Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim ve sünneti seniyye mürşid konusunda ne diyor?
Soru
Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim ve sünneti seniyye mürşid konusunda ne diyor?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Kur’ân-ı Kerim mürşidi farz kılıyor. Resûlullah (S.A.V) Efendimizin sünnetine baktığımız zaman 7 tane hadîste de mürşide tâbiiyetin farz olduğunu görüyoruz.
7 GRUP HADÎSTE MÜRŞİDE TÂBİİYET HADÎS-İ ŞERİF 1: “Benden sonra Nebiler gelmeyecek. Nübüvvet Benimle sona ermiştir ama Benden sonra halifeler, imamlar gelecek. Onlara itaat eden, Bana itaat etmiştir. Onlara asi olan, Bana asi olmuştur.” Kaynak: Sahih Buhari 11. cilt, sayfa 181 HADÎS-İ ŞERİF 2: “Benden sonra nebi gelmeyecek, âlimler gelecek, halifeler gelecek. Onlara tâbî olan bana tâbî olur, onlara asi olan bana asi olur.” Kaynak: Sahih Buhari 9. cilt 1409. HADÎS HADÎS-İ ŞERİF 3: “Size ruh verenler gelecek, onları arayıp bulun. Kim zamanın imamına tâbî olmazsa cahiliye üzere ölür.” Kaynak: Sahihi Müslim 58, no 1851 “Sahabem yıldızlar gibidir. Hangisine tâbî olursanız, doğruya erersiniz.” Kaynak: Feyzu’l-Kadir 4, 76 HADÎS-İ ŞERİF 4: “Benim sünnetime ve benden sonra gelen raşid halifelerin yoluna tâbî olun.” Kaynak: Ebu Davud, Melahim, 1. “Her asırda ümmetimden Allah’a itaat ve hayırda yarışanlar bulunacaktır.” Kaynak: Elbani, Nasuruddin, Silsiletu’l-EHADÎS-es-Sahiha, Beyrut, 1991, V.7 HADÎS-İ ŞERİF 5: “Kim Bana itaat ederse muhakkak ki Allah’a itaat etmiş olur. Kim Bana isyan ederse, Allah’a isyan etmiş olur. Her kim İmamı’na (Kamil Mürşide veya Devrin İmamı’na) itaat ederse, muhakkak ki Bana itaat etmiş olur. Her kim İmam’a isyan ederse, muhakkak ki Bana isyan etmiş olur.” Kaynak: İbni Mace 8/2589 HADÎS-İ ŞERİF 6: “Hudeybiye’de ağaç altında biat edenlerden hiç kimse ateşe girmeyecektir.” Kaynak: Müslim “Ey insanlar! Hepiniz dalâlettesiniz. Hidâyete erdirildiklerim müstesna. Dileyin ki sizi hidâyete erdireyim.” Kaynak: riyâzussalihin s.137 HADÎS-İ ŞERİF 7: “Muhakkak Allah her yüzyılda (asırda) bir kimse (in) işlerini yenileyen, tazeleyen, bahşeder. Sizden bir taife halkı Allah’a davette misal olanlar. Bunlar ehli haktır. Bu kimseler din işlerini yeniler, tazeler. Bu Allah’ın dostları, Allahû Tealâ’nın kullarına sevdirilir.” Kaynak: Ebu Davud “Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dinî işlerini yenileyecek bir müceddid gönderecektir.” Kaynak: Sahih-i Buhari; Müslim; Sünen-Ebu Davud S/100
Maide 35’te: "Ey âmenû olanlar! Takva sahibi olun ve sizi kim Allah’a ulaşmaya vesile olacaksa onu da Allah’tan isteyin."
5/MÂİDE-35 Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne). Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
Mürşidlerin de bütün mürşidlerin tâbî olduğu kimse var mı? Var tabiî. Bütün mürşidlerin tâbî olduğu kişi her devirde devrin imamıdır. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in döneminde ne kadar kavim resûlü varsa, ne kadar velî mürşid varsa, vekil mürşid varsa hepsi kime tâbîdiler? Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e.
Bütün zamanlarda da Allahû Tealâ bütün mürşidlerin tâbî olduğu bir devrin imamının olduğunu kesinlikle bize işaret ediyor. Neden devrin imamının dışında mürşidler de var? Çünkü her devirde bütün insanların bir kişiye ulaşması imkânsız gibi. Allahû Tealâ bütün insanların işini kolaylaştırmak babında herkesin kolaylıkla yaşayabileceği ve ulaşabileceği bir mürşidi yanı başında mutlaka vazifeli kılmıştır. Örneğin her kavmin içerisinde o kavmin lisanıyla tebliğ eden, insanları Allah’a ulaştıran, davet eden Allah’ın velî resûlleri var. Onların yanı başında 7 safha 4 teslim yaşayan velî mürşidler ve diğer bütün vekil mürşidler var. Ama bütün bu mürşidlerin hepsinin tâbî olduğu bir devrin imamı vardır.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) son asaleten devrin imamı, kıyâmete kadar da var olacak mı? Elbette. Kavim resûllerinin arasında seçilen, vekâleten devrin imamı olarak tayin edilen Secde 24’e göre mutlaka bir imam yine vardır. Ama onun dışında diğer velî resûller, velî mürşidler hep var olmaya devam edecektir.
