Muhterem Hocam, “Komşusu açken tok kalan bizden değildir.” hadisini düşündüğümüzde, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ve O’nun sahabesinin uzun süre ambargo altında tutulduklarını ve fak
Soru
Muhterem Hocam, “Komşusu açken tok kalan bizden değildir.” hadisini düşündüğümüzde, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ve O’nun sahabesinin uzun süre ambargo altında tutulduklarını ve fakirlik içinde yaşadıklarını, dünyaya önem vermediklerini görüyoruz. Komşunun aç olması konusunu en doğru şekilde nasıl değerlendirebiliriz? Komşularımıza nasıl fayda sağlayabiliriz?
Cevap
Nebiler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e bir bedevi geliyor, “Yâ Resûlallah, ben iyi bir kul olmak istiyorum.” der. Allah Resûlü ona “Muhsin kul ol.” buyurur. Bir sene sonra geldiğinde, “Ben muhsin kul oldum mu?” diye sorar. Allah Resûlü de “Bunu komşuna söyle.” buyurur.
Öyleyse biz insanların Allah katındaki yeri çevremize verdiklerimize paraleldir. Şimdi açlık sadece mide açlığı değildir. Kişinin ilmi yoksa, ilme açtır. Kişinin başka ihtiyaçları olabilir; yani birçok şekilde kişi aç olabilir. O zaman Resûlullah Efendimiz (S.A.V) bir sene sonra, "git komşularına sor" diyor.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: İbni Mâce, Zühd 25.
Sahâbe: “Ya Resûlullah! Muhsin kul olduğumu nasıl bileceğim?” deyince,
Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz:
“Komşularına sor.” buyurmuştu.”
Burada muhsin kul, affeden ve iyilik yapan, yani ihsanla davranan kişidir. İhsanla davranmak; affetmek, herkesi affetmek ve iyilik yapmaktır. Kur'ân-ı Kerim’de birçok âyet-i kerimenin tekrarını, “Anne babanıza ihsanla davranın.” buyrulmaktadır. Yani anne babanız size hangi yanlış davranışı yaparsa yapsın, siz onları affedin.
ANNE VE BABAYA İHSANLA DAVRANMAK
1. BAKARA-83 Biz, İsrailoğulları’ndan:“Allah’tan başkasına kul olmayın, ana-babaya, yakınlara (akrabaya), yetimlere ve miskinlere ihsanda bulunun, insanlara güzel söz söyleyin, namazı (hakkıyla) kılın, zekâtı verin.” diye misak almıştık. Sonra da sizden pek azınız hariç, (misakınızdan geri) döndünüz. Ve siz, yüz çeviren kimselersiniz.
2. NİSÂ-36 Ve Allah'a kul olun. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ve ana-babaya, akrabaya, yetimlere, miskinlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa (eşlere), yolda kalmışa ve elinizin altında sahip olduklarınıza (köleye,cariyeye, işçilere) ihsanla davranın. Muhakkak ki Allah, kibirli olan ve övünen kimseleri sevmez.
3. E’NÂM-151 De ki: “Gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım; O’na bir şeyi ortak koşmayın. Anne, babaya ihsanla davranın. Yokluk (fakirlik) sebebiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de yalnız Biz rızıklandırırız. Kötülüğün açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. Haklı olmanız hariç kimseyi öldürmeyin ki; onu Allah haram kıldı. ...
4. İSRÂ-23 Rabbin, ondan başkasına kul olmamanızı ve anne ve babaya ihsanla davranmanızı kaza etti (takdir etti, hükmetti). Eğer ikisinden birisi veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa onlara (ikisine) “öf” deme. Ve onları (ikisini) azarlama ve onlara kerim (güzel, yumuşak) söz söyle!
