Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim’de insanın hem dünya hem de ahiret saadetine ulaşmasının formülü nedir?

Soru

Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim’de insanın hem dünya hem de ahiret saadetine ulaşmasının formülü nedir?

Cevap

"Allahû Tealâ hepimizin sahibi, hepimizi yaratan ve sahibimiz, Bizi yaratan Rabbimiz biz insanları çok seviyor. En sevdiği varlık olan insan içinde Allah'ın tek bir dileği var: Bütün insanların sonsuz ahiret ve dünya saâdetine ulaşmasıdır. Bu sebeple İnsanlık tarihi boyunca insanları Allah asla yalnız bırakmamıştır. Katından peygamberlerine indirdiği şeriat kitaplarıyla insanları hep bu iki cihan saadetine ulaştırmak üzerine emir ve nehiylerini açık bir şekilde beyan etmiştir.

Allah bütün peygamberlere şeriat kitabı veriyor ve bütün şeriat kitapları şu anda elimizde. Tabiî mevcut olan Tevrat, İncil, Kur’ân-ı Kerim; bütün şeriat kitapları, bütün insanlar için bir mutluluk davetiyesidir, bir mutluluk reçetesidir ve aynı zamanda bir mutluluk garantisidir.

Eğer insanın hedefi iki cihan saadetine ulaşmaksa, Allah bu hedefi açıkça kutsal kitaplarda belirtmiş, birçok ayeti kerimede. Allahû Tealâ Zâriyat Suresi'nin 56. âyet-i kerimesinde:

51/ZÂRİYÂT-56 Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûni.

Ve Ben, insanları ve cinleri (başka bir şey için değil, sadece) Bana kul olsunlar diye yarattım.

Abd olmakla mutluluk arasında bir ilişki var mı? % 100 birbiriyle illiyet rabıtası içerisinde. Biz hangi oranda Allah'a kul isek, hangi oranda Allah'a köle isek o oranda mutluyuz; ama bir başka açıdan, Allahû Tealâ herkesi kendisine en zirve noktada dost olsun diye yaratmıştır. Allah'a dost olmakla mutluluk arasında bir ilişki var mı? % 100 paralel bir ilişki var.

Öyleyse, noktayı şöyle koyabiliriz: Evet, Allah herkesin kendisine kul olmasını, Herkesin kendisine dost olmasını, herkesin en zirve noktada iki cihan saadetine ulaşmasını istiyor ve Allahû Tealâ bunu kutsal kitaplardaki verdiği emirlerle ve nehiylerle de ispat ediyor. Yetmez, insanlığa indirildiği saadet davetiyesi, reçetesi ve garantisi olan Kutsal kitapları da her devirde resûlleri vasıtasıyla bir bir insanlara Açıklıyor.

İşte insanoğlunun mutluluğa ulaşabilmesi, mutlaka bu kutsal kitaplardaki öğretinin öğrenilmesi ve yaşanmasını gerektiriyor.

Nebîler Sultanı Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz son indirdiği şeriat kitaplarıyla şöyle buyuruyor:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Buhari, Fezailül Kur'ân 21

Kaynak: Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 57.

Hayrukum men teâlleme elkur’âne ve âllemehu: “Sizin en hayırlınız Kur'ân'ı öğrenen ve öğretendir."

"Ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorluklarınızı gideren VELİNİZ OLAN KİMSEYE KATILINIZ, O MEHDİ'DİR."

Yani insanlardan saadet davetiyesi, saadet reçetesi ve saadet garantisi olan kitapların öğrenilmesini, yaşanmasını ve öğretilmesini istiyor.

İşte insanla Allah arasındaki ilişkide bunun hayata tatbiki ki genellikle sahabenin yaşadığı Kur’ân'daki İslam, yani tasavvufi Hayat, 7 safha 4 teslimin yaşanması, hep bu sonsuz saadete, mutluluğa ulaşmak içindir.

İşte her devirde devrin imamı Kur’ân-ı Kerim'i Allah'tan öğreniyor, Allah yaşattı ve devrin İmamı da diğer insanlara öğretmek suretiyle herkesin mutluluğa ulaşması meyanında Allah'ın kendisine tevdi ettiği görevi bihakkın Allah'ın tasarrufunda yerine getiriyor. Tasarruf olayı, tasarrufta olanın iradesi değil, ilahî iradenin hakim olmasını ifade ediyor.

Allah herşeyi yaratandır, emredendir ve aynı zamanda hükmedendir. Devrin imamı da hidayete erdiren olmasına karşılık diğer kavim resûlleri, bu mutluluk formülünü öğrenmesi ve yaşarmasına vesile olanlardır. Allahû Tealâ'nın dizaynı bütün kainatta bu şekilde işlemektedir.

