Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim'e göre işitenler kimlerdir?
Soru
Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim'e göre işitenler kimlerdir?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, her devirde insanların %10’undan azı mutlak surette Allah’a ulaşmayı diliyor. İşte bu Allah’a ulaşmayı dileyenlerin âyetlere bakışı değişiyor. Şimdi kör, sağır, dilsiz olanlar dedik. Bir de şimdi kör, sağır, dilsiz olmayanlar yani işiten, gören ve konuşanlar var.
Bakara 285’te: “İşittik ve itaat ettik.”
Âli İmrân 193’te Allah ne diyor? Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Rabbimiz! 'Rabbinize âmenû olun!' diye îmâna davet eden davetçiyi işittik (Allah’a ulaşmayı dileyin diye işittik). Böylece îmân ettik, davetçiye tâbi olarak âmenû olduk. Rabbimiz! Artık günahlarımızı mağfiret et, seyyiatlerimizi ört ve bizi ebrarla beraber yani Allah’ın velîleriyle beraber vefat ettir.”
Ruh vücuttan ayrılması neyle? Demek ki tâbiyet sırasında. Ama ne yapmış bu kişi? İşitmiş. Onun için Allah Resûl'ü ne diyor? Allah Resûl'ü: “Hikmet sahibi âlimin sohbetinde bulunmak, kelâmını işitmek üzerinize farz.” buyuruyor.
Hikmet sahibi âlimin birinci görevi âyetleri tilâvet ediyor, insanları Allah’a davet ediyor. Daveti kabul edenler, onlar sağır, dilsiz ve kör olmayanlardır. Daveti kabul etmeyenler, onlar sağır, dilsiz ve kör olanlardır. Sağır, dilsiz ve kör olanlar için Tevrat olsun, İncil olsun, Kur’ân olsun onlara fayda vermiyor. Allah’ın kutsal kitaplarından fayda sağlayanlar onlar kimlerdir? Onlar kalben Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. Onun için Allah Resûl'ü: “Ben ilmin şehriyim, Ali (A.S) onun kapısıdır.” buyuruyor.
Allah’a ulaşmayı dilemek cennetin de giriş kapısıdır, anahtarıdır, Kur’ân’ın da giriş kapısı, anahtarıdır. Kur’ân'a nüfuz etmek istiyorsanız istisnasız kalben Allah’a ulaşmayı dileyeceksiniz. Öyleyse 2 grup insandan bir tanesi âyetlere karşı kör, sağır, dilsiz olmayanlar; diğer grup da kör, sağır ve dilsiz olanlar.
Şimdi tekrar kör, sağır ve dilsiz olmayanlara bakacak olursak;
KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ OLMAYANLAR 1. BAKARA-285: …Ve işittik ve itaat ettik! Ve Rabbimiz, Senin mağfiretini (dileriz). Ve masîr (varış) Sana’dır…” 2. ÂLİ İMRÂN-193:…Muhakkak ki biz, “Rabbiniz’e âmenû olun” diye îmâna davet eden davetçiyi işittik, böylece îmân ettik…” 3. MÂİDE-83:…Ve Resûl’e indirilen (Kur’ân’ı) işittikleri zaman, Hakk’tan olan şeylere arif olduklarından dolayı, … 4. EN’ÂM-36: (Davete) ancak işitenler icabet eder... 5. YÛNUS-67: Muhakkak ki bunda, işiten bir kavim için elbette âyetler vardır. 6. NAHL-78:…Ve sizi, işitme hassası, görme hassası ve idrâk etme hassası (sahibi) kıldı… 7. NÛR-51: …Allah’a ve Resûl’üne davet edildikleri zaman mü’minlerin sözü “işittik ve itaat ettik” demeleridir… 8. FURKÂN-73:…Rab’lerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman onlara (âyetlere) karşı kör ve sağır olmazlar. 9. NEML-81: Ve sen, körleri dalâletlerinden (çevirip) hidâyete erdirecek değilsin. Sen, ancak âyetlerimize inananlara işittirebilirsin… 10. RÛM-53: Ve sen, körleri dalâletlerinden kurtarıp hidâyete erdirecek değilsin. Sen ancak âyetlerimize îman edenlere duyurursun. İşte onlar teslim olanlardır. 11. SECDE-15: Fakat Bizim âyetlerimize îmân edenler (âmenû olanlar) onlardır ki, (âyetlerimiz) zikredildiği zaman (hemen) secde ederek yere kapanırlar. Ve Rab’lerini hamd ile tesbih ederler ve onlar kibirlenmezler. 12. MULK-23: De ki: “Sizi inşâ eden (yoktan yaratan yaratıp var eden) ve size işitme, görme ve idrâk etme hassalarını veren O’dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz? 13. CİNN-13: Ve gerçekten biz, hidâyeti işittiğimiz zaman O’na îmân ettik. Artık kim Rabbine îmân ederse, bundan sonra hakkının yitirilmesinden ve haksızlık edilmesinden korkmaz.” 14. İNSÂN-2: Muhakkak Biz, insanı (ilk hücrenin) birleşimi olan bir nutfeden yarattık. Onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple işitici ve görücü kıldık.
