyetlerden) ayrıldı, artık şeytan onu kendisine tâbî kıldı. Ve böylece o zarar görenlerden (azgınlardan) oldu.
“Biz onlara âyetlerimizi verdik.” Ama Bakara 79'a baktığımız zaman Bakara 79'un durumu çok farklı. Şimdi bir âyet-i kerimeye mânâ verirken iki evvel ve iki öncesinden ve iki sonrasına da bakmakta fayda var. İki öncesine baktığımız zaman Bakara 78'de... Evet, 77'den başlayalım:
2/BAKARA-77 E ve lâ ya’lemûne ennallâhe ya’lemu mâ yusirrûne ve mâ yu’linûn(yu’linûne).
Ve onlar, gizlenen ve açıklanan şeyleri Allah’ın bildiğini bilmiyorlar mı?
2/BAKARA-78 Ve minhum ummiyyûne lâ ya’lemûnel kitâbe illâ emâniyye ve in hum illâ yezunnûn(yezunnûne).
Ve onlardan bir kısmı ümmîlerdir. Onlar (Allah’ın) Kitabı’nı bilmezler, sadece emaniyeyi (kişilerin yazdığı kitapları) bilirler. Ve onlar sadece zanda bulunuyorlar.
2/BAKARA-79 Fe veylun lillezîne yektubûnel kitâbe bi eydîhim summe yekûlûne hâzâ min indillâhi li yeşterû bihî semenen kalîlâ(kalîlen), fe veylun lehum mimmâ ketebet eydîhim ve veylun lehum mimmâ yeksibûn(yeksibûne).
Artık elleriyle (emaniye bilgiler içeren) kitabı yazanların vay haline! Sonra da onu (bu yazdıklarını) az bir bedel karşılığında satmak için: “Bu Allah’ın indindendir.” derler. İşte onlara yazıklar olsun, elleriyle yazdıkları şeylerden dolayı ve yazıklar olsun onlara, kazandıkları şeyler sebebiyle.
“Onlar gizlenen ve açıklanan şeyleri Allah'ın bildiğini bilmiyorlar mı?” Bu tamam. Şimdi 78'e bakalım: Onlar Allah'ın kitabını bilmezler. Allah'ın kitabını bilmezler. Sadece insanların kuruntularını, zanlarını kitaplaştırmışlardır ve onlar zan ederler.
İki tür insan var. Bir, Allah'ın vahyine tâbî olanlar; kitabı bilenlerdir. İki, kitabı bilmeyenler; zanlarına tâbî olanlar. Vahye tabi olanlar Allah'ın kitabını bilenlerdir, zanlarına tâbî olanlar kitabı bilmeyenlerdir.
VAHYE TÂBİ OLANLAR
1 - BAKARA-170 ... Ve onlara: “Allah’ın indirdiği şeye tâbi olun!” denildiğinde; “Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye tâbi oluruz.” ...
2 - ENÂM-50 ... Ve gaybı bilmiyorum. Size, muhakkak ki ben bir meleğim demiyorum. Ancak bana vahyedilene tâbi olurum.”...
3 - A‘RÂF-3 Rabbinizden size indirilene tâbi olun ...
A‘RÂF-203 ... De ki: “Rabbimden bana ne vahyolunursa ben ancak ona tâbi olurum.”
4 - YÛNUS-15 ... Ben ancak bana vahyolunan şeye tâbi olurum. ...
YÛNUS-109 Ve sana vahyolunan şeye tâbi ol! ...
5 - LOKMÂN-21 Ve onlara “Allah’ın indirdiği şeye (Kitaba) tâbi olun!” denildiği zaman: “Hayır, babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye tâbi oluruz.” dediler.
6 - AHZÂB-2 Ve sana Rabbinden vahyedilene tâbi ol. Muhakkak ki Allah, yaptığınız şeylerden haberdardır.
7 - AHKÂF-9 ... Ve bana ve size ne yapılacağını ben bilemem. Ben sadece bana vahyedilene tâbi olurum. Ve ben apaçık bir nezîrden başka bir şey değilim.
ZANLARINA TÂBİ OLANLAR
1 - NİSÂ-157 ... Onların, onunla ilgili olarak, zanna tâbi olmaktan başka bir ilimleri (bilgileri) yoktur. Ve onu kesinlikle öldürmediler (öldüremediler).
2 - ENÂM-116 Ve yeryüzünde bulunanların çoğuna itaat edersen, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar, ancak zanna tâbi olurlar. Ve onlar, ancak yalan uydururlar.
3 - ENÂM-148 … De ki: “Sizin yanınızda ilimden bir şey var mı? Öyleyse onu bize çıkarın. Siz ancak zanna tâbi oluyorsunuz. Ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.”
4 - YÛNUS-36 Ve onların çoğu zandan başka bir şeye tâbi olmaz. Şüphesiz zan, haktan bir şey kazandırmaz. Muhakkak ki Allah, onların yaptıklarını bilendir.
5 - YÛNUS-66 ... Allah’tan başka ortaklara ne dua edenler neye tâbi oluyorlar? Ancak zanna tâbi olurlar ve onlar sadece tahmin ederler (yalan uydururlar).