Gerçekten, mutluluk daveti, reçetesi ve garantisi olan kutsal kitaplar her devirde açıklanıyor mu? Evet. İradenin tesliminin sağlaması, kutsal kitapların insanlara açıklamasını içeriyor.:

KUTSAL KİTAPLARIN AÇIKLANMASI

1

ÂLİ İMRAN - 187

Ve Allah, kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız ve onu gizlemeyeceksiniz." diye, misak almıştı. Fakat onu (misakı), arkalarına attılar (sözlerini tutmadılar) ve onu az bir değere sattılar. Oysa yaptıkları alışveriş ne kötü.

2

A’RÂF - 169

Artık onlardan sonra, sonraki nesil halef oldu (onların yerine geçti). Kitab’a varis oldular. Ve: “Yakında bize mağfiret edilecek (günahlarımız sevaba çevrilecek).” diyerek, bu değersiz dünya malını alırlar (aldılar). Ve onun gibi bir misli daha dünya malı onlara gelse, onu da alırlar. Allah’a karşı haktan başka bir şey söylememeleri için onlardan Kitab’ın misakı alınmadı mı? Ve onun içindekileri, onlar okudular (öğrendiler). Takva sahibi olanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl etmez misiniz?

3

FÂTIR - 32

Sonra kullarımızdan seçtiklerimizi kitaba varis kıldık. Böylece onlardan bir kısmı nefsine zulmedicidir, onlardan bir kısmı muktesittir. Onlardan bir kısmı da Allah’ın izniyle hayırlarda yarışanlardır. İşte o ki o, büyük fazıldır.

Öyleyse, kitaba varis olanlar, Onlar her devirde Allah tarafından seçilenlerdir. İnsanla Allah arasındaki ilişkide 28 basamaklı İslâm merdiveninin birinci basamağında herkes olayları yaşar, olayları değerlendirir.

BİRİNCİ 7'Lİ BASAMAK

7. Basamak: EKİNNETİN KALDIRILMASI KEHF 57, FUSSİLET 5, HACC 54

6. Basamak: VAKRANIN KALDIRILMASI İSRÂ 46, EN'ÂM 46

5. Basamak: HİCAB-I MESTURENİN KALDIRILMASI ENFÂL 29, İSRÂ 45

4. Basamak: ALLAH’IN RAHÎM ESMASI İLE TECELLİ ETMESİ YÛSUF 53, HÛD 118-119

3. Basamak: ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK

Ruhun Allah’a Ulaşması 12 Defa Farz: NİSÂ 58, MÂİDE 7, EN'ÂM 152, YÛNUS 25, RA’D 21, RÛM 31, LOKMAN 15, ZUMER 54, ŞÛRÂ 47, ZÂRİYÂT 50, MUZEMMİL 8, FECR 28

2. Basamak: OLAYLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Seçilenler: TEVBE 126, ŞÛRÂ 13, YÛNUS 7

Seçilmeyenler: NİSÂ 167-168-169, BAKARA 79

1. Basamak: OLAYLARI YAŞAMAK BAKARA 216

İşte olayları yaşayan, olayları değerlendiren insanlardan yanlış değerlendirenler var. Yetmez, başkalarının İki cihan saadetine ulaşmasına engel olanlar var. Onlar Allah tarafından seçilmiyor. Geri kalan insanların % 90 dan fazlası seçiliyor. İşte bu % 90'dan fazla seçilen insanların mutluluğa ulaşması meyanında Allahû Tealâ katından indirdiği şeriat kitapları ve her devirde kavim resulleri vasıtasıyla, o kavmin lisanıyla insanlara bu mutluluk davetiyesi, reçetesi ve Kur’ân-ı Kerim'in, kutsal kitapların açıklanmasını içeriyor.

İnsanoğlu için Allahû Tealâ'nın hedef olarak tayin ettiği ahiret ve dünya saadetin noktasından bakacak olursak olaya, ahiret saadeti insanların cennetle müjdelenmesi, dünya saadetini de sonsuz bir dünya mutluluğu yaşamasıdır.

Ama, ahirette görüyoruz ki ilmi ve rahmeti herşeyi kuşatan Rabbimiz, ezeli ilmiyle herşeyi bilen Rabbimiz, insanların dünya hayatını yaşamasından sonra ahirette, kıyamet gününden sonra ya cennet hayatı ya cehennem hayatını yaşamasını bize açıklıyor.

O cehenneme giden insanların da Allahû Tealâ, cennete gitmesini istiyor. Nereden biliyoruz? Kutsal kitaplardaki verdiği emirle. Kur’ân-ı Kerim'in özeti olan Vel Asr suresine baktığımız zaman, Allahû Tealâ insanların doğumdan sonra nasıl bir hal üzere olduğunu, bütün insanların hüsranda olduğunu açıkça Asr suresinin 2 ayeti kerimesi beyan ediyor. Hüsranda olmak demek, o insanların cehenneme gitmesi demektir.

103/ASR-1 Vel asri.

Asra yemin olsun.

103/ASR-2 İnnel insâne le fî husr(husrin).

