Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim'in kendisine indirildiği Nebîler Sultanı H. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz'in Kur’ân-ı Kerim'in lafzına ve ruhuna aykırı bir hadîsi olabilir mi?

Soru

Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim'in kendisine indirildiği Nebîler Sultanı H. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz'in Kur’ân-ı Kerim'in lafzına ve ruhuna aykırı bir hadîsi olabilir mi?

Cevap

Hayır. Çünkü Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): "Bir gün benim hadislerim tartışılacak. Kur’ân'a bakın." buyuruyor.

HADÎS-İ şerrİF Kaynak: Müslim - Zühd, Müsnedi Ahmet - 3/12, 21, 33 “Benim hadislerim tartışılacaktır. Bu durumda KUR’ÂN’a bakın, benden zuhur eden hiçbir söz KUR’ÂN’a ters düşemez. Benden KUR’ÂN dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden KUR’ÂN dışında bir şey yazmışsa imha etsin.”

Necm Suresinin 3 ve 4. âyet-i kerimelerinde Allahû Tealâ: "O, hevasından (kendinden) konuşmaz. O, nefsinden konuşmaz. O'nun söyledikleri sadece O'na vahyolunandır." buyuruyor.

53/NECM-3 Ve mâ yentıku anil hevâ. Ve o, hevasından (kendiliğinden) konuşmaz. 53/NECM-4 İn huve illâ vahyun yûhâ. (O’nun söyledikleri), sadece O’na vahyolunan vahiydir.

Dolayısıyla Allah Resûl'ü (S.A.V) Efendimiz hep vahyi konuşmuştur. Vahiy de Allah'ın doğruları, Allah'ın kelâmıdır. Kur’ân da vahiydir, Resûlullah’ın konuştuğu da vahiydir. Resûlullah’ın konuştuğunun, Kur’ân vahyine aykırı bir şey söylemesi mümkün değil. Kur’ân şerr'i vahiydir, hükümleri bütün insanları bağlar. Ama Resûlullah’ın konuştuğu vahiy Kur’ân'ı açıklamak muhtevasını içerir.

Kıyâme Suresinin 16, 17, 18 ve 19. âyet-i kerimelerinde Allahû Tealâ buyuruyor:

Kıyâme 16: "Kur’ân-ı Kerim'i ezberlemeye acele ederek O'nunla (Cebrail A.S) beraber dilini hareket ettirme." Kıyâme 17: "Muhakkak O'nun toplanması ve okunması Biz'e aittir." Kıyâme 18: "Biz O'nu sana okuyacağız. O'nu okuduğumuz zaman artık O'nun okunuşuna tâbî ol." Kıyâme 19: "Sonra onun beyanı, açıklaması muhakkak ki Biz'edir. Sen O'nun açıklamasını yapacaksın."

75/KIYÂME-16 Lâ tuharrik bihî lisâneke li ta’cele bihî. O’na (Kur’ân-ı Kerim’i ezberlemeye), acele ederek, O’nunla (Cebrail (A.S) ile beraber) dilini hareket ettirme. 75/KIYÂME-17 İnne aleynâ cem’ahu ve kur’ânehu. Muhakkak ki O’nun toplanması ve okunması Bize aittir. 75/KIYÂME-18 Fe izâ kara’nâhu fettebi’ kur’ânehu. Öyleyse O’nu okuduğumuz zaman, artık O’nun (Kur’ân’ın) okunuşuna tâbî ol. 75/KIYÂME-19 Summe inne aleynâ beyânehu. Sonra O’nun beyanı (açıklanması) muhakkak ki Bize aittir.

İşte her devirde Kur’ân-ı Kerim'i açıklamakla, Kur’ân'ın lafzı mânâsı ve ruhunu açıklamakla vazifeli olan devrin imamıdır. Peygamber Efendimiz (S.A.V) de kendi döneminde bunu yapmıştır. Âyetlerin tilâvet görevi Allah Resûl'üne verilmiştir.

ÂYETLERİN TİLAVET GÖREVİNİ ALLAH, RESÛLÜNE VERMİŞTİR 1. BAKARA-129 Rabbimiz, onların arasından kendilerinden, onlara Senin âyetlerini tilâvet edecek (okuyup açıklayacak), onlara Kitap’ı (Kuranı Kerim’i) ve hikmeti öğretecek ve onların (nefsini) tezkiye (ve tasfiye) edecek bir resûl beas et (hayata getir). Muhakkak ki Sen, Sen, Azîz’sin, Hakîm’sin. 2. BAKARA-151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap’ı (Kurânı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin. 3. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine (devrin imamının ruhu) bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder. Onlara O’nun (Allah’ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir. Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler. 4. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretir. Ve daha önce (Allah'a ulaşmayı dilemeden evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler. 5. İBRAHİM-4 Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (açıklasın) diye… İSRA-15 … Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık. 6. İBRAHİM-5 Andolsun ki; Biz Musa (a.s)’ı: “Kavmini karanlıklardan nura çıkar ve onlara Allah’ın günlerini hatırlat (onlara Allah’ın günleri boyunca zikrettir).” diye âyetlerimizle (delillerimizle, mucizelerimizle) gönderdik. … YUNUS-47 Her ümmetin bir resûlü vardır. Onlara, resûlleri geldiği zaman onların aralarında adaletle hükmolundu. Onlara zulmedilmez. 7. ZUMER-71 Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler. Oraya geldikleri zaman, onun (cehennemin) kapıları açılır. Ve onun (cehennemin) bekçileri onlara derler ki: “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın?” (Cehenneme gidenler) dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.