32/SECDE-24 Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne). Ve onlardan, emrimizle hidâyete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.
Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in mürşidi Cebrail (A.S)’dır. Öyleyse Allah’ın uğruna kâinatı yarattığı Peygamber Efendimizin (S.A.V)'in mürşidi varsa bunun dışında başka bir insanın istisna olması mümkün değil. O zaman herkes için mürşid kesinlikle vardır. İşte tam 7 tane âyet-i kerimede Allah Resûl'ü mürşide tâbî olmanın farzını hadîslerle bize bildiriyor: "Benden sonra nebî gelmeyecek."
İşte 7 tane hadîs, bu hadîslerin hepsinde mürşide olmanın farz olduğu bize açıklanıyor:
7 GRUP HADÎSTE MÜRŞİDE TÂBİİYET HADÎS-İ ŞERİF 1: “Benden sonra Nebiler gelmeyecek. Nübüvvet Benimle sona ermiştir ama Benden sonra halifeler, imamlar gelecek. Onlara itaat eden, Bana itaat etmiştir. Onlara asi olan, Bana asi olmuştur.” Kaynak: Sahih Buhari 11. cilt, sayfa 181 HADÎS-İ ŞERİF 2: “Benden sonra nebi gelmeyecek, âlimler gelecek, halifeler gelecek. Onlara tâbî olan bana tâbî olur, onlara asi olan bana asi olur.” Kaynak: Sahih Buhari 9. cilt 1409. HADÎS HADÎS-İ ŞERİF 3: “Size ruh verenler gelecek, onları arayıp bulun. Kim zamanın imamına tâbî olmazsa cahiliyet üzere ölür.” Kaynak: Sahihi Müslim 58, no 1851 “Sahabem yıldızlar gibidir. Hangisine tâbî olursanız, doğruya erersiniz.” Kaynak: Feyzu’l-Kadir 4, 76 HADÎS-İ ŞERİF 4: “Benim sünnetime ve benden sonra gelen raşid halifelerin yoluna tâbî olun.” Kaynak: Ebu Davud, Melahim, 1. “Her asırda ümmetimden Allah’a itaat ve hayırda yarışanlar bulunacaktır.” Kaynak: Elbani, Nasuruddin, Silsiletu’l-EHADÎS-es-Sahiha, Beyrut, 1991, V.7 HADÎS-İ ŞERİF 5: “Kim Bana itaat ederse muhakkak ki Allah’a itaat etmiş olur. Kim Bana isyan ederse, Allah’a isyan etmiş olur. Her kim İmamı’na (Kamil Mürşide veya Devrin İmamı’na) itaat ederse, muhakkak ki Bana itaat etmiş olur. Her kim İmam’a isyan ederse, muhakkak ki Bana isyan etmiş olur.” Kaynak: İbni Mace 8/2589 HADÎS-İ ŞERİF 6: “Hudeybiye’de ağaç altında biat edenlerden hiç kimse ateşe girmeyecektir.” Kaynak: Müslim “Ey insanlar! Hepiniz dalâlettesiniz. Hidâyete erdirildiklerim müstesna. Dileyin ki sizi hidâyete erdireyim.” Kaynak: riyâzussalihin s.137 HADÎS-İ ŞERİF 7: “Muhakkak Allah her yüzyılda (asırda) bir kimse (in) işlerini yenileyen, tazeleyen, bahşeder. Sizden bir taife halkı Allah’a davette misal olanlar. Bunlar ehli haktır. Bu kimseler din işlerini yeniler, tazeler. Bu Allah’ın dostları, Allahû Tealâ’nın kullarına sevdirilir.” Kaynak: Ebu Davud “Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dinî işlerini yenileyecek bir müceddid gönderecektir.” Kaynak: Sahih-i Buhari; Müslim; Sünen-Ebu Davud S/100
Allahû Tealâ: "Sizi kim Allah’a ulaştırmaya vesile olacaksa, onu Allah’tan isteyin." buyuruyor. Devrin imamının dışındaki bütün mürşidler vesiledirler. Ama hidâyete erdiren her devirde bir tek kişi var; devrin imamı. Vesileler devrin imamına tâbî olan mürşidlerdir. Burada (âyet-i kerimelerde) mürşidin farz kılındığını net olarak görüyoruz. Âyet-i kerimelerde (7 tane âyet-i kerime) Allah’a ulaşmayı kalben dileyen kişi için Allahû Tealâ mutlaka mürşidin var olduğunu beyan ediyor. İşte;
Âli İmrân 31: "Bana tâbî olun ki Allah da sizi sevsin." Âli İmrân 164: "Mü’minler olmak üzere Allah Resûl'ü beas eder." Meryem 43: "Bana tâbî ol ki seni Sıratı Seviye’ye ulaştırayım." Yâsîn 21: "Sizden ücret istemeyenlere tâbî olun." Mü’min 38: "Bana tâbî olun ki irşad yoluna ulaştır."
ve diğer âyetler.