Muhakkak ki insan, gerçekten hüsrandadır.

103/ASR-3 İllâllezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve tevâsav bil hakkı ve tevâsav bis sabrı.

Ama âmenû olanlar (ilk 7 basamağı aşanlar), nefs tezkiyesi yapanlar (ikinci 7 basamağı aşanlar), Allah’a ruhu ulaşıp Hakk’ı tavsiye edenler (üçüncü 7 basamağı aşanlar) ve sabrı tavsiye edenler (dördüncü 7 basamağı aşanlar) hariç.

Ama, cehennemlik olan insanlara baktığımız zaman, başlangıç noktası itibariyle 19 tane negatif özelliği görüyoruz:

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLERİN 19 NEGATİF ÖZELLİĞİ

1. Allah’ın âyetlerinden gâfildir. Yûnus-7 / Nahl-78

2. Şirktedir. Zumer-65

3. Küfürdedir. Sebe-20

4. Dalâlettedir. Ra’d-27

5. Fısktadır. Bakara-26

6. Cahildir (akletmeyendir). Bakara-13 / Bakara-142

7. Zalimdir (nefsine zulmedendir). Mâide-51 / İbrâhîm-27

8. İsyandadır. Yûnus-11

9. Fitnededir. A'râf-27 / Enfâl-28

10. Sağır, kör ve dilsizdir, ölüdür. Bakara 18-171 / Zuhrûf 40 / En’âm 39 -122 / 8-24

11. Şeytanın kulu ve dostudur. Bakara-257 / Zumer-17

12. Dinde fırkalara ayrılmıştır. En’âm-43

13. Sebîlel gayy’dadır. A'râf-146

14. Birbirine düşmandır. Âli İmrân-103

15. Amelleri boşa giden (hüsranda). Zumer-65

16. Gideceği yer cehennem. Mu’minûn-103 / A'râf-178

17. Takva sahibi değildir. Rûm-32

18. Mü'min değildir. Sebe-20

19. Hidayette değildir. Yûnus-45

Gidecekleri yer cehennem. Hepsi hüsranda.

İşte hüsranda kurtulmanın formülünü Allahû Tealâ veriyor. Yani başka bir deyimle, mutsuzluktan mutluluğa ulaşmanın formülü. Başlangıç noktasında iki düşmanla karşı karşıya olan insanoğlu: dış düşmanı olan şeytan, içteki düşmanı olan nefsimiz, 19 afetle malul olan nefsimiz, devamlı her olayda bizi huzursuz ve mutsuz kılmaktadır.

Ama, bütün insanlar da huzur ve saadeti arıyor. Allah da herkesin sonsuz ahiret ve dünya saadetine bulaşmasını istiyor; fakat bir düşman var ki o şeytan, insanların hep bu dünyada mutsuz ve huzursuz olmasını, ölüm sonrası hayatta da kendisiyle birlikte cehenneme gitmesini istiyor.

İşte iblis denilen insanların baş düşmanı, insanların nefsinin manevî kalbindeki 19 afete %100 tesir etmek suretiyle devamlı onları mutsuzluk girdabında tutuyor.

Öyleyse, başlangıç no noktasında herkes huzursuz ve mutsuz; ama Allahû Tealâ'nın insana verdiği serbest irade, irade nefsin afetlerine karşı koyan bir güç verdiği. Bu iradeyle seçim kendisine ait. O mutsuzluk girdabından, mutsuzluk kuyusundan iradesiyle Allah, kendisinin çıkmasını istiyor.

Ve her devirde Allah, katından gönderdiği hidayetçilerle resûller vasıtasıyla ayetlerden gafil olan, şirkte olan, küfürde olan, dalâlette olan, fıskta olan, isyanda olan, kısacası 19 negatif özelliğin sahibi olan insanları Allah'a davet ediyor.

Ne demiştik? Kutsal kitaplar insanlar için bir mutluluk davetiyesi, bir mutluluk reçetesi ve aynı zamanda bir mutluluk garantisi. Bir mutluluk davetiyesi; Allahû Tealâ katından Hidayetçiler gönderiyor. Tâhâ 123'te:

20/TÂHÂ-123 Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvvun, fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.

(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”

Yani o kim hidayete tâbî olursa, o ahirette cennete gidecektir, dünyada da mutluluk yaşayacaktır. Öyleyse, kutsal kitaplardaki hidayet aynı zamanda kutsal kitaplardaki mutluluk formülün de muhtevasını alıyor. Mutlu olmak, her saniye huzur ve saadeti yaşamaktır. Mutluluk formulü eşittir hayır bölü zamandır.

Allahû Tealâ aynı zamanda insanlar için tayin ettiği mürşidler lisanıyla insanları hayra davet ediyor. İşte Âli İmrân suresinin 104 ayeti kerimesi:

3/ÂLİ İMRÂN-104 Veltekun minkum ummetun yed’ûne ilel hayri ve ye’murûne bil ma’rûfi ve yenhevne anil munker(munkeri), ve ulâike humul muflihûn(muflihûne).