6 - NECM-23 ... Allah onlara hiçbir sultan (delil) indirmedi. Onlar sadece zanna ve nefslerinin arzuladığı şeylere tâbi oluyorlar. …
7 - NECM-28 Ve onların (melekler konusunda) bir ilmi yoktur. Onlar sadece zanna tâbi olurlar. ...
Bakın, kitabı bilmeyenler... Şimdi bu kitabı bilmeyenler, yani Allah'ın indirdiği şeriat kitabını bilmeyenler, elleriyle kitap yazıyorlar. Bakara 79'da... Mesela şu anda Kur’ân'ın dışında binlerce kitap yazılmış. Yunus Emre onun için diyor ki: “Bin kez okursan aktan karayı, bir kâmil mürşide varmasa olmaz.” Kâmil mürşid vahye tâbî, Kur’ân'a tâbî, Kur’ân'dan din öğretiyor. Diğerleri de insanların yazdığı kitaplardan din öğretiyorlar.
Ve buradaki yazılan kitap, senin kızının referans olarak verdiği âyet, artık elleriyle emâniye bilgileri içeren kitabı yazanlar: “Vay haline.” Sonra da onu az bir bedel karşılığında satarlar. “Bu Allah'ın ilmindendir.” derler. Onlara yazıklar olsun elleriyle yazdıklarına.
Ve şimdi ne yazmışlar? Bakın, 19 tane bid’ati bunlar devreye koymuş. Kur’ân'ı bilmeyen insanlar, zanlarına tâbî olarak 19 tane bid’at. Bakın diyor ki bu elleriyle kitap yazanlar: “Bütün resûller peygamberdir.”
KUR’ÂN-I KERİM’E TERS DÜŞEN HURAFELER ŞEYTANIN ÖĞRETTİKLERİ FUHŞİYAT VE MÜNKERDİR. BİD’ATLAR DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR
1. Her resûl, peygamberdir.
2. Nebî olunmadan resûl olunmaz.
3. Allah, peygamberlerden başkasına âyet indirmez.
4. Vahiy, Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile sona ermiştir.
5. Allah görülemez.
6. Nefs tezkiyesi kalbe nurların girmesiyle oluşmaz. Mürşidsiz de nefs tezkiyesi yapılabilir.
7. Allah ile kul arasına kimse giremez. Mürşide tabiîyet şirktir.
8. Allah’a ulaşılamaz.
9. Hidayet de doğru yoldur, sırat-ı mustakîm de doğru yoldur.
10. Dinde zorlama vardır.
11. Dünyada rahat yoktur.
12. Kalbinde zerre kadar imanı olan cehennemde cezası kadar yandıktan sonra cennete girer.
13. Şekil şartlarına riayet etmeyenlerin namazı kabul olmaz. Tecvid ve harflerin mahreçlerinden çıkması telaffuza uymayan kıraatler kabul olmaz.
14. Kıyamet günü şefaat vardır.
15. Takva Allah’tan korkmaktır.
16. Ruh vücuttan çıkarsa kişi ölür. İrci emri bir ölüm emridir.
17. Yevmil âhir kıyamet günüdür.
18. Hayır da şerr de Allah’tandır.
19. “Lâ ilâhe illallah” diyen cennete girer.
KUR’ÂN-I KERİM’E UYGUN OLAN BİLGİLER, KUR’ÂN-I KERİM ÖĞRETİLERİNE UYGUN AHLÂKİ VE FAZİLETLİ DAVRANIŞLARDIR.
1. Bütün nebîler, resûldür ama her resûl, nebî değildir.
2. Her nebî, resûldür ama her resûl, nebî değildir.
3. Allah şeytana uyacak olan bir kişiye de âyet indiriyor (Â’râf 175).
4. Vahiy kıyamete kadar devam edecektir.
5. Allahû Tealâ fizik vücudun baş gözüyle görülmez ama nefsin kalp gözüyle ve ruhun baş gözüyle görülür.
6. Bakara 257'de “Onları zulmetten nura çıkartır” - nefs tezkiyesi kalbe nurların girmesiyle oluyor. Mürşidsiz nefs tezkiyesi hiç kimse için mümkün değildir. (Bakara 129-151, Âli İmrân 164, Cuma 2)
7. Allahû Tealâ, her devirde kendisiyle insanlar arasında asaleten veya vekâleten devrin imamını kendisi tayin eder.
8. Ölümle herkesin ruhu Allah’a ulaşır. Mârifet, hayattayken ruhu Allah’a ulaştırmaktır.
