Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim’de Allah’a îmân, Resûl’e itaat, salih amel, dua ve zikir emredilirken, mürşide bağlanmayı emreden açık bir âyet göremiyoruz. Bu durumda mürşide ihtiy
Soru
Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim’de Allah’a îmân, Resûl’e itaat, salih amel, dua ve zikir emredilirken, mürşide bağlanmayı emreden açık bir âyet göremiyoruz. Bu durumda mürşide ihtiyaç olduğunu neye dayanarak söylüyorsunuz?
Cevap
Sevgili kardeşim, tam tersi, mürşide bağlanmak %100 farz. Resûl’e itaat nedir? Mürşide bağlanmayı ifade ediyor. Kimdir Resûl’e itaat eden? Mürşide tâbî olan. Bakın, Âli İmrân 132’de:
3/ÂLİ İMRÂN-132: Ve atîûllâhe ver resûle leallekum turhamûn(turhamûne).
Ve Allah'a ve Resûl'e itaat edin, umulur ki böylece siz rahmet olunursunuz.
Allah’a ve Resûlüne itaat edin. O zaman rahmete kavuşursunuz. Ve Nisâ 80:
4/NİSÂ-80: Men yutiır resûle fe kad atâallâh(atâallâhe), ve men tevellâ fe mâ erselnâke aleyhim hafîzâ(hafîzen).
Kim Resûl'e itaat ederse, böylece andolsun ki Allah'a itaat etmiş olur. Ve kim yüz çevirirse, o taktirde Biz seni, onların üzerine muhafız olarak göndermedik.
Kim Resûl’e itaat ederse, andolsun ki o Allah’a itaat etmiştir. Ve Hûd 112:
11/HÛD-112: Festekim kemâ umirte ve men tâbe meake ve lâ tatgav, innehu bi mâ ta’melûne basîr(basîrun).
Artık sen, sana tövbe ederek, tâbî olanlarla birlikte emrolunduğun gibi istikamet üzere ol. Ve azgınlık yapmayın (aşırı gitmeyin). Muhakkak ki O, yaptıklarınızı görendir.
Emrolunduğun gibi istikamet üzere ol ve seninle birlikte tâbî olanlar. Öyleyse bu Hûd 112’de Allahû Tealâ Resûl’e itaati de söylüyor, mürşide tâbiiyeti de farz kılıyor. Mürşid önünde tövbenin açıklandığı 4 âyetten bir tanesi de Hûd 112. Ne diyor? “Hûd Suresi beni kocattı.” diyor Allah Resûlü.
Artık sen, sana tövbe ederek tâbî olanlarla birlikte emrolunduğun gibi istikamet üzere ol. Burada mürşidi söylemiyor mu? “Sen” dediği Peygamber Efendimiz (S.A.V), mürşid. Sana tövbe ederek, önünde tövbe ederek tâbî olanlarla birlikte... Kimdir ona tâbî olanlar? Sahâbe. Tâbî olanlarla birlikte emrolunduğun gibi istikamet üzere ol. Emrolunduğun gibi istikamet üzere... Mürşide tâbiiyet farz değil mi? Bizzat Allah emrediyor. Ve Nisâ 64:
4/NİSÂ-64: Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi). Ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfera lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen).
Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka bir şey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah’tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah’ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl’ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.
Şimdi siz burada “Resûl diyor, mürşid değil” diyorsanız, öyle değil. Kur’ân-ı Kerim’de tam mürşidin 19 ayrı ismi var. Bu 19 ayrı isimden bir tanesi de resûl.
KUR'ÂN-I KERİM'DE GEÇEN MÜRŞİDLERİN 19 AYRI İSMİ
1. NEBÎ
BAKARA-213, ÂLİ İMRÂN-81, AHZÂB-7, BAKARA-121, BAKARA-136
2. İMAM
ENBİYÂ-73, İSRÂ-71, SECDE-24
3. HALİFE
BAKARA-30, EN’ÂM-165, NÛR-55
4. VELÎ RESÛL
ÂLİ İMRÂN-81, BAKARA-101, BAKARA-252
5. MÜJDELEYİCİ VE NEZİR
HÛD-2, HÛD-25, FURKÂN-51, BAKARA-119, BAKARA-213, NİSÂ-165, KEHF-56, FURKÂN-56, İSRÂ-105
6. HİDAYETÇİ
A’RÂF-186, HACC-8, MU’MİN-33
7. VELİYYİN VE LÂ NASÎR
ŞÛRÂ-8, BAKARA-107, BAKARA-120, TEVBE-74
8. VELİYYİN VE LÂ ŞEFÎİ
SECDE-4
9. VELİYYUN HAMÎM
FUSSİLET-34
10. VELİYYEN MURŞİDÂ
KEHF-17
11. VELİYYİN VE LÂ VÂK
RA’D-37
12. VELİYYUL MU’MİNİN
ÂLİ İMRÂN-68, ÂLİ İMRÂN-122
13. VELÎYYUL HAMÎD
ŞÛRÂ-28
14. EHLİ ZİKİR
NAHL-43, ENBİYÂ-7
15. MUNADİ MEHDİ
ÂLİ İMRÂN-193, KAF-41, A’RÂF-44, RA’D-33, YÂSÎN-21, ZUMER-36
16. SADIK
BAKARA-177, ÂLİ İMRÂN-17, TEVBE-119
17. SALİH
ÂLİ İMRÂN-114, İSRÂ-25, CİNN-11
18. SULTAN
RAHMÂN-33
19. HİKMET SAHİBİ ÂLİM
BAKARA-269, ZUMER-9, ÂLİ İMRÂN-18
Bunların hepsi mürşide tâbiiyeti farz kılıyor. 10 âyet: Mürşidine tâbî olmayan dalâlette olur. Dolayısıyla mürşide ihtiyaç olduğunu âyetlerden çıkartıyoruz. 10 âyet. Bakın. Mürşide tâbî olmadan evvel dalâletteydiler. O zaman dalâletten kurtulup hidayette olmak mürşide ihtiyaç değil midir? Mürşide tâbî olmasa dalâlette kalacak. Mürşide tâbî olmasa dalâlette kalacak. Mürşide tâbî olmasa dalâlette kalacak. Mürşide tâbî olmasa dalâlette kalacak. Bu âyetler sizin için bir delil teşkil etmiyor mu? Mürşide tâbî olmayan dalâlette: tam 10 âyet. Allah razı olsun.
MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAYAN (Tarikata Girmeyen) DALÂLETTEDİR (10 ÂYET)
1. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
2. A‘RÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın terkeder.
3. NAHL-36 ...Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. Allah’a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. …
4. KEHF-17 …Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.
5. TÂHÂ-123 …“İkiniz oradan inin! Hepiniz birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”
6. KASAS-50 …eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar heveslerine tâbîdirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbî olandan daha çok dalâlette kim vardır? ...
7. ZUMER-23 …İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.
8. CÂSİYE-23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah onu ilim üzere dalâlette bıraktı. …Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir?…
9. AHKÂF-32 Ve Allah’ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah’tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler.
10. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. …Ve daha önce elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.