Sizin içinizden hayra davet eden (mürşidlerden) bir cemaat olsun ve mârufla emretsin, ve münkerden nehyetsin (men etsin). İşte onlar, onlar felâha erenlerdir.

Allahû Tealâ kutsal kitaplardaki verdiği emir ve nehiylerle insanoğlunun onları yerine getirmesi, yasaklara uyması halinde devamlı hayır işleyen ve daimî hayra ulaşan bir insanı hedefliyor.

Ama, bu insanın hayra ulaşabilmesi evvel emirde Allah tarafından seçilmesine bağlıdır. % 90 insanı seçiyor Allahû Tealâ. Sadece ateşe çağıran insanları seçmiyor, geri kalan insanların hepsini seçiyor; ama o seçilenlerden de Allahû Tealâ'nın olaylarla onları imtihan etmesine karşılık, insanların bu seçilenlerden çok büyük bir kısmı da Tevbe 126'da belirtildiği gibi onlar tövbe etmiyorlar ve zikre başlamıyorlar. Onlar üzerinde de dalâlet hak oluyor ve onlar da dünyada huzursuz ve umutsuz, ahirette de şeytanla birlikte cehenneme gidiyorlar.

9/TEVBE-126 E ve lâ yerevne ennehum yuftenûne fî kulli âmin merraten ev merrateyni summe lâ yetûbûne ve lâ hum yezzekkerûn(yezzekkerûne).

Ve onlar, senede bir veya iki kere imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra tövbe etmiyorlar (Allah’a yönelmiyorlar) ve onlar zikir yapmıyorlar (Allah’ın ismini art arda tekrar etmiyorlar).

Geri kalan her devirde insanların % 10'dan azı, onlar kalben Allah'a ulaşmayı diliyorlar ve Allah'ın insanlığa gönderdiği mutluluk davetiyesi, reçetesi ve garantisi olan Kutsal kitapları öğreniyor, yaşıyor ve hayatına tatbik etmek suretiyle Allah'ın emrettiği mutluluk hedefine ulaşanlardır.

İşte Resûlullah'tan önceki dönem, orada yaşayan Araplar için bir cahiliye dönemiydi; ama Resûlullah'ın dönemine ve sahabeyle birlikte Kur’ân'ın öğrenildiği ve yaşandığı döneme Asr-ı Saadet deniyor. Yani mutluluk asrı, mutluluk dönemi.

İşte bütün mesele, Kur’ân'daki mutluluk formülün yaşanmasıyla insanoğlu Allah'ın kendisi için vaz ettiği mutluluk hedefine kolaylıkla ulaşabiliyor.

Ne yapıyor Rabbimiz? Rahim esmasıyla tecelli ediyor, peş peşe ona 7 furkan veriyor. Enfâl 29'daki gibi:

8/ENFÂL-29 Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).

Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

Birçok günahın sahibi, günah yükünü altına ezilmiş olsa da Allahû Tealâ'nın kanunları geçerli. Kim kalben Allah'a ulaşmayı dilerse ve takva sahip olursa Allahû Tealâ ona 7 furkan verdiği gibi bütün günahlarını örtüyor ve tek bir dilekle o kişi birinci kat cennetin sahibi oluyor.

Sevgili kardeşlerim, görüyorsunuz ki Allahû Tealâ insanlar için vaz ettiği mutluluğu çok kolay sebeplere bağlamış. Bundan daha kolay bir şey yok. O sebeple Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Muslim

"Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; Sevdiriniz (müjdeleyiniz), nefret ettirmeyiniz."

Vasıta emirlerin yerine getirilmesi sadece bir dilektir. Kalben Allah'a ulaşmayı dilemek.

7 VASITA EMİR

1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek

ANKEBÛT – 5: Kim Allah’a mülâkî olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi İşiten, en iyi Bilendir.

2. Kelimeyi Şehadet – 12 İhsanla Mürşid Önünde Tövbe Etmek

BAKARA - 45, 46: (Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir. Onlar ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâkî olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakın derecesinde inanırlar.

ÂLİ İMRÂN – 18: Allah, şehadet (şahitlik) etti: Muhakkak ki O’ndan başka ilâh yoktur...

3. Oruç

BAKARA – 183: Ey âmenû olanlar! Oruç, sizden öncekilerin üzerine yazıldığı (farz kılındığı) gibi sizin üzerinize de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.

4. Namaz

NİSÂ – 103: Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken Allah’ı zikredin! Daha sonra güvenliğe kavuştuğunuz zaman, namazı erkâniyle kılın. Muhakkak ki namaz, mü’minlerin üzerine, “vakitleri belirlenmiş bir farz” olmuştur.

