Muhterem Hocam, Kur'an-ı Kerim'in ruhunu öğretme yetkisi kimlere aittir? Açıklayabilir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, Kur'an-ı Kerim'in ruhunu öğretme yetkisi kimlere aittir? Açıklayabilir misiniz?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Allahû Tealâ, Hicr Suresi’nin 87. âyet-i kerimesinde: “Biz sana Kur'ân-ı Kerim’in bir lafzî mânâsı ve yedi ruhunu verdik.” Yedi ruhu; Kur’ân tefsiridir ve Kur'ân'ın tefsirini, Kur'ân'ın açıklamasını, her devirde Devrin İmamı yapıyor.
15/HİCR-87 Ve lekad âteynâke seb’an minel mesânî vel kur’ânel azîm(azîme).
Ve andolsun ki; sana mesânî(ikinci)den 7’yi (7’liyi, 7’li olarak) ve Kur’ân-ul Azîm’i verdik.
Kıyâme Suresi’nin 16, 17, 18, 19. âyetlerine baktığımız zaman Allahû Tealâ bakın ne diyor: “Onu, Kur'ân-ı Kerim'i ezberlemeyi acele ederek onunla, Cebrail (A.S)’la beraber dilini hareket ettirme.” Cebrail (A.S) Kur'ân-ı Kerim’i Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e getiriyor. O da ezberlemek üzere hemen başlıyor. Ama Allahû Tealâ diyor ki: “Hayır, muhakkak ki onun toplanması ve okunması bize aittir.” Yani Allahû Tealâ, “Ben yapacağım.” diyor. Çünkü “Bize aittir” dediği zaman onun toplanması ve onun okunması. Allah, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e tasarruf ediyor.
Onun toplanması: Yani demiş oluyor ki “onu sen toplayacaksın, onu sen okuyacaksın onlara.” , “Okuması bize aittir.” Yani Allah, devrin imamının ruhuna tasarruf ettiği için Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in okuması, Allahû Tealâ’nın okuması mânâsında. "Öyleyse onu okuduğumuz zaman artık onun, Kur’ân’ın okunuşuna tâbî ol." Yani biz sana nasıl okuyorsak, nasıl açıklıyorsak ona tâbî ol. Sonra onun açıklaması, tefsiri Bize aittir diyor: "Sonra onun beyanı, açıklaması muhakkak ki bize aittir."
75/KIYÂME-16 Lâ tuharrik bihî lisâneke li ta’cele bihî.
O’na (Kur’ân-ı Kerim’i ezberlemeye), acele ederek, O’nunla (Cebrail (A.S) ile beraber) dilini hareket ettirme.
75/KIYÂME-17 İnne aleynâ cem’ahu ve kur’ânehu.
Muhakkak ki O’nun toplanması ve okunması Bize aittir.
75/KIYÂME-18 Fe izâ kara’nâhu fettebi’ kur’ânehu.
Öyleyse O’nu okuduğumuz zaman, artık O’nun (Kur’ân’ın) okunuşuna tâbî ol.
75/KIYÂME-19 Summe inne aleynâ beyânehu.
Sonra O’nun beyanı (açıklanması) muhakkak ki Bize aittir.
“Bize” dediği şey ne? Allahû Tealâ, Peygamber Efendimiz (S.A.V)e tasarruf ediyor. "Bize aittir.": “Biz” söz konusu olduğu zaman; Allahû Tealâ, Cebrail (A.S) ve Peygamber Efendimiz (S.A.V). “O Zikri Biz indirdik, onu Biz koruyacağız.” Allahû Tealâ, Devrin İmamı ve Kur'ân-ı Kerim.
O zaman: “Aç Kur’ân’ı Türkçesinden oku” dediği zaman nasıl kendi kendine yapılan tövbede sadece 1'e 10 kazanıyorsa, Mürşid önüne yapılan tövbede 7 ni'meti Allah’tan alıyorsa, o zaman kendi kendine Kur'ân-ı Kerim okuduğu zaman muhkem âyetlerin mânâlarına varabilir ama müteşabih âyetleri asla açıklayamaz.
Nitekim Bakara Suresi 85. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Yani siz kitabın bir kısmına îmân ediyor, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?” O zaman bir kısmını inkâr edenlerin korkunç azaba düçar olacağını Allahû Tealâ açıklıyor.
2/BAKARA-85 Summe entum hâulâi taktulûne enfusekum ve tuhricûne ferîkan minkummin diyârihim, tezâharûne aleyhim bil ismi vel udvân(udvâni), ve in ye’tûkum usârâ tufâdûhum ve huve muharremun aleykum ihrâcuhum e fe tu’minûne bi ba’dil kitâbive tekfurûne bi ba’d(ba’dın), fe mâ cezâu men yef’alu zâlike minkum illâ hızyun fîl hayâtid dunyâ, ve yevmel kıyâmeti yureddûne ilâ eşeddil azâb(azâbi), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).
Sonra siz, öyle kimselersiniz ki birbirinizi öldürüyorsunuz, sizden bir grubu yurtlarından çıkarıyorsunuz ve onlara karşı günah ve düşmanlıkta yardımlaşıyorsunuz. Eğer onlar, size esir olarak gelseler, onların yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış olduğu halde (onların yurtlarında kalmalarına izin vermeyip) fidye karşılığı değiştirirsiniz. Yoksa Kitab’ın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında ancak rezilliktir. Kıyâmet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine maruz bırakılır. Ve Allah, yaptığınız şeylerden gâfil değildir.
Ne diyor Âl-i İmrân 119'da: “Onlar kitabın bütününe îmân ederler.”
3/ÂLİ İMRÂN-119 Hâ entum ulâi tuhıbbûnehum ve lâ yuhıbbûnekum ve tu’minûne bil kitâbi kullihi, ve izâ lekûkum kâlû âmennâ, ve izâ halev addû aleykumul enâmile minel gayz(gayzi), kul mûtû bi gayzikum, innallâhe alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
İşte siz (mü'minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îmân edersiniz. Ve sizinle karşılaşınca “Biz îmân ettik.” dediler, yalnız kaldıkları zaman, size karşı öfkelerinden parmak uçlarını ısırdılar. De ki: “Öfkenizden ölün.” Muhakkak ki Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.
Yani tekrar ediyorum: Bakara 85 ve Âl-i İmrân 119 "Siz kitabın tamamına îmân edersiniz" ama Allah’a ulaşmayı dilemeyenler, bunlar kitabın bir kısmına îmân ediyor, bir kısmını inkâr ediyor. Onların gideceği yer korkunç cehennem. Asıl olan kitabın bütününe îmân etmektir.