ALLAH’A ULAŞMAYI (Hidayeti) DİLEYEN – ALLAH’I SEVENLER – SEBİLİ REŞAD ÜZERİNDE 1. BAKARA-46 …Rab’lerine muhakkak mülâkî olacaklarına....yakın derecesinde inanırlar. BAKARA-156 …Biz muhakkak ki Allah için (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız)” derler. 2. BAKARA-249 …O kendilerinin muhakkak Allah’a mülâkî olacaklarını kesin olarak bilenler… 3. EN’ÂM-154 …onlar, Rab’lerine mülâkî olacaklarına inanırlar… 4. RA’D-2 …âyetleri ayrı ayrı açıklar ki; böylece Rabbinize mülâkî olmaya yakîn hasıl edersiniz. 5. KEHF-110 …Kim Rabbine mülâki olmayı dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın… 6. ANKEBÛT-5 Kim Allah’a mülâkî olmayı dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir… 7. İNŞİKÂK-6 Ey İnsan! Muhakkak ki sen, Rabbine doğru cehd ile (nefsinle) cihad edersin. Sonunda O’na mülâkî olursun.”
ALLAH’A ULAŞMAYI (Hidayeti) DİLEYEN – MÜRŞİDE TÂBİİ – TARÎK-İ VE SIRAT-I MÜSTAKİM ÜZERİNDE 1. ÂLİ İMRÂN-31 …Allah’ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbî olunuz ki Allah da sizi sevsin… 2. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir nîmet olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... 3. MERYEM-43 …bana tâbî ol. Seni, Sıratı Sevîyye’ye hidâyet edeyim. RA’D – 7 …Sen, sadece bir uyarıcısın ve bütün kavimler için hidâyetçi vardır. 4. YÂSİN-21 (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir.” 5. MU’MİN-38 Ve âmenu olan adam şöyle dedi: “Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım.” 6. ZUHRUF-61 …Sakın şüphe etmeyiniz! Ve bana tâbî olun, işte bu Sırat-ı Müstakîm’dir. 7. CUMA-2 Ümmîler arasında kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder...
Öyleyse tâbiiyet, tâbiiyet, tâbiiyet... Allahû Tealâ tâbiiyeti farz kılmış. Ama kime tâbî olacağız? Elbette Allah’ın tayin ettiği mürşide tâbî olacağız. Allahû Tealâ emir vermiş. Kur’ân-ı Kerim’de bir emir olduğu aynı anda o olay farz ve karşımıza mutlaka o farzın yerine getirilmesi istikametinde Allah’ın bize itaati emrettiğini görüyoruz.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve sahâbe Kur’ân-ı Kerim’i yaşadı. Hepsi Allah’a yöneldiler. Bütün sahâbe kâinatın en büyük mürşidi Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e ulaştı ve tâbî oldular. Sonra 4 halifeye tâbî oldular. Daha sonra, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'den sonra tâbiiyet yine devam etti. Sahâbe, tâbiîn, tebei tâbiin bu olayı bu formülü hep uyguladı, tâbî oldular. Ondan sonra îmânda tartışmalar başladı, ikiye bölündüler. İtikadi mezhepler, Eşari, Maturidi türedi. Daha sonra ameli mezhepler, fıkhi mezhepler devreye girdi. Onlar ve insanlar Kur’ân-ı Kerim’i unuttular, Kur’ân'da hidâyeti unuttular vs.
Hadîs-i şerifte Allah Resûl'ü buyuruyor ki: "Size iki emanet bırakıyorum. Onlara sarıldıkça yolunuzu hiçbir zaman şaşırmazsınız. O, Allah’ın Kitab'ı Kur’ân-ı Kerim ve Peygamberi'nin sünnetidir."
HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Sünen-i Tirmizî C.5, S.663 “Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah’ın Kitab’ı Kur’ân-ı Kerim ve Peygamberi’nin sünnetidir.”
Bir başka hadîste: "Ben sizin aranıza iki paha biçilmez emanet bırakıyorum. İkisine sarıldığınız müddetçe asla dalâlete düşmezsiniz. Allah’ın Kitab'ı Kur’ân ve Ehl-i Beytim."
HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Sünen-i Tirmizî C.5, S.663 “Sizin aranızda iki paha biçilmez emanet bırakıyorum; onlara sarıldığınız müddetçe asla dalâlete düşmezsiniz; Allah’ın Kitab’ı Kur’ân ve Ehl-i Beyt’im.”
İster Allah’ın Kitab'ı 'sünnet' desin, ister Allah’ın Kitab'ı 'Ehl-i Beytim' desin aynı hakikate işaret buyuruyor. Bize düşen kesinlikle bu tâbiiyeti, dünya hayatını yaşarken gerçekleştirmek ve sahâbe gibi 7 safha ve 4 teslimi bu dünya hayatını yaşarken yaşamaktır.