Muhterem Hocam, kötülüğe karşı hayırla mukabele etmeyi nasıl başarabiliriz?
Soru
Muhterem Hocam, kötülüğe karşı hayırla mukabele etmeyi nasıl başarabiliriz?
Cevap
Fussilet-35’te kötülüğe karşı iyilik yapmak, en üst seviye bir davranış biçimidir.
41/FUSSİLET-35: Ve mâ yulekkâhâ illellezîne saberû ve mâ yulekkâhâ illâ zû hazzin azîm(azîmin).
Ona (kötülüğü iyilikle karşılama hasletine), sabredenlerden ve hazzul azîm (en büyük haz) sahiplerinden başkası ulaştırılmaz.
Böyle bir şey için kötülük gören kişinin nefsinin afetlerinden önemli bir miktar temizlenmiş olması gerekir. Yoksa insanlar normal hâllerinde kendilerine kötülük edenlere mutlaka kötülük edip intikam almak isterler. Ama intikam şeytanın silahıdır. İnsanları incelediğimiz zaman şeytanın tarafında yer alanlar, kötülüğe karşı kötülük edenlerdir. Ama Allah’ın dostlarına baktığımız zaman böyle değildir.
KÖTÜLÜĞE KARŞI İYİLİKLE (HAYIRLA) MUKABELE
1. RA’D-22: Onlar, sabırla Rab’lerinin Vech’ini dileyenler ve namazı ikame edenler, onları rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açıkça infâk edenlerdir. Ve seyyiati, hasenat ile (iyilikle) savan kimselerdir. İşte onlar için, bu dünyanın (güzel bir) akıbeti (sonucu) vardır.
2. MU’MİNÛN-96: Seyyiati (kötülüğü), en güzel olanla yok et. Biz, (onların) vasıflandırdıklarını en iyi biliriz.
3. KASAS-54: İşte onlardır ki; onlara sabırları sebebiyle ecirleri (sevapları) iki kat verilir. Ve onlar, seyyiati (kötülüğü) hasenat (iyilik) ile savarlar. Ve onlara verdiğimiz (manevî) rızıktan infâk ederler.
4. FUSSİLET-34: Hasene (iyilik) ve seyyie (kötülük), müsavi (eşit) değildir. (Kötülüğü) en güzel şekilde karşıla. O zaman seninle arasında düşmanlık olan kişi, samimi bir dost gibi olur.
İYİLİĞE KARŞI KÖTÜLÜKLE (ŞERR’LE) MUKABELE
KASAS-41: Ve Biz, onları ateşe davet eden imamlar (önderler) kıldık. Ve kıyâmet günü onlara yardım olunmaz.
AHZÂB-67: Ve cehennemde olanlar derler ki: “Yarabbi, muhakkak ki biz, sâdatlarımıza ve küberamıza itaat ettik.”
AHZÂB-68: “Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânetle lânetle.”
BAKARA-159: ...İndirdiğimiz şeyleri ve hidayeti (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaştırılmasını) Kitap’ta insanlara açıklamamızdan sonra gizleyenlere, işte onlara, Allah lânet eder...
BAKARA-102: ...Fakat şeytanlar insanlara, sihri ve Babil şehrindeki iki meleğe, Harut ve Marut’a indirilen şeyleri öğretmekle kâfir oldular. ...Ve onlar kendilerine fayda vermeyen, zarar veren şeyleri öğreniyorlar...
Kötülüğe karşı iyilikle mukabele edenler, başkasını Allah’a davet edenler, onların hidayetine vesile olanlardır. Onlar iyiliğe karşı iyilik yapanlardır, aynı zamanda kötülüğe karşı da iyilik yapanlardır. Onların hedefinde sadece iyilik yapmak vardır. Çünkü hayır mutluluktur, şerr mutsuzluktur.
KÖTÜLÜĞÜ ÖĞRETEN ŞEYTANIN YARDIMCILARI
1. ZÜLMANÎ İLİMLERLE AMEL EDENLER
BAKARA-102: ...Ve onlar kendilerine fayda vermeyen, zarar veren şeyleri öğreniyorlar. Ve andolsun ki onlar, onu (sihri ve ona ait bilgileri) satın alan kimsenin ahirette bir nasibi olmadığını kesin olarak öğrendiler. Elbette onunla (sihre karşılık) nefslerini sattıkları şey ne kötü, keşke bilselerdi.