Bakara 129, Bakara 151, Al-i İmran 164, Cuma 2'de Allahû Tealâ: "O size âyetleri tilâvet ediyor." buyuruyor. İbrâhîm 4'e göre Kur’ân'ın açıklaması her kavmin resûlünün ana lisanıyla gerçekleşiyor. Her devirde bu Allah'ın resûller tarafından gerçekleştiriliyor.

Cehennemlikler cehennemin kapılarından girdiklerinde cehennem bekçileri sual soruyorlar: -Size âyetleri tilâvet eden, bu güne ulaşmakla uyaran Resûlgeldi mi, gelmedi mi? Hepsi itiraf ediyor: -Geldi.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) ömrü boyunca bütün sahâbeyi Kur’ân ile emrederek yetiştirdi. O, Kur’ân'ın bütünüydü. Allahû Tealâ bu sebeple: "Sen yürüyen Kur’ân-ı Kerim'sin." diyor. Allah O'nun kalbine bütün Kur’ân'ı indirdi ve nakşetti. Kur’ân'ın ruhunu bilmeyen insanlar O'nun hadîslerini açıklayamaz.

"Bir gün benim hadîslerimi tartışılacak, Kur’ân'a bakınız."

HADÎS-İ şerrİF Kaynak: Müslim - Zühd, Müsnedi Ahmet - 3/12, 21, 33 “Benim hadislerim tartışılacaktır. Bu durumda KUR’ÂN’a bakın, benden zuhur eden hiçbir söz KUR’ÂN’a ters düşemez. Benden KUR’ÂN dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden KUR’ÂN dışında bir şey yazmışsa imha etsin.”

Öyleyse Kur’ân'ın âyetlerinin hangi seviye, hangi mânâya ait olduğunu yetmez; hadîslerin hangi âyetlere uyduğunu, âyetlere uymayan hadîslerin ayrılması, tefrik edilmesi ancak Kur’ân'ın bütününe tâbî olan, Allah'ın tasarrufunda olan devrin imamına aittir. Çünkü "Bir gün benim hadîslerim tartışılacaktır, Kur'an'a bakınız. Kur'an'a aykırı bir hadîsim olamaz." diyor.

ÂYETLERİN TİLAVET GÖREVİNİ ALLAH, RESÛLÜNE VERMİŞTİR 1. BAKARA-129 Rabbimiz, onların arasından kendilerinden, onlara Senin âyetlerini tilâvet edecek (okuyup açıklayacak), onlara Kitap’ı (Kuranı Kerim’i) ve hikmeti öğretecek ve onların (nefsini) tezkiye (ve tasfiye) edecek bir resûl beas et (hayata getir). Muhakkak ki Sen, Sen, Azîz’sin, Hakîm’sin. 2. BAKARA-151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap’ı (Kurânı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin. 3. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine (devrin imamının ruhu) bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder. Onlara O’nun (Allah’ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir. Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler. 4. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretir. Ve daha önce (Allah'a ulaşmayı dilemeden evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler. 5. İBRÂHÎM-4 Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (açıklasın) diye… İSRÂ-15 … Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık. 6. İBRAHİM-5 Andolsun ki; Biz Musa (a.s)’ı: “Kavmini karanlıklardan nura çıkar ve onlara Allah’ın günlerini hatırlat (onlara Allah’ın günleri boyunca zikrettir).” diye âyetlerimizle (delillerimizle, mucizelerimizle) gönderdik. … YÛNUS-47 Her ümmetin bir resûlü vardır. Onlara, resûlleri geldiği zaman onların aralarında adaletle hükmolundu. Onlara zulmedilmez. 7. ZUMER-71 Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler. Oraya geldikleri zaman, onun (cehennemin) kapıları açılır. Ve onun (cehennemin) bekçileri onlara derler ki: “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın?” (Cehenneme gidenler) dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.

Öyleyse her halûkarda Resûlullah’ın söylediği hadîsler, Resûlullah’ın sahâbeye öğrettiği Kur’ân'ın lafzı ve ruhuna aykırı olması mümkün değil.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 7 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20267 dk okuma1