Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerime göre davetin önemi nedir? Davetin sahipleri kimlerdir?
Soru
Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerime göre davetin önemi nedir? Davetin sahipleri kimlerdir?
Cevap
Allah Resûl'ü (S.A.V) Efendimiz (S.A.V) hadîsinde ne diyor? Buyuruyor ki: “Ben lânet için değil, rahmet için gönderildim.” Öyleyse Allah Resûl'ü rahmet peygamberidir. İşte bir insanın rahmete kavuşabilmesi mutlaka davete icabet etmesine bağlıdır. Davet nedir? Davet Allah’ın Zat'ınadır. 7 safha davet:
Enfâl 24’e göre Allahû Tealâ diyor ki: “Allah ve Resûl'ü sizi size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman daveti kabul edin.” Başlangıç noktasında bütün insanlar ölüdürler.
Yusuf 108: “Ben ve bana tâbi olanlar, görerek Allah’a davet ettiğimiz yol, işte o bizim yolumuzdur."
Yûnus 25: “Teslim yurdu olan Zat'ına davet eder.”
Nahl 125: “Hikmetle Allah’ın Zat'ına davet et.”
Hac 67: “Sen Rabbine davet et.”
Kasas 87: “Sen Rabbine davet et.”
Fussilet 33: “Sen Rabbine davet et.”
Niye davet sevgili kardeşlerim? Çünkü herşeyi Allah insan için yaratmış ama insan Allah içindir. Öyleyse Allah içinse, Allah en güzel değil midir? En güzele ulaşmak istiyorsanız istikametiniz, yönünüz Allah’a doğru olması lâzım. İşte davetçiler bunun için geliyorlar ve geldiği zaman bu davetçiler, (insanların hepsi dalâlette) dalâlette olan insanlara: “Duyduk duymadık demeyin! Kalpten Allah’a ulaşmayı dileyin.”
İnsanlar 2'ye ayrılıyor:
1- Daveti kabul edenler 2- Daveti kabul etmeyenler
İşte hadîslerden bir tanesi ki, bu davetçiler hepsi hikmet sahibi âlimdir. Evet, velî mürşidler olsun, velî resûller olsun, hepsi hikmet sahibi âlimlerdir, daveti getirenler. İşte birçok âyet-i kerimede davet kendilerine ulaşmasına rağmen daveti kabul etmeyenler. Bu daveti kabul etmeyenlerin özelliği nedir? Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Evvelâ resûllerin görevlerine baktığımız zaman nedir? Bakara 129’da: “O size âyetleri tilâvet ediyor.”
ÂYETLERİN TİLAVET GÖREVİNİ ALLAH, RESÛLÜNE VERMİŞTİR 1. BAKARA-129 Rabbimiz, onların arasından kendilerinden, onlara Senin âyetlerini tilâvet edecek (okuyup açıklayacak), onlara Kitap’ı (Kuranı Kerim’i) ve hikmeti öğretecek ve onların (nefsini) tezkiye (ve tasfiye) edecek bir resûl beas et (hayata getir). Muhakkak ki Sen, Sen, Azîz’sin, Hakîm’sin. 2. BAKARA-151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap’ı (Kurânı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin. 3. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine (devrin imamının ruhu) bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder. Onlara O’nun (Allah’ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir. Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler. 4. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretir. Ve daha önce (Allah'a ulaşmayı dilemeden evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler. 5. İBRAHİM-4 Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (açıklasın) diye… İSRÂ-15 … Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık. 6. İBRAHİM-5 Andolsun ki; Biz Musa (a.s)’ı: “Kavmini karanlıklardan nura çıkar ve onlara Allah’ın günlerini hatırlat (onlara Allah’ın günleri boyunca zikrettir).” diye âyetlerimizle (delillerimizle, mucizelerimizle) gönderdik. … YÛNUS-47 Her ümmetin bir resûlü vardır. Onlara, resûlleri geldiği zaman onların aralarında adaletle hükmolundu. Onlara zulmedilmez. 7. ZUMER-71 Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler. Oraya geldikleri zaman, onun (cehennemin) kapıları açılır. Ve onun (cehennemin) bekçileri onlara derler ki: “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın?” (Cehenneme gidenler) dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.
Bakara 151’de: “O size âyetleri tilâvet ediyor.” Âli İmrân 164’te: “O size âyetleri tilâvet ediyor.” Cuma 2’de: “O size âyetleri tilâvet ediyor.”
Yani âyetlerin tilâveti kimin görevi? Âyetlerin tilâvet resûllerin görevi, hikmet sahibi âlimin görevi. Âyetlerin tilâvet görevini Allah resûllere vermiştir. Bakın; Bakara 129, Bakara 151, Âli İmrân 164, Cuma 2.
İbrahim 4: "Resûl kendi kavminin lisanıyla bu âyetleri açıklıyor."
Zumer Suresinin 71. âyet-i kerimesinde: Cehennemlikler cehennemin kapılarından girdiklerinde cehennem bekçileri sual soruyorlar: -Yaşadığınız dilim içerisinde âyetleri tilâvet eden resûl geldi mi, gelmedi mi? Hepsi ne diyorlar? İtiraf ediyorlar: -Geldi ama biz onları yalanladık.