5. Hac

BAKARA – 197: Hac, bilinen aylardır. İşte kim onlarda (o aylarda), (ihrama girerek) haccı (kendine) farz edindirirse, artık hacta kadına yaklaşmak (ve benzeri davranışlar), fâsıklık (günaha sapmak), cedelleşmek (sürtüşmek, kavga etmek) yoktur...

6. Zekât

BEYYİNE – 5: Ve onlar, Allah için hanifler olarak dinde halis kullar olmaktan (nefslerini halis kılmaktan) ve namazı ikame etmekten ve zekâtı vermekten başka bir şeyle emrolunmadılar.

İşte kayyûm din (kıyamete kadar devam edecek din) budur.

7. Zikir

MUZZEMMİL – 8: Ve Rabbinin İsmini zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.

ANKEBÛT – 45: Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikâme et. Muhakkak ki salât, fuhuştan ve münkerden nehyeder. Ve Allah’ı zikretmek mutlaka en büyüktür.

Ama, bu dileğin sahibi olan kişiye Allahû Tealâ mürşidi sevdiriyor. Zikri sevdiriyor, namazı sevdiriyor, orucu sevdiriyor, Haccı sevdiriyor, zekatı sevdiriyor, bütün vasıta emirleri sevdiriyor ve sevdirdiğin de onlar için bu emirlerin hepsi, vasıta emirlerin yerine getirilmesi çok kolay oluyor.

İşte Allahû Tealâ Duhân Suresi'nin 58 ayeti kerimesinde:

44/DUHÂN-58 Fe innemâ yessernâhu bi lisânike leallehum yetezekkerûn(yetezekkerûne).

İşte böylece O’nu (Kur’ân-ı Kerim’i), senin lisanın ile kolaylaştırdık. Umulur ki onlar tezekkür ederler.

Bir dilek. Bir dilekle Allahû Tealâ kişiyi mürşide ulaştırıyor ve kutsal kitapları mürşidin lisanıyla kolaylaştırdığını beyan ediyor. Yine diğer âyet-i kerimede, Meryem 97'de:

19/MERYEM-97 Fe innemâ yessernâhu bi lisânike li tubeşşire bihil muttakîne ve tunzira bihî kavmen luddâ(ludden).

Böylece Biz, O’nu (Kur’ân-ı Kerim’i) senin lisanınla kolaylaştırdık. O’nunla, takva sahiplerini müjdelemen ve inatçı kavmi uyarman için.

Öyleyse, mutluluk davetiyesi, garantisi olan kutsal kitapların İnsanoğlu için kolaylaştırılması Mürşidle gerçekleşiyor; ama Mürşide ulaşmak da Bir dilektir.

KUR’ÂN-I KERİMİN PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V.)’E KOLAYLAŞTIRILMASI

1. MERYEM-97 Böylece Biz, O’nu (Kur’ân-ı Kerim’i) senin lisanınla kolaylaştırdık. O’nunla, takva sahiplerini müjdelemen ve inatçı kavmi uyarman için.

2. DUHÂN-58 İşte böylece O’nu (Kur’ân-ı Kerim’i), senin lisanın ile kolaylaştırdık. Umulur ki onlar tezekkür ederler.

3. A’LÂ-6 (Kur’ân’ı) sana, Biz okutacağız, bundan sonra sen unutmayacaksın.

4. A’LÂ-7 Ancak (bu) Allah’ın dilediği şeydir. Muhakkak ki O, açık ve gizli olanı bilir.

5. A’LÂ-8 Ve kolay gelmesi için Biz (O’nu), sana kolaylaştıracağız.

6. LEYL-5 Fakat kim verdi (İnfak etti) ve takva sahibi oldu ise.

7. LEYL-6 Ve Hüsnâ’yı (Allah’ın Zat’ını görmeyi) tasdik etti ise.

8. LEYL-7 O zaman Biz ona, (Allah’ın Zat’ını kolayca görmesi) için kolaylık sağlayacağız.

9. LEYL-8 Ve fakat kim cimrilik etti ve kendini müstağni (hiçbir şeye muhtaç olmayan, zengin ve kendi kendine yeterli) gördü ise.

10. LEYL-9 Ve Hüsnâ’yı (Allah’ın Zat’ını görmeyi) yalanladı ise.

11. LEYL-10 O takdirde Biz, ona zor olanı (kötü akıbete götüren yolu) kolaylaştıracağız.

Öyleyse, nereden bakarsanız bakın Herşey sadece kolaylıktır. “Kur’ân'ı sana biz okuyacağız. Bundan sonra sen unutmayacaksın. Allah'ın dilediği şey müstesna. Biz onu sana kolaylaştıracağı.” Yani görüyorsunuz ki Allahû Tealâ kolaylaştırıyor, açıklıyor.

İnsanlar dünya hayatında Allah'ın Zat'ı görülmez diyorlar; ama Allah, Allah'ın zatı görülür. Tabii ki baş gözüyle değil, nefsimizin kalp gözüyle görülür; ama bunu tasdik edenler kimlerdir? Allah'ın kendisi için tayin ettiği mürşide tâbî olanlar.

