Kur’ân-ı Kerîm’deki âmenû olarak belirtilen kişiler kimlerdir?
Soru
Kur’ân-ı Kerîm’deki âmenû olarak belirtilen kişiler kimlerdir?
Cevap
7 safha âmenû olmak söz konusu. “Âmenû” kelimesinin lügat mânâsı inanmaktır.
7 SAFHA ÂMENÜ OLMAK
1. YÛNUS-63 Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır.
2. MÂİDE-35 Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin.
3. MÂİDE-93 …Âmenû olun ve amilüssâlihât yapın! Sonra da takva sahibi olun (3. takvaya ulaşın)! Âmenû olun sonra da takva sahibi olun (4. takvaya ulaşın) ve ahsen olun!
4. MÂİDE-93 …Âmenû olun ve amilüssâlihât yapın! Sonra da takva sahibi olun (3. takvaya ulaşın)! Âmenû olun sonra da takva sahibi olun (4. takvaya ulaşın) ve ahsen olun!
5. TALÂK-10 …Ey âmenû olan ulûl'elbab! Öyleyse Allah’a karşı (daha üst takva ile) takva sahibi olun. Allah size zikri (Kur’ân'ı) indirmiştir.
6. TAHRÎM-8 Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler)! Allah’a Nasuh tövbesi ile tövbe edin! Umulur ki Rabbiniz, sizin günahlarınızı örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere koyar.
7. ÂLİ İMRÂN-102 Ey âmenû olanlar, Allah’a karşı “O’nun hak takvası” ile (bi hakkın takva, en üst derece takva ile) takva sahibi olun! Ve sakın siz, (Allah’a) teslim olmadan ölmeyin!
Ama bugün İslâm ülkelerinde âmenû olmak deyince sadece Allah’a inanmak anlaşılıyor. Ama âmenû olmak için Allah’a inanmak yetmez. Bu insan bir Allah’a inanmalıdır. İki Ölmeden evvel ruhun ölmeden evvel Allah’a ulaşmasına da inanmalıdır. Üç bunun üzerimize farz kılındığına inanmalıdır. Dört Allahû Tealâ’nın bunu garanti etmiş olması sebebiyle kendisinin de mutlaka Allah’a ulaşacağına inanmalıdır. Bu vasıfların sahibi olan bir insan âmenû olmuştur. Âmenû olmak Kur’ân’ın olmazsa olmaz şartıdır. Nitekim âmenû olanların kurtuluştа olduğunu buyuruyor. İşte;
11/HÛD-29 Ve yâ kavmi lâ es’elukum aleyhi mâlâ(mâlen), in ecriye illâ alâllâhi ve mâ ene bi târidillezîne âmenû, innehum mulâkû rabbihim ve lâkinnî erâkum kavmen techelûn(techelûne). Ve ey kavmim! Buna (tebliğ ettiğim şeylere) karşılık sizden mal olarak (bir şey) istemiyorum. Eğer ücretim (ecrim) varsa ancak Allah’a aittir. Ve ben âmenû olanları (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) tardedecek (uzaklaştıracak, kovacak)
değilim. Muhakkak ki onlar, Rab’lerine mülâki olacaklar (ulaşacaklar). Ve lâkin ben, sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum.
Burada âmenû olanlar ilim verilenler olarak karşımıza çıkıyor. YÛNUS-62-63-64’te de:
10/YÛNUS-62 E lâ inne evlîyâallâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne). Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun olmazlar, öyle değil mi?
10/YÛNUS-63 Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne). Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır.
10/YÛNUS-64 Lehumul buşrâ fîl hayâtid dunyâ ve fîl âhırati, lâ tebdîle li kelimâtillâh(kelimâtillâhi), zâlike huvel fevzul azîm(azîmu). Onlara, dünya hayatında ve ahirette müjdeler (mutluluklar) vardır. Allah’ın sözü değişmez. İşte O, fevz-ül azîmdir.
Allah’ın evliyası için korku yoktur; onlar mahzun olmazlar. Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn; onlar âmenû olup takva sahibi olmuşlardır. İşte onlar âmenûdurlar; ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir ve takva sahibi olmuşlardır. Görüyoruz ki âmenû olmak bir kurtuluştur. Ama birçok âyet-i kerimede de inanç mânâsına geliyor. Örneğin Enfâl-29’da:
8/ENFÂL-29 Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi). Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
Öyleyse âmenû olanlar kurtuluştadır. Ama bu kurtuluşta olan âmenû olanlar, takva sahipleridir. Her âmenû olan kişi takva sahibi midir? Değil. Allah razı olsun.