2. RESÛL VE ÂYETLERLE ALAY EDENLER
KEHF-106: (Âyetlerimi) örtmeleri (inkâr etmeleri) ve âyetlerimi ve resûllerimi alay konusu edinmeleri sebebiyle, onların cezası işte bu cehennemdir.
EN’ÂM-68: Âyetlerimiz hakkında (alaylı) konuşmaya dalanları gördüğün zaman, ondan başka bir söze geçinceye kadar artık onlardan yüz çevir. Ama şeytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra artık o zalimler topluluğuyla beraber oturma.
NİSÂ-140: ...Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman artık, ondan başka bir söze dalıncaya kadar, onlarla beraber oturmayın. Aksi taktirde (eğer onlarla beraber oturursanız) mutlaka siz de onlar gibi olursunuz...
3. HİDAYETİ GİZLEYENLER
BAKARA-159: Muhakkak ki, beyyinelerden indirdiğimiz şeyleri ve hidayeti (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaştırılmasını) Kitap’ta insanlara açıklamamızdan sonra gizleyenlere, işte onlara, Allah lânet eder ve lânet ediciler de onlara lânet eder.
ÂLİ İMRÂN-7: ...Kalplerinde eğrilik bulunanlar, fitne çıkarmak ve tevîlde (yorumda) bulunmak istedikleri için o Kitab’ın müteşâbih olan kısmına uyarlar...
4. SÂDAT VE KÜBERALAR
AHZÂB-67: ...“Yârabbi, muhakkak ki biz, sâdatlarımıza (dinde ileri gidenlerimize) ve küberamıza (büyüklerimize) itaat ettik. Ve böylece Senin yolundan (Sıratı Mustakîm’inden) saptırdılar.”
AHZÂB-68: “Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânetle lânetle.”
5. FESAT ÇIKARANLAR
TEVBE-32: (Onlar) ağızları ile Allah’ın nurunu söndürmeyi istiyorlar...
RA’D-25: ...Allah’ın ahdini bozarlar (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah’a teslim etmezler). Ve Allah’ın, O’na (Allah’a) ulaştırılmasını emrettiği şeyi keserler. Ve yeryüzünde fesat çıkarırlar (başka insanların da Sıratı Mustakîm’e ulaşmalarına mâni oldukları için fesat çıkarırlar)...
6. DALÂLET ÜZERİNE HAK OLANLAR
A’RÂF-30: ...Bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. Muhakkak ki onlar, Allah’tan başka şeytanları dostlar edindiler...
KASAS-63: Üzerlerine azap sözü hak olanlar: “Rabbimiz, azdırdıklarımız işte bunlar. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık...”
A’RÂF-16-17: ...“Mutlaka Senin Sıratı Mustakîm’ine onlara karşı (mâni olmak için) oturacağım.” dedi.
“...Önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.”
YÛNUS-7: Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
HİCR-39: (İblis şöyle) dedi: “Rabbim, beni azdırmandan dolayı, onlara mutlaka yeryüzünde (azgınlığı) süsleyeceğim ve mutlaka onların hepsini azdıracağım.”
Eğer bizler zikrimizi yeterli boyutlara çıkartabilirsek nefsimizin afetlerinin giderek azaldığını, bir gün kalmadığını göreceğiz. O zaman başkalarına kötü davranmamız, onları rahatsız edecek davranışlarda bulunmamız bizim için imkânsız hâle gelecektir. Çünkü nefsin manevî kalbinde 19 tane fazilet, ruhun kalbinde de 19 tane haslet vardır. Allah’ın emirleri istikametinde yaşayan insanlar hayırlarda yarışanlardır. Daimî zikrin sahibi ulûl’elbab, Allah’ın yakın kıldığı muhlisler ve Allah’ın Zât’ına şahit olan sâlihlerin hepsi hayırlarda yarışanlardır. Onlar kötülüğe karşı hayırla mukabele edenlerdir. Allahû Tealâ’nın bütün insanlar için vaz ettiği hedef budur. Dolayısıyla hepimizin hayırlarda yarışanlardan olması için gayret içinde olması gerekir. Allah razı olsun.