Öyleyse sevgili kardeşlerim, Allah resûlü: “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz ettirmeyiniz.”

Mutlu olmak çok kolay. Mutluluk formülü de bir dilekle şeytanın ülkesinden Allah'ın ülkesine geçişle gerçekleşir.

Başlangıçta herkes huzursuz ve mutsuz. İç dünyasında nefsle ruh arasında bir kavga var. Dış dünyasında başka insanlarla olan sürekli kavga içerisinde. Allah'la ilişkilerinde de de Allah'ın emirlerine isyan eden ve yasaklarını işleyen bir yapıda. Nefs ve ruh arasındaki kavga sebebiyle huzursuz ve mutsuz. Başlangıçta kişi toplumun diğer fertleriyle kavga halinde olduğu için huzursuz ve mutsuz. Allah'ın emirlerine isyan eden, yasaklarını işleyen, dünya hayatını talep eden, dünyaya tapan olması sebebiyle huzursuz ve mutsuz.

İNSAN NEDEN MUTSUZ – MUTLULUK NASIL SAĞLANIR

BAŞLANGIÇ NOKTASINDA, NEFSİN KALBİ %100 KARANLIK:

1. İç dünyasında; nefs ve ruh arasında kavga var.

2. Dış dünyasında; başka insanlarla kavga halinde.

3. Allah ile olan ilişkilerinde; Allah’ın emirlerine isyan eden, yasakları işleyen bir yapı içerisinde, nefsini ilah edinmiş durumda.

NEFSİN KALBİ %51 NURLANINCA: İç dünyada %51 mutluluk, Dış dünyada diğer insanlarla uzlaşma, Allah ile olan ilişkilerde %51 itaatle (zikir) Ruhun Teslimi.

NEFSİN KALBİ %81 NURLANINCA: İç dünyada %81 mutluluk, Dış dünyada diğer insanlarla paylaşma, Allah ile olan ilişkilerde %81 itaatle (zikir) Fizik Vücut Teslimi.

NEFSİN KALBİ %100 NURLANINCA: İç dünyada %100 mutluluk, Dış dünyada diğer insanlarla yardımlaşma, Allah ile olan ilişkilerde %100 itaatle (zikir) Nefsin Teslimi.

Ama Allahû Tealâ'nın indirdiği kutsal kitaplar 7 safha 4 teslimi bize farz kılıyor: ruhun Allah'a teslimi, fizik vücudun Allahû Tealâ'ya teslimi, nefsin Allah'a teslimi. ruhun Allah'a teslimiyle kişi mutluluk davetiyesi reçetesi Kur’ân-ı Kerim'i hayatına %51 oranında tatbik ediyor.

Yani şeytanın etki alanı olan nefsimizin manevi kalbindeki afetler başlangıç noktasında %100 iken, kişi Allah'a ulaşmayı kalben diledikten sonra 12 tane ihsanla mürşidine tâbî olursa ve zikre başlarsa, 4 saatlik bir zikirle kalbindeki nur miktarı %51'e ulaşıyor ki şeytan da nurlara tesir etmiyor. O zaman şeytanın etki alanı %51 azalmıştır. Şeytan sadece nefsimizin manevi kalbindeki karanlığa %49' una tesir edebilir.

Ama eğer zikrimiz artırırsak, 18 saat zikre ulaşırsak, o zaman nefsimizin manevi kalbindeki şeytanın etki alanı %81 azalıyor. Şeytan sadece %19'una tesir ediyor. Bu da fizik vücudun Allah'a teslimini sağlıyor.

Nefsimizi Allah'a teslim ettiğimiz zaman nefsimizin manevi kalbi tamamen %100 nurlanıyor. Daimî zikre ulaşıyoruz, 19 tane faziletin sahibi oluyoruz ve şeytan artık nefsimizin kalbindeki nurlara, %100 olan nura tesir edemiyor.

Şeytanın üzerimizdeki etkisi sıfır. Şeytanın üzerimizdeki etkisi sıfır olması hasebiyle o zaman biz %100 dünya mutluluğuna ulaşıyoruz, 5. kat cennet ve aynı zamanda mutluluk formülü bizim üzerimizde gerçekleşiyor. Kur’ân'daki mutluluk formülü 7 safha ve 4 teslimi yaşamaktır.

Bir dilekle ruhunu Allah'a teslimi, 18 saat zikirle fizik vücudunu Allah'a teslimi, daimî zikirle nefsin Allah'a teslimi, kişi hayra ulaşıyor. Daimî zikre ulaşıyor ve mutluluk eşittir hayır bölü zaman. 24 saatin 24'ünde de hayır işliyorsa, 24'e bölersen, o zaman her saniyede hayır işlediği için hayır da bizi mutluluğa ulaştırdığı için o mutluluk hedefini Allahû Tealâ bizleri ulaştırıyor. Ama başlangıç noktasında diyelim ki sadece Bir dilek var. Bu dilekle biz Allah'a yaklaşıyoruz, diğerini pek istemiyoruz. O zaman Sevgili kardeşlerim, başlangıç noktasında şeytanın afetlere %100 tesir ettiği, nefsle ruh arasında %100 kavga, etraftaki insanlarla kavga halinde olmamız, Allah'ın hiçbir emri yerine getirmemesi halinde biz şeytanın ülkesinde yaşayan bir hayatın içindeyiz.

