Muhterem Hocam, kötülüğe karşı hayırla davranmanın bir sınırı var mıdır?
Soru
Muhterem Hocam, kötülüğe karşı hayırla davranmanın bir sınırı var mıdır?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, bütün kâinatın muhtevasını aldığı X-Y koordinat ekseninin üst tarafı, o üst düzlem Allah’ın ülkesini; alt kısmı da negatif dalgaların hâkim olduğu şeytanın ülkesini ifade ediyor.
ALLAH’IN ÜLKESİ, MUTLULUK ÜLKESİ
Allah’ın ülkesi Emr Âlemi’dir.
Mutluluk Üçgeni: Kişi ruhuna tâbî olduğu zaman mutlaka, yaşadığı olaylarda (derecat kazandırıcı herşey) Allah’ın ülkesindedir: Bir kenarı Allah, bir kenarı ruhumuz, bir kenarı kazandığımız dereceler. Derecat kazandırıcı herşey bizi Allah’ın ülkesinde tutar: İyilik yapmak, tebliğ yapmak, zikir, zekât, hac, namaz, oruç, mürşid önünde tövbe, Allah’a ulaşmayı dilemek.
Ruhun hasletleri: Sevgi, îmân, doğruluk, adalet, edep, ilim, cömertlik, sekînet, itaat, sabır, tevazu, kanaat, şükür, ketumiyet, hakikat, faziletler, vefa, ihlâs, tevhid.
Apsis-Ordinat Ekseninin Pozitif Tarafı (Yukarı Doğru)
70: İrade Teslimi Yapanlar
60: Nefs Teslimi Yapanlar
50: Daimî Zikre Ulaşanlar
40: Muhsin Olanlar
30: Ruh Teslimi Yapanlar
20: Mürşide Tâbî Olanlar
10: Allah’a Ulaşmayı Dileyenler
0 Noktası Başlangıç Çizgisi (Dünya Seviyesi)
Apsis-Ordinat Ekseninin Negatif Tarafı (Aşağı Doğru)
-10: Âyetlerden Gâfil Olanlar
-20: Âyetleri Yalanlayanlar
-30: Âyetleri Satanlar
-40: Âyetleri İnkar Edenler
-50: Âyetleri Gizleyenler
-60: Âyetlerle Alay Edenler
-70: Âyetleri Zulmanî İlimde Kullananlar
ŞEYTANIN ÜLKESİ, MUTSUZLUK ÜLKESİ
Şeytanın ülkesi Zülmanî Âlem’dir.
Mutsuzluk Üçgeni: Kişi nefsine tâbî olduğu zaman mutlaka, yaşadığı olaylarda (derecat kaybettirici herşey) şeytanın ülkesindedir: Bir kenarı şeytan, bir kenarı nefsimiz, bir kenarı kaybettiğimiz dereceler. Derecat kaybettirici herşey bizi şeytanın ülkesinde tutar.
Nefsin afetleri: Kin ve nefret, küfür, yalan, zulüm, haset, cehalet, cimrilik, öfke ve gayy, isyan, sabırsızlık, kibir ve gurur, hırs ve şehvet, nankörlük, dedikodu, zan, iptilalar, vefasızlık, müraillik, fitne-fesat. İnsanlar burada mutsuzluk üçgeni içerisinde hayatlarını sürdürürler. Ama kim ki Allah’a ulaşmayı diler, mürşidine tâbî olursa Allah’ın yardımıyla ruhun teslimi, fizik vücudun teslimi, daimî zikir, nefs teslimi ve irade teslimiyle 7 safha 4 teslimi yaşayarak hep mutluluk üçgeni içerisinde bir dünya hayatı yaşar.
Allah’ın ülkesinde mutluluk üçgeni, şeytanın ülkesinde mutsuzluk üçgeni. “İnsanları mutlu edeceğim.” dediğiniz zaman bir ölçü tanımak mecburiyetindesiniz. Sahanız sonsuz değildir, hudutludur. Allah’ın emirleri istikametinde yardım edeceksiniz. Allah’ın nehiyleri istikametinde hiçbir zaman hiç kimseye yardım etmeyeceksiniz. Yani şerrde yarışmak yok. Allahû Tealâ Mâide Suresinin 2. âyet-i kerimesinde:
5/MÂİDE-2: Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tuhıllû şeâirallâhi ve lâş şehral harâme ve lâl hedye ve lâl kalâide ve lâ âmmînel beytel harâme yebtegûne fadlan min rabbihim ve rıdvânâ(rıdvânen) ve izâ haleltum fastâdû ve lâ yecrimennekum şeneânu kavmin en saddûkum anil mescidil harâmi en ta’tedû, ve teâvenû alâl birri vet takva ve lâ teâvenû alâl ismi vel udvâni vettekullâh(vettekullâhe) innallâhe şedîdul ıkâb(ıkâbi).
Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşıp teslim olmayı dileyenler)! Allah’ın (koyduğu) şeriat hükümlerine, haram aya, (hediye olarak Kâbe’ye gönderilen) kurbanlıklara, gerdanlıklı (boyunları bağlı) kurbanlık develere, Rabb’lerinden bir fazl ve (O’nun) rızasını isteyerek Beyt-el Haram’a gelenlerin güvenliğine saygısızlık etmeyin. Ve ihramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoymalarından (çevirmelerinden) dolayı bir kavme beslediğiniz kin, sakın sizi haddi aşmaya sevk etmesin. Birr ve takva üzerine yardımlaşın. Günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’a karşı takvâ sahibi olun. Muhakkak ki Allah ikâbı (azabı) şiddetli olandır.
Burada ne görüyoruz? Allahû Tealâ Mâide-2’de birr ve takvada yardımlaşın ama günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın, buyuruyor. Günah ve düşmanlıkta yardımlaşanlar, onlar şeytanın dostlarıdır. Hayır ve takvada yardımlaşanlar ise onlar Allah’ın dostlarıdır. Öyleyse hayır ve takvada yardımlaşanlara, Allah’ın nehiyleri istikametinde hiç kimseye yardım söz konusu değil. Mücâdele Suresinin 10. âyet-i kerimesine baktığımız zaman ne görüyoruz?
58/MUCÂDELE-10: İnne men necvâ mineş şeytâni li yahzunellezîne âmenû ve leyse bi dârrihim şey’en illâ bi iznillâh(iznillâhî), ve alâllâhi fel yetevekkelil mû’minûn(mû’minûne).
Muhakkak ki necva (gizli fısıldaşma) şeytandandır, âmenû olanları (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenleri) mahzun etmek içindir. Ve Allah’ın izni olmadıkça onlara bir darlık (sıkıntı) verecek değildir. Öyleyse mü’minler, Allah’a tevekkül etsinler.
Muhakkak ki gizli fısıldaşma şeytandandır. Âmenû olanları, ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenleri mahzun etmek içindir.
58/MÜCÂDELE-9: Yâ eyyuhellezîne âmenû izâ tenâceytum fe lâ tetenâcev bil ismi vel udvâni ve ma’siyetir resûli ve tenâcev bil birri vet takvâ, vettekullâhellezî ileyhi tuhşerûn(tuhşerûne).
Ey âmenû olanlar (Allah’a inananlar, îmân edenler)! Aranızda gizlice konuştuğunuz zaman artık günah, düşmanlık ve resûle isyan konusunda gizli gizli konuşmayın. Birr ve takva konusunda aranızda müşavere edin (görüşün). Ve kendisine haşrolunacağınız (huzurunda toplanacağınız) Allah’a karşı takvâ sahibi olun.
Demek ki günahta, düşmanlıkta ve resûle isyanda yardımlaşmayın. Ama birr ve takvada yardımlaşın. Birr ve takvada yardımlaşmak, hayırda yardımlaşmaktır. Allahû Tealâ’nın dizaynı bu şekilde. Öyleyse bir hırsız sizden bir şeyi açmak için yardım istiyor. O insanı mutlu edeceğim diye ona yardım ederseniz o zaman şeytana, nefsinize ve kişinin nefsine hizmet edersiniz. Nefse hizmet ettiğiniz zaman mutlu bir insan olamazsınız. Hem onlar mutsuz olurlar hem de siz mutsuz olursunuz. Öyleyse insanlara yardımda bulunmak ancak ma’rufla emretmek, münkerden nehyetmek konusunda olmalı. Fuhşiyatı ve münkeri emreden, yardım eden birisi olmamalıyız. Allah razı olsun.