Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim’de geçen mârufla emretmek, münkerden nehyetmek ne demektir?

Soru

Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim’de geçen mârufla emretmek, münkerden nehyetmek ne demektir?

Cevap

Mâruf kelimesi, irfan kelimesi aynı kökten türeyen bir muhtevaya sahiptir. Münker kelimesi de inkâr kelimesiyle aynı kökten geliyor. Öyleyse kalın çizgilerle mârufu Allah’ın emrettikleri olarak, münkeri de Allah’ın yasak ettiği olarak değerlendirmek mümkündür.

Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın emirleri var, Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın yasakları var. Allahû Tealâ, Âli İmrân Suresi’nin 104. âyet-i kerimesinde:

ÂLİ İMRÂN-104: Veltekun minkum ummetun yed’ûne ilel hayri ve ye’murûne bil ma’rûfi ve yenhevne anil munker(munkeri), ve ulâike humul muflihûn(muflihûne).

Sizin içinizden hayra davet eden (mürşidlerden) bir cemaat olsun ve mârufla emretsin ve münkerden nehyetsin (men etsin). İşte onlar, onlar felâha erenlerdir.

Özellikle mârufu emretmek, münkerden nehyetmek iradesini Allah’a teslim edenlerin işidir. Kim iradesini de Allah’a teslim etmiş,7 safha 4 teslimi yaşamışsa Allahû Tealâ tam 7 tane âyet-i kerimede onların mârufu emreden, münkerden nehyedenler olduğunu açıklıyor. 7 tane âyet: Âli İmrân104-110- 114, Tevbe 71-112, Hacc 41 ve Lokman 17.

MÂRUF İLE EMREDEN VE MÜNKERDEN NEHYEDENLER (VELİ MÜRŞİDLER)

1. ÂLİ İMRÂN-104 Sizin içinizden hayra davet eden (mürşidlerden) bir cemaat olsun ve mârufla emretsin, ve münkerden nehyetsin (men etsin). İşte onlar, onlar felâha erenlerdir.

2. ÂLİ İMRÂN-110 Siz, insanlar için çıkarılmış (seçilmiş) olan, ümmetin hayırlı kişileri oldunuz. Mâruf ile emredersiniz ve münkerden nehy edersiniz (men edersiniz). Ve siz, Allah'a îmân ediyorsunuz. Eğer kitap ehli de îmân etselerdi elbette onlar için hayırlı olurdu. Onlardan bir kısmı mü'mindir ve onların çoğu da fâsıklardır.

3. ÂLİ İMRÂN-114 Onlar, Allah'a ve yevmil âhire îmân ederler, mâruf (irfan) ile emreder ve kötülükten nehyederler (men ederler) ve hayırlara koşarlar. İşte onlar, sâlihlerdendir.

4. TEVBE-71 Ve mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, birbirlerinin dostlarıdır. Mâruf ile emreder ve münkerden nehyederler (yasaklarlar) ve namazı ikâme ederler ve zekâtı verirler. Allah ve O’nun Resûl'üne itaat ederler. İşte onlar, Allah, onlara rahmet edecek. Muhakkak ki Allah; Azîz’dir, Hakîm’dir.

5. TEVBE-112 …Allah’a ulaştırmak için ruhlarını yola çıkaranları, yeryüzünde ibretle gezip tefekkür edenleri); rükû ve secde edenleri, ma’rufla emredenleri, münkerden nehyedenleri (yasaklayanları), Allah’ın hudutlarını muhafaza edenleri ve mü’minleri müjdele!

6. HACC-41 Yeryüzünde onlara imkânlar verseydik, namazı ikame ederler (kılarlar), zekâtı verirler, maruf ile emrederler ve münkerden nehyederlerdi (yasaklarlardı). Bütün işlerin akıbeti (sonucu), Allah’a aittir (hüküm ve takdir Allah’ındır).

7. LOKMÂN-17 Ey yavrum, namazı ikame et (namaz kıl)! Ma’ruf ile (irfanla, iyilikle) emret ve münkerden (kötülükten) nehyet (münkeri yasakla, mani ol). Ve sana isabet eden şeylere (musîbetlere) sabret. Muhakkak ki bu, azmedilen (mutlaka yapılması gereken) işlerdendir.

Tam 7 tane âyet-i kerimede Allahû Tealâ ma’rufu emredenlerden, münkerden nehyedenlerden bahsediyor.

Ma’rufu emretmek, münkerden nehyetmek; Allah’ın öğretisi. Ama insanların baş düşmanı iblis, şeytan da Allah’ın öğretisinin tam aksine negatif öğretide bulunuyor, insanları faydasız ilimle Allah yolundan saptırmaya çalışıyor.

Nûr 21’de, “Ey îmân edenler! Şeytanın adımlarına tâbî olmayın.” buyuruluyor.

NÛR-21: Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker(munkeri) ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden ve lâkinnallâhe yuzekkî men yeşâu, vallâhu semî’un alîm(alîmun).

Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o takdirde (şeytanın adımlarına uyduğu taktirde) muhakkak ki o (şeytan), fuhuş (her çeşit kötülüğü) ve münkeri (inkârı ve Allah'ın yasak ettiklerini) emreder. Ve eğer Allah'ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem'î'dir (en iyi işitendir), Alîm'dir (en iyi bilendir).

Şeytan da fuhşiyâtı, Allah’ın yasak ettiği fiilleri emrediyor ve Allah’ın emirlerini inkâr ederek onlara da inkâr etmeyi emrediyor. Allah’ın farz emirlerini inkâr etmek, yasak ettiği fiilleri de emretmek iblisin işi.

Onun için muhterem Efendimiz her zaman: “Siz iblisin söylediklerinin tam zıttını yaparsanız, İblis sizin için bir kılavuz olabilir.” diyor.

Allahû Tealâ’nın insanlara indirdiği bütün mukaddes kitaplarda emir ve yasaklar mutlaka yer almıştır. İblis bunların tam aksine insanları faydasız ilme yönlendiriyor. Allahû Tealâ da kutsal kitaplardaki hedef emirleri ve yasak emirlerle insan-ı kâmil yetiştiriyor.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 29 Ekim 2026Son güncelleme: 29 Ekim 20264 dk okuma0