Ama Allahû Tealâ bu şeytan ülkesindeki hayatı yaşayanları başı boş bırakmıyor, boşuna da yaratmamış. Katından gönderdiği en üstteki devrin imamıyla, ona bağlı olan velî resûllerle, velî mürşidlerle, vekil mürşidlerle, devamlı insanları Allah'a davet ediyor.

Ve dünya hayatını yaşarken Allah'ın Zat'ının görülmesini tasdik eden Her kim varsa, kalben ulaşmayı dilediği an Allahû Tealâ mutlaka yardımıyla bir bir onu ruhun teslimine, daha sonra fizik vücut teslimi, daha sonra nefsin teslimine ulaştırarak onu hayra ulaştırıyor.

Ama kabul edelim, mutsuzluk ücgeni içerisinde İnsanlar bulunuyorlar. Bir kenarı şeytan, bir kenarı nefsimiz. Onu da devreye alırsak bir kenarı şeytan, bir kenarı nefsimizin afetleri, diğer kenarı da kaybettiğimiz dereceler. Bu başlangıç noktamız 19 afetin sahibi olduğumuz zaman.

MUTSUZLUK ÜÇGENİ

Kişi nefsine tâbî olduğu zaman mutlaka, yaşadığı olaylarda (derecat kaybettirici herşey) şeytanın ülkesinde: Bir kenarı şeytan, bir kenarı nefsimiz, bir kenarı kaybettiğimiz dereceler; burası mutsuzluk üçgenidir.

ŞEYTAN – NEFS – FİZİK VÜCUT

1. Kin ve Nefret

2. Küfür

3. Yalan

4. Zulüm

5. Haset

6. Cehalet

7. Cimrilik

8. Öfke ve Gayz

9. İsyan

10. Sabırsızlık

11. Kibir ve Gurur

12. Hırs ve Şehvet

13. Nankörlük

14. Dedikodu

15. Zan

16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)

17. Vefasızlık

18. Mürailik

19. Fitne Fesat

Ama kalben ulaşmayı dilediğimiz an bu 19 afet 19 pozitife dönüşüyor ve o zaman bir kenara ruhumuz, bir kenara Allahû Tealâ, bir kenara da kazandığımız derecelerle devamlı Allah'ın ülkesinde mutluluk üçgeni içerisindeyiz.

Evet, şeytanın Ülkesi Allah'ın ülkesine dikkatle baktığımız zaman, şeytanın ülkesinde devamlı bir mutsuzluk üçgeni içerisindeyiz; Allah'ın ülkesinde de devamlı bir mutluluk üçgeni içerisindeyiz.

Evet, onu da dile getirelim. Mutsuzluk üçgeninde bir kenarı şeytan, bir kenarı nefsimizin afetleri, diğer kenarı da kaybettiğimiz dereceler.

Ama Allah'ın ülkesinde mutluluk üçgeninde ise bir kenara Allah, Allahû Tealâ; bir kenara ruhumuz, diğer kenara kazandığımız dereceler. Ve Allahû Tealâ kutsal kitaplardaki mutluluk formülünü bu şekilde açıklıyor.

MUTLULUK ÜÇGENİ

Kişi ruhuna tâbî olduğu zaman mutlaka, yaşadığı olaylarda (derecat kazandırıcı herşey) Allah’ın ülkesinde: Bir kenarı Allah, bir kenarı ruhumuz, bir kenarı kazandığımız dereceler; burası mutluluk üçgenidir.

FİZİK VÜCUT - RUH - MÜRŞİD

1. Sevgi

2. Îmân

3. Doğruluk

4. Adalet

5. Edep

6. İlim

7. Cömertlik

8. Sekînet

9. İtaat

10. Sabır

11. Tevazu

12.Kanaat

13. Şükür

14. Ketumiyet

15. Hakikat

16. Faziletler

17. Vefa

18. İhlâs

19. Tevhit

Tek bir dilek bizi şeytanın ülkesinden Allah'ın ülkesine geçiriyor ve her saniye, her an ruhun talebine uyarsak, yani Allah'ı dilersek ki ruhun talebi daima Allah'tır. Ruhun cennetle ilişkisi yok. Ruhun dünyayla ilişkisi yok. Ruh Sadece Allah'tan gelmiştir, Allah'ı diliyor. Biz daimî olarak ruhun talebine uyarsak, o zaman daimî bir mutluluğun içerisinde hayatı yaşarız.

