Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim'in Türkçe olmaması, O'nu anlamamıza engel midir?
Soru
Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim'in Türkçe olmaması, O'nu anlamamıza engel midir?
Cevap
Değildir. Allahû Tealâ Fussilet 44'te bunu açıklıyor: “Eğer o Kitab'ı yabancı bir dil Kur'ân kılsaydık, mutlaka O'nun âyetleri açıklanmalı değil miydi?"
41/FUSSİLET-44 Ve lev cealnâhu kur’ânen a’cemiyyen le kâlû lev lâ fussilet âyâtuh(âyâtuhu), e a’cemiyyun ve arabîy(arabîyyun), kul huve lillezîne âmenû huden ve şifâun, vellezîne lâ yû’minûne fî âzânihim vakrun ve hûve aleyhim amâ(amen), ulâike yunâdevne min mekânin baîd(baîdin).
Ve eğer O’nu (Kitab’ı), yabancı dil bir Kur’ân kılsaydık, mutlaka: “O’nun âyetleri açıklanmalı değil miydi?” derlerdi. Araba yabancı dil mi? De ki: “O, âmenû olanlar için hidayet ve şifadır. Ve mü’min olmayanların kulaklarında vakra vardır. O (Kur’ân), onlara karşı körlüktür (şifa ve hidayet değildir). İşte onlara uzak bir yerden seslenilir.”
Şu anda bize göre Kur’ân-ı Kerim yabancı bir dil. Çünkü biz Türkçeyi konuşuyoruz, Kur'ân Arapça indirildi. İşte bunun için mürşid farz.
Allahû Tealâ âyet-i kerimede: "Arap'a yabancı dil mi? O, âmenû olanlar için hidayet ve şifadır." buyuruyor. Kimdir âmenû olanlar? Onlar Allah'a ulaşmayı dileyenler. Gerçekten Kur'ân-ı Kerim, Allah'a ulaşmayı dileyenler için hidayet ve nurdur. Tevrat, Allah'a ulaşmayı dileyenler için hidayet ve nurdur. İncil, Allah'a ulaşmayı dileyenler için hidayet ve nurdur.
Mâide 44: "Allah'a ulaşmayı dileyenler için Tevrat hidayet ve nurdur."
Mâide 46: "Allah'a ulaşmayı dileyenler için hidayet ve nurdur."
Şûrâ 52: "Kur'ân-ı Kerim Allah'a ulaşmayı dileyenler için hidayet ve nurdur."
Allah’ın Kitapları Öğüttür, Hidayet ve Nurdur
1. TEVRAT
MÂİDE – 44 Muhakkak ki Tevrat’ı Biz indirdik, onda hidayet ve nur vardır. Kendileri (Hakk’a) teslim olmuş peygamberler, yahudilere, onunla hükmeder. Rabbanîler (kendilerini Rabb’lerine adamış olanlar) ve Ahbar olanlar da (zahidler, yahudi âlimler, hahamlar) Allah’ın Kitab’ından korumakla görevli oldukları ile hüküm verirler ve onlar, onun üzerine şahitler oldular. Artık insanlardan korkmayın, Ben’den korkun ve Benim âyetlerimi az bir değere satmayın. Ve kim, Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, o taktirde işte onlar, onlar kâfirlerdir.
2. İNCİL
MÂİDE – 46 Onların izleri üzerine, Tevrat’tan ellerinde bulunanı tasdik edici olarak Hz. Meryem’in oğlu İsâ’yı gönderdik. Ve ona, içinde bir hidayet ve bir nur olan, Tevrat’tan ellerinde bulunanı tasdik eden ve müttekîler (takvâ sahipleri) için, hidayete erdirici ve vaaz edici (öğüt verici) olan İncil’i verdik.
3. KUR'ÂN-I KERİM
ŞÛRÂ – 52 Ve işte böylece sana emrimizden bir ruh (Kur'ân-ı Kerim) vahyettik. Ve sen, kitap nedir ve îmân nedir bilmiyordun. Ve lâkin O'nu “nur” kıldık. Kullarımızdan dilediğimizi O'nunla hidayete erdiririz...
AHKÂF – 12 Ve O’ndan (Kur’ân’dan) önce îmâm ve rahmet olarak Hz. Musa’nın kitabı (Tevrat) vardır. Bu, Arap lisanı ile (Hz. Musa’nın kitabını) tasdik eden bir kitaptır. …
Bu İbranice indirilmiş ama Allah'a ulaşmayı dilemedikçe o Tevrat onlar için bir hidayet ve nur değil (Mâide 46). İncil'in indiği lisan belli. İncil Aramice inmiş. İncil, Allah'a ulaşmayı dileyenler için hidayet ve nur. Yani Aramice de olsa Allah'a ulaşmayı dileyenler için İncil bir hidayet ve nurdur. O dilek sahibi olmadıkça asla. Kur'ân-ı Kerim de öyle.
Şu anda Araplar Arap lisanını konuşuyor ama Kur'ân-ı Kerim kimler için hidayet ve nurdur? Allah'a ulaşmayı dileyenler için. Arapların ana lisanı Arapça olmasına rağmen Allah'a ulaşmayı dilemedikçe o Kur'ân-ı Kerim onlara kapalıdır.
Fussilet 44 bunu söylüyor: "Kur'ân, Allah'a ulaşmayı dileyenler için hidayet ve nurdur, dilemeyen için sağırlıktır ve körlüktür. Ve mü’min olmayanların kulaklarında vakra vardır (sağırlıktır). O Kur'ân onlara karşı körlüktür (şifa ve hidayet değildir)."
Kur'ân-ı Kerim'in Türkçe olmaması onu anlamamıza engel midir? Hayır. Mutlaka her devirde Allah'ın tayin ettiği Resûl var ve bu görevi Allahû Tealâ resûllere vermiş. İbrahim 4: “Her kavme, o kavmin ana lisanıyla ayetleri açıklasın diye Resûl gönderiyoruz.”
Her devirde resûl var mı? Evet, her devirde kesinlikle resûl var. Allahû Tealâ indirdiği kutsal kitapları, indirdiği kişinin lisanı ile mutlaka indiriyor. Bu bir vaka ama önemli olan kitapların kutsal olmasıdır. Zaten dualarımızı elbette Türkçe yapıyoruz. Namaza başlarken Türkçe düzenimiz var ama Kur'ân-ı Kerim'in âyetleri söz konusuysa burada iştirak edemiyoruz. Çünkü Kur'ân-ı Kerim öyle bir dille indirilmiş ki, Kur'ân-ı Kerim'deki birçok kelimenin birden fazla karşılığı var. Bunlardan hangisini oraya yerleştireceğinizi bilemezsiniz. Bu sebeple Allahû Tealâ bütün kavimlere, o kavmin lisanıyla beyan etsin, öğretsin diye onların içinden bir resûl göndermiştir. Allah razı olsun.