Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerîm’de geçen ihlâs kavramı ne ifade ediyor?

Soru

Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerîm’de geçen ihlâs kavramı ne ifade ediyor?

Cevap

İhlâs, Kur’ân’da bir makamın adıdır. 7 velâyet makamından ihlâs 6. makama tekabül ediyor.

7 VELÂYET MAKAMI (KUR’ÂN’IN 7 RUHU)

1. FENÂ (Ruhun Teslimi)

ÂLİ İMRÂN - 14 …Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Ve Allah, O’nun katındaki en güzel sığınaktır.

YÛNUS – 25 Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zât’ını ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sırat-ı Müstakîm’e ulaştırır.

2. BEKA

MEÂRİC – 41 Onlardan daha hayırlısı ile değiştirmeye (onların yerine getirmeye)! Ve Biz, önüne geçilebilecek (engellenebilecek) değiliz.

EN’ÂM – 127 Rab’lerinin katında onlar için selâm yurdu (teslim yurdu) vardır. Yapmış olduklarından dolayı, O (Allah), onların dostudur.

3. ZÜHT

YÛSUF – 20 Ve onu (Yusuf’u) az bir fiyatla, birkaç dirheme sattılar. Çünkü ona karşı zahidlerden idiler.

AHZÂB – 41,42 Ey âmenû olanlar! Allah’ı çok zikredin (günün yarısından fazla zikredin). Ve O’nu, sabah akşam tesbih edin.

4. MUHSİNLER (Fizik Vücut Teslimi)

NİSÂ – 125 Ve hanif olarak Hz. İbrâhim’in dinine tâbî olmuş ve vechini (fizik vücudunu) Allah’a teslim ederek muhsin olan kimseden, dinen daha ahsen kim vardır.

A’RÂF – 56 Islâh olduktan sonra yeryüzünde fesat çıkarmayın. Allah’tan korkarak ve ümitle yalvarın.

Şüphesiz ki Allah’ın rahmeti muhsinlere yakındır.

5. ULÛL’ELBÂB

ÂLİ İMRÂN - 190,191 Muhakkak ki, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, ulûl elbâb için elbette âyetler (deliller) vardır. Onlar (ulûl elbâb), lübblerinin (Allah’ın sır hazinelerinin) sahipleridir, ayaktayken, otururken, yanları üstü yatarken (daima) Allah’ı zikrederler.

6. İHLÂS (Nefsin Teslimi)

BAKARA – 139 …Ve, bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız (dini O’na hâlis kılanlarız).

BEYYİNE – 5 Ve onlar, Allah için hanifler olarak dinde hâlis kullar olmaktan (nefslerini hâlis kılmaktan) ve namazı ikame etmekten ve zekât vermekten başka bir şeyle emrolunmadılar.

7. SALÂH (İradenin Teslimi)

TAHRÎM – 8 Ey âmenû olanlar! Allah’a Nasûh Tövbesi ile tövbe ediniz! Umulur ki Rabbiniz, sizin günahlarınızı örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere koyar. O gün Allah, nebîleri ve O’nunla beraber olanları mahcup etmez. Onların nurları, önlerinden ve sağlarından koşar. “Rabbimiz, bizim nurumuzu tamamla, bizi mağfiret et.” derler.

Fenâ makamı, beka makamı, zühd makamı, muhsinler makamı, ulû’l’elbab makamı ve ihlâs makamıydı. Velâyet makamı Kur’ân’ın yedi ruhunu ifade ediyor ve ihlâs makamı da altıncısını ifade ediyor.

Ve yine Beyyine 5’te de Allahû Teâlâ: “Onlar dinde muhlis kul olmakla emrolunmuşlardı.” İhlâsa ulaşmayı Allahû Tealâ farz kılmıştır. İhlâs makamı, İslâm’dan kopan kavramlardan en önemlilerinden birisidir. Çünkü Allahû Tealâ Hicr 39’da iblis diyor ki: “Beni azdırmana yemin ederim. Yeryüzünü onlara süsleyeceğim. Hepsini saptıracağım.” Hicr 40’ta Allahû Teâlâ: “İhlâs sahibi kullarım müstesna.” diyor.

HİCR-39: Kâle rabbi bi mâ agveytenî le uzeyyinenne lehum fil ardı ve le ugviyennehum ecmeîn(ecmeîne).

(İblis şöyle) dedi: “Rabbim, beni azdırmandan dolayı, onlara mutlaka yeryüzünde (azgınlığı) süsleyeceğim ve mutlaka onların hepsini azdıracağım.

15/HİCR-40: İllâ ıbâdeke minhumul muhlasîn(muhlasîne).

Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.

Öyleyse iblisin, dış düşman şeytanın saptıramayacağı bir kul var mı? Var. Muhlis kul. İnsanlar ihlâs sahibi olmayı içten büyük bir istek duymak olarak değerlendiriyor. Oysaki ihlâs, daimî zikre ulaştıktan sonra nefsin bütün afetlerden tamamen temizlendiği bir noktayı ifade ediyor. Sadece daimî zikrin sahibi olabilenler ihlâs makamının sahibi olabilirler. Bedavadan elde edilebilecek bir husus değildir.

Ve nebîler sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîs-i şerifinde ne buyuruyor?

“Allah şüphesiz ki bu dini nefsinizi ihlâsa ulaştırmak için var etti.”

Bir başka hadîsinde: “İnsanlar helâk olur, âlimler müstesna. Âlimler de helâk olur, ilmiyle amel edenler müstesna. İlmiyle amel edenler de helâk olur, muhlisler müstesna.”

Hani bir bedevî Resûlullah’a geliyor. Diyor ki: “Ya Resûlullah, cehâletimin aleyhime delil olmasını istemiyorum. Ne yapmam lâzım?” “İlim öğren.” diyor.

“İlmin de aleyhime delil olmasını istemiyorum. Ne yapmam lâzım?” “Onunla amel et.” diyor.

“Amelimin de aleyhime delil olmasını istemiyorum. Ne yapmam lâzım?” “Muhlislerden ol. Allah için yap.” diyor.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: İbn Abdilberr, Cami’, II, 11

"Bir adam gelip Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e

'Cahâletin aleyhime delil olmasını ne giderir?' diye sordu.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) 'İlimdir.' buyurdu.

'Peki, ilmin aleyhime delil olmasını ne önler?' diye sordu.

Bu kez Peygamber Efendimiz (S.A.V) 'Ameldir.' buyurdu."

Öyleyse görüyorsunuz ki kurtuluş, nefsin ve dış düşmanımız şeytanın tesirinden kurtuluş ancak ihlâsladır. İhlâs, velâyet makamlarının içerisinde en önemlisi olarak karşımıza çıkıyor. İhlâsa ulaşabilenler, muhlisler Tövbe-i Nasûh’la tövbe edenlerdir.

Tövbe-i Nasûh önemli mi? Elbette. Çünkü Tövbe-i Nasûh’la tövbe edebilenler salâh makamına ulaşır. Salâhın kapısı kime açılır derseniz; Tövbe-i Nasûh’la tövbe eden muhlislere açılır. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 20 Ekim 20264 dk okuma0