Yûnus 67’de: "İşiten bir kavim için elbette âyetler vardır. Nahl 78’de: “Biz işitme hassasını, görme hassasını onlara verdik.” Kimlere verdik? Allah’a ulaşmayı dileyenlere. Nûr 51 yine keza öyle: “İşittik ve itaat ettik.” Furkân 73’e bakın, burası çok önemli: “Onlar Rabbinin âyetleri hatırlatıldığı zaman âyetlere karşı kör, sağır ve dilsiz olmazlar.” Âyetlere karşı kör, sağır ve dilsiz olmayanlar kimlerdir? Allah’a ulaşmayı dileyenler. Neml 81’de: “Sen körleri dalâletlerinden hidâyete erdirecek değilsin. Sen ancak âyetlerimize îmân edenlere işittirebilirsin.”
O zaman işitenler kimlerdir? İşiteler, âyetlere îmân edenlerdir. Eğer resûl âyetleri tilâvet edip "Duyduk duymadık demeyin! Kalpten Allah'a ulaşmayı dileyin!" diyor, Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim'de 73 tane âyet-i kerimede ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşmasını açıklıyor, 12 kere üzerimize farz kılıyor sahâbenin hepsinin Allah’a ulaşmayı dileyip mürşidlere tâbi olduklarını bir bir açıklıyorsa o zaman o kişinin de ne yapması lâzım? Allah'a ulaşmayı dilemesi gerekir. İşte dilediği an o, âyetlere îmân eden kişidir. Allah'a ulaşmayı dileyen kişi sadece ahirete îmân eden kişi değil, aynı zamanda âyetlere de îmân eden kişidir.
Rûm 53'te: “Sen o körleri yollarından çeviremezsin. Sen sadece âyetlerimize îmân edenlere işittirebilirsin.”
Secde 15: "Bizim âyetlerimize îmân edenler, âmenû olanlar onlardır ki, Bizim âyetlerimiz zikredildiği zaman hemen secdeye kapanırlar." Bakın özellikleri belli.
Mülk 23: “Size işitme, görme ve idrak etme hassalarını Allah verdi.”
Cinn 13: “Gerçekten biz hidâyeti işittiğimiz zaman ona îmân ettik ve işittik.”
İnsân 2; yine aynı şekilde.
Öyleyse 2 grup insan var sevgili kardeşlerim; işitenler ve sağırlar. 2 grup insan var; körler ve görenler. 2 grup insan var; konuşanlar ve dilsizler. Bir insanın konuşanlardan olması... Meselâ şu anda hemen şimdi size bir âyet göstereceğim. Tâhâ Suresi 123, 124, 125, 126.
20/TÂHÂ-123 Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvvun, fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ. (Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidâyet gelecek. O zaman kim hidâyetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.” 20/TÂHÂ-124 Ve men a’rada an zikrî fe inne lehu maîşeten danken ve nahşuruhu yevmel kıyâmeti a’mâ. Ve kim Benim zikrimden yüz çevirirse, o taktirde mutlaka onun için sıkıntılı bir geçim (hayat) vardır. Ve kıyâmet günü onu, kör olarak haşredeceğiz. 20/TÂHÂ-125 Kâle rabbi lime haşerrtenî a’mâ ve kad kuntu basîrâ(basîran). (Kıyâmet günü şöyle) dedi: “Rabbim, beni niçin kör olarak haşrettin? Halbuki ben (daha önce) görüyordum.” 20/TÂHÂ-126 Kâle kezâlike etetke âyâtunâ fe nesîtehâ, ve kezâlikel yevme tunsâ. (Allahû Tealâ): “İşte böyle, âyetlerimiz sana geldi fakat sen onları unuttun. Ve aynı şekilde (senin yaptığın gibi), o gün (de) sen unutulursun.” dedi.
Allahû Tealâ 123’te: “Hadi siz ve şeytan, birbirinize düşman olarak yeryüzüne inin. Benden size hidâyetim gelecek. Kim hidâyetime tâbi olursa o şâkîlerden olmaz.” O zaman hidâyete tâbi olanlar bunlar kimlerdir? Onlar Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. Ama 124’te, onlar kimlerdir? Allah’a ulaşmayı dilemeyenler. Allahû Tealâ Tâhâ 124'te: “Kim zikrimizden yüz çevirirse ona dünyada dar bir geçim veririz ama kıyâmette onu kör olarak haşredeceğiz.” buyuruyor.
İşte kör olarak haşredilen kişi diyor ki: -Ben dünyada görüyordum. Sen beni niye kör olarak haşrettin ya Rabbim? Allahû Tealâ da diyor ki: -Evet, aynen dediğin gibidir. Âyetlerimiz gelmişti ve sen o âyetleri unuttun (âyetlere îmân etmedin).”
Âyetlere îmân edenler, onlar işiten, gören ve idrak edenlerdir. Âyetlere îmân etmeyenler, onlar da sağır, dilsiz ve körlerdir. Burada kör olan, kıyâmet gününde ne olacaktır? Kör olarak haşredilecektir. Ama o diyecek ki: “Ben dünyada görüyordum.” Dünyada gördüğü ne? Dünyada gördüğü sadece bu dünyaya ait olan şeyler. O hâlde sevgili kardeşlerim, gerçekten âyetlere îmân Dinin esasıdır. Mü'min kulağından sulanır. Kulağından sulanan işitenler; onlar Allah’a ulaşmayı dileyenler.