9. Hidayet, ruhun Allah’a ulaşmasıdır. Sırat-ı Mustakîm de ruhu Allah’a ulaştıran yoldur.
10. Dinde zorlama yoktur.
11. Dünyada mutluluk vardır.
12. Kalben Allah’a ulaşmayı dileyenler cennete girer, ulaşmayı dilemeyen herkesin gideceği yer cehennemdir.
13. Allah’a ulaşmayı dilemeyenler ve huşû sahibi olmayanların namazı kabul edilmez.
14. Kıyamet günü şefaat yoktur. Şefaat, bu dünya hayatındadır.
15. Takva, Allah’ı sevmektir. Sevmek, Allah’ın emirlerine itaat etmektir.
16. Ruh vücuttan çıkınca kişi ölmez. İrci emri, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşma emridir.
17. Aynı zamanda yevmil âhir, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşma günüdür.
18. Hayır Allah’tandır, şerr bizim nefsimizdendir.
19. “La ilâhe illallah” diyen değil, Allah’a ulaşmayı dileyen cennete girer.
Şimdi sadece tek başına buna baktığımız zaman Kur’ân'daki resûller haritasını çıkartıyoruz. Kesinlikle Kur’ân'a uymuyor, Kur’ân'a muhalif. “Bütün resûller peygamberdir.”
İşte Kur’ân'daki resûller.
KUR’ÂN’DAKİ RESÛLLER (ELÇİLER)
A. MELEK RESÛLLER
1. Allah’ın Hidayet Görevi Vermediği Melek Resûller
1a. Kiramen Katibin Melekleri : Zuhrûf 80
1b. Ölüm Melekleri : En‘âm 61
2. Allah’ın Hidayet Görevi Verdiği Melek Resûller
2a. Cebrail (A.S.) : Tâhâ - 96, Şûrâ - 51, Hacc - 75
B. Allah’ın Görevli Kıldığı CİN RESÛLLER : En‘âm 130
C. İNSAN RESÛLLER
1. Allah’ın Hidayetle Görevli Kıldığı Kavim Resûlleri (Velî Resûller)
1a. Velî resûller her kavme kendi lisanları ile art arda gelmişlerdir: Cuma - 2, Zumer - 71, Yâsîn - 14,
A‘râf - 35, Tâhâ - 134, Mü’min - 78, Bakara - 87 , Nahl - 36, İbrahim - 4, Fâtır - 24, Mü’minûn - 44
1b. Devrin İmamı Velî Resûller : Secde - 24, Âlî İmrân - 179
2. Allah’ın Hidayetle Görevli Kıldığı Nebî Resûller (Peygamberler)
2a. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) son nebîdir (peygamberdir): Ahzâb - 7, Ahzâb - 40, Âli İmrân - 81, Enbiyâ - 73
2b. Devrin İmamı Nebî Resûller : Âli İmrân – 164, Enbiyâ 73
3. İnsanların Görevlendirdiği Resûller
3a. Kralın Elçisi : Yûsuf - 50
3b. Sebe Melikesi Belkıs’ın Elçisi : Neml - 35
Sadece bu: Melek resûller var, melek resûllerin hiçbirisi peygamber değil. Cin resûller var, hiçbirisi peygamber değil. İnsanların seçtiği resûller var, hiçbirisi peygamber değil. Velî resûller var, hiçbirisi peygamber değil. Sadece peygamber olanlar Allah'ın hidayetle görevli kıldığı nebî resûllerdir.
Ama onlar ne demişler? “Bütün resûller peygamberdir.” demiş. Öyleyse Kur’ân'a muhalif olan zanları devreye koymuşlar.
Devam ediyoruz. O 19 tane bid’atten bir tanesini daha inceleyelim: “Nebî olmadan resûl olmaz.” Başka bir yanlış. Bu da Kur’ân-ı Kerim'e aykırı. “Nebî olmadan resûl olmaz.” olayı külliyen yalan. Allah'ın bütün velî resûlleri nebî olmadan resûl olmuşlardır.
Nitekim Âli İmrân Suresi'nin 81. âyet-i kerimesine bakacak olursak ne görüyoruz?
3/ÂLİ İMRÂN-81 Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tansurunnehu, kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mineş şâhidîn(şâhidîne).
Ve Allah, nebilerden, “Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah'ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, O'na mutlaka îmân edeceksiniz ve O'na mutlaka yardım edeceksiniz” diye misak aldığı zaman, “İkrar ettiniz mi (kabul ettiniz mi?) ve bu ağır (ahdimi) üzerinize aldınız mı?” diye buyurdu. (Onlar da): “İkrar ettik (kabul ettik)” dediler. (Allahû Teâlâ): “Öyleyse şahit olun ve Ben sizinle beraber şahitlerdenim.” buyurdu.
Nebîlere: “Size kitap ve hikmet verdim. Sizden sonra bir resûlümüz gelecek, sizdekini tasdik edecek.” Nebîlerin hitamından sonra, bu nebîlerin bitimi Peygamber Efendimiz (S.A.V), son nebî. Son nebî olmasına rağmen Peygamber Efendimiz'den sonra bir resûl geliyor.
Öyleyse nebî olmadan resûl olan Allah'ın velî resûlleri var. Bu da Kur’ân-ı Kerim'e aykırı. Buradaki 19 bid’ati devreye aldığımız zaman 19'u da Kur’ân-ı Kerim'e aykırı ve bunlar insanların eliyle yazdıkları kitaplardan oluşmuş. Allah razı olsun.