5. ANKEBÛT-8 Ve Biz insana, anne ve babasına güzel davranmasını vasiyet ettik (emrettik).Ve eğer onlar, hakkında bilgin olmayan bir şey ile Bana şirk koşman için seninle mücâdele ederlerse o taktirde, o ikisine itaat etme. Dönüşünüz, Banadır. O zaman yapmış olduklarınızı size haber vereceğim.
6. LOKMÂN-15 Ve bilgin olmayan bir şey hakkında, şirk koşman için seninle mücâdele ederlerse, ikisine de itaat etme! Ve dünyada onlara güzellikle sahip ol. Bana yönelenlerin (ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenlerin) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Banadır. O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim.
7. AHKÂF-15 İnsana, anne ve babasına ihsanla davranmasını vasiyetettik. Annesi onu güçlükle taşıdı ve onu güçlükle doğurdu. Ve onun taşınması ve sütten kesilmesi 30 aydır. Nihâyet erginlik çağına ulaştığı zaman 40 yaşını tamamladı. Şöyle dedi: “Rabbim! Bana, anne ve babama verdiğin ni’metlere şükretmekte, Senin razı olduğun salih amel (nefs tezkiyesi) yapmakta beni başarılı kıl. Ve zürriyetimi ıslâh et. ...
İşte Bakara Suresi 83. âyet-i kerimede, "Anne babaya, yakınlara, akrabalara, yetimlere, miskinlere ihsanla bulun, ver." Nisa Suresi 36. âyet-i kerimede; "Anne babaya, akrabalara, miskinlere." vesaire ihsanla davranılması emredilmektedir. Şimdi birisinde onlara ihtiyacı olan malı ver diyor. Ama birisinde de anne, babaya, akrabaya komşuya, uzak komşuya ihsanla davran diyor. Yani kendinden ver, ihsanla davran, affet ve onlara şartlar ne olursa olsun iyilik yap. Enam Suresi 151.âyet-i kerimede de aynı şekide;
O zaman “aç” olan, ihtiyacı olan kişi demektir. Dolayısıyla neye ihtiyacı varsa komşumuzun ondan bizde varsa ondan esirgemeyip vermek manasına gelir. Kardeşimizin de ifade ettiği gibi, gerçekten sahabe Allah Resûlü ile beraber yıllarca ambargo altında, aç kaldığınıe ama bir farklılık içinde yaşadıklarını, dünyaya önem vermediklerini görüyoruz.
Komşumuzun aç olması konusunu en doğru şekilde nasıl değerlendirebiliriz? Manevî açıdan eğer açsa ve biz o ilmin sahibiysek, mutlaka ona tebliğ yapmamız lazım. Allah katında en üst seviyedeki makam nübüvvettir. Nübüvvette, peygamberlerin bıraktığı mirasdır. Bu miras altın, gümüş veya mal değildir. Peygamberlerin bıraktığı miras ilimdir. Öyle olunca da etrafımızdaki insanların Allah’ın ilmine karşı açlıklarına biz doğru cevap verirsek kendimize düşeni yapmış oluruz. Âlimler peygamberlerin varisleridir. Şüphesiz peygamberler altın ve gümüş cinsi, maddî şeyler miras bırakmazlar. Onlar sadece ilim bıraktılar.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Ebû Dâvûd, İlim,1; Tirmîzî, İlim,19; İbnu Mâce, Mukaddime,17; Dârimî, Mukaddime, 32; Kütüb-i Sitte, Âlimlerin Fazileti; Ravi: Ebu’d-Derda, Hadis No: 4108.
“Âlimler, peygamberlerin varisleridir. Şüphesiz peygamberler, altın ve gümüş cinsi maddî şeylerden miras bırakmazlar. Onlar sadece ilim bırakırlar. Kim o ilmi alır ve hakkı ile amel edip yaşarsa, (Dünya ve ahirette) büyük bir nasîp ve derece elde etmiş olur.”
Kim o ilmi alır ve hakkıyla amel ederse, dünya ve ahirette büyük bir nasip ve derece elde etmiş olur. O halde olaylara bu şekilde bakmak lazım inşaallah.