ALLAH’IN ÜLKESİ, MUTLULUK ÜLKESİ

Allah’ın Ülkesi Emr Âlemi’dir.

Mutluluk Üçgeni: Kişi ruhuna tâbî olduğu zaman mutlaka, yaşadığı olaylarda (derecat kazandırıcı herşey) Allah’ın ülkesinde: Bir kenarı Allah, bir kenarı ruhumuz, bir kenarı kazandığımız dereceler. Derecat kazandırıcı herşey bizi Allah’ın ülkesinde tutar: İyilik yapmak, tebliğ yapmak, zikir, zekat, hac, namaz, oruç, Mürşid önünde tövbe, Allah’a ulaşmayı dilemek.

Ruhun hasletleri: Sevgi, Îmân, Doğruluk, Adalet, Edep, İlim, Cömertlik, Sekînet, İtaat, Sabır, Tevazu, Kanaat, Şükür, Ketumiyet, Hakikat, Faziletler, Vefa, İhlâs, Tevhid.

Apsis-Ordinat Ekseninin Pozitif Tarafı (Yukarı Doğru)

70: İrade Teslimi Yapanlar

60: Nefs Teslimi Yapanlar

50: Daimî Zikre Ulaşanlar

40: Muhsin Olanlar

30: Ruh Teslimi Yapanlar

20: Mürşide Tabi Olanlar

10: Allah’a Ulaşmaya Dileyenler

---

0 Noktası Başlangıç çizgisi (Dünya seviyesi)

---

Apsis-Ordinat Eksenin Negatif Tarafı (Aşağı Doğru)

-10: Âyetlerden Gafil Olanlar

-20: Âyetleri Yalanlayanlar

-30: Âyetleri Satanlar

-40: Âyetleri İnkar Edenler

-50: Âyetleri Gizleyenler

-60: Âyetlerle Alay Edenler

-70: Âyetleri Zulmani İlimde Kullananlar

ŞEYTANIN ÜLKESİ, MUTSUZLUK ÜLKESİ

Şeytanın ülkesi Zülmanî Âlem’dir.

Mutsuzluk Üçgeni: Kişi nefsine tâbî olduğu zaman mutlaka, yaşadığı olaylarda (derecat kaybettirici herşey) şeytanın ülkesinde: Bir kenarı şeytan, bir kenarı nefsimiz, bir kenarı kaybettiğimiz dereceler. Derecat kaybettirici herşey bizi şeytanın ülkesinde tutar.

Nefsin afetleri: Kin ve Nefret, Küfür, Yalan, Zulüm, Haset, Cehalet, Cimrilik, Öfke ve Gayy, İsyan, Sabırsızlık, Kibir ve Gurur, Hırs ve Şehvet, Nankörlük, Dedikodu, Zan, İptilalar, Vefasızlık, Müraillik, Fitne-Fesat.

Ehli dünya dünyada, ehli ukba ukbada, her birisi bir sevdada; bana Allah'ım gerek. Ehli dünya dünyada, dünyayı talep edenler var. 7 âyet-i kerime. Gelin dünyayı talep edenlerin gideceği ahirette cehennem. Ehli ukba ukbada, ehli ukba da cennete giriyor; ama bu dünyada bir mutsuzluk içerisinde ulaşabiliyor. Ama bana Allah'ım gerek diyen kişi gerçekten daimî olarak Allah'ı diliyorsa ve dört saat zikirle ruhun teslimi, 18 saat zikirle fizik gücü teslimi, daimî zikirle de nefsini Allah'a teslim ederse, daimî huzura, sonsuz bir dünya saadetine ulaşır ve ahirette de en üst seviyedeki cennetlerde Adn cennetlerinde olur.

Sevgili kardeşlerim, dünyada çalışanlar bunun için çalışsınlar. Sâffât Suresi'nin 60-61. ayet-i kerimelerinde:

37/SÂFFÂT-60 İnne hâzâ le huvel fevzul azîm(azîmu).

Muhakkak ki bu gerçekten fevzül azîmdir (en büyük kurtuluştur).

37/SÂFFÂT-61 Li misli hâzâ fel ya’melil âmilûn(âmilûne).

Artık amel edenler, bunun (fevzül azîm hedefine ulaşmak) için çalışsınlar.

Evet, sevgili kardeşlerim, kutsal kitaplardaki mutluluk hedefi, mutluluk formülü, herkesin 7 safha 4 teslimi yaşayarak fevz-ül azîm ulaşmasını Allahû Tealâ istiyor.

Hepinizin bu hedefe ulaşmasını Efendimiz himmetiyle Yüce Rabbimizden dileyerek Kur’ân-ı Kerim'deki mutluluk formülü konulu konferansın sunuş konuşmasını burada tamamlıyoruz.

Allah hepinizden razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 13 Eylül 2026Son güncelleme: 10 Ekim 202622 dk okuma3