Muhterem Hocam, Kur’ân’da “âmenû” olmak ne demektir? İslâm’ın 5 şartını yerine getiren âmenû sahibi oluyor mu? Açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, Kur’ân’da “âmenû” olmak ne demektir? İslâm’ın 5 şartını yerine getiren âmenû sahibi oluyor mu? Açıklar mısınız?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Kur’ân-ı Kerîm’de iki tür âmenû olmaktan bahsediyor. Birinci âmenû olanlar: Kişi Allah’a inanıyor. Yetmez. Allah’ın Zâtına ulaşmasına da inanıyor. Yetmez. Farz olduğuna da inanıyor. Yetmez. Bu birinci âmenû olan insanları tarif ediyor ki Hz. Ömer’in bu konuda bir tespiti var: “Şaşarım o insana ki Allah’ı biliyor ama isyan ediyor.”
Hz. Ömer (R.A.)
"Beni en çok şaşırtan şey, Bir kimsenin Allah'ı bilip O'na isyan etmesi. Şeytan'ı bilip ona itaat etmesi. Ve Dünyayı bilip ona meyletmesidir."
İşte buyurun, birinci âmenû olmada kişi Allah’a inanıyor, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasına inanıyor, farz olduğuna da inanıyor. Ama Allah’a ulaşmayı dileyip takvâ sahibi olmuyor. İşte Kâbil ve Hâbil’e bak. İlk insan olan Âdem babamızın iki çocuğu. Kâbil de kurban veriyor ama takvâ sahibi değil. Hâbil ise kurtuluşa ulaşan, âmenû olmanın ötesinde herşeyini Allah’a teslim etmiş birisi. İşte Hâbil ve Kâbil, Kâbil: kendisi Allah’a ulaşmayı dilemeyen, başkasının dilemesine mâni olan bir yapıda, takvâ sahibi değil. Kardeşine haset ve düşmanlık ediyor. İşte isyanda ama ibadetler yapıyor ve dünyaya meyleden bir yapı içerisinde kardeşini öldürmesi, şeytana itaatin bir göstergesi.
İslâm’ın belki beş şartını da yerine getiriyor ama kurtuluşa ulaşan bir âmenû muhtevasında değil. Takvâ sahibi değildir. Takvâ sahibi olmadığını hangi âyet Kur’ân’da buyuruyor? Mâide 27.
5/MÂİDE-27 Vetlu aleyhim nebeebney âdeme bil hakkı iz karrabâ kurbânen fe tukubbile min ehadihimâ ve lem yutekabbel minel âhar(âhari) kâle le aktulenneke, kâle innemâ yetekabbelullâhu minel muttekîn(muttekîne).
Ve onlara Adem’in iki oğlunun haberini (kıssasını, aralarında geçen olayı) hakkıyla oku, Allah’a yaklaştıracak kurban sunmuşlardı, (Kurban) ikisinin birinden kabul edilir ve diğerinden ise kabul edilmez. (Kurbanı kabul edilmeyen) “Seni mutlaka öldüreceğim” dedi. O da, “Allah sadece takvâ sahiplerinden kabul eder.” dedi.
Mâide 27’de Allahû Tealâ:
“Onlara Âdem’in iki oğlunun haberini, kıssasını, aralarında geçen olayı hakkıyla oku. Allah’a yaklaştıracak kurban sunmuşlardı. Kâbilde sunuyor, Hâbil de sunuyor Kurban ikisinden birinden kabul edilir, diğerinden ise kabul edilmez."
Kimin kurbanını kabul ediyor? Hâbil’in. Kimin kurbanını kabul etmiyor? Kâbil’in. “Seni mutlaka öldüreceğim.” diyor. Düşmanlık ediyor. Allah sadece takvâ sahiplerinden kabul eder. Buradan murat, eğer Kâbil’inki kabul edilmemişse, takvâ sahibi değildir. Kur’ân-ı Kerîm’deki takvâ olayını geniş bir spektrum içerisinde ele aldığımız zaman 7 safha takvâdan bahsedebiliriz.
7 SAFHA TAKVA
1. RUM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edîn(namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
2. MAİDE-35: Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
3. KAF-31: Ve cennet, takva sahipleri için uzak olmayarak yaklaştırıldı.
4. HACC-37: Onun (kurbanların), etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat sizden O’na, takva (Allah’a teslim olma) ulaşır……
MAİDE-93: Âmenû olanlar ve salih amel yapanlar üzerine, takva …… Âmenû olun ve amilûssâlihat yapın sonra da takva sahibi olun (4. takvaya ulaşın) ve ahsen olun! Allah muhsinleri (ahsen olanları, 4. takvaya ulaşanları) sever.
5. A'RÂF-201: Muhakkak ki; takva sahibi kimseler şeytandan onlara gözü büyüyen bir vesvese dokunduğu zaman (Allah’ı) tezekkür ederler (Allah’la tezekkür ederler)……
6. MAİDE-100: ……Ey Ülü’l Elbâb! Artık Allah’a karşı takva sahibi olun! Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
7. ÂLİ İMRÂN-102: Ey âmenû olanlar, Allah’a karşı “O’nun hak takvası” ile (bi hakkın takva, en üst derece takva ile) takva sahibi olun! Ve sakın siz, (Allah’a) teslim olmadan ölmeyin!
Birinci safha takvâ Allah’a ulaşmayı dilemektir. (Rûm 31).
İkinci safha takvâ mürşide tâbiyettir. (Mâide 35).
Üçüncü safha takvâ (Kâf 31).
Dördüncü safha takvâ (Hac 37, Mâide 93).
Beşinci safha takvâ (Araf 201).
Altıncı safha takvâ (Maide 100).
Yedinci safha takvâ bir hakkın takvâ (Âli İmrân 102).
Öyleyse Kâbil birinci safha takvânın sahibi değildi. Ama ibadetler yapıyor, Allah’a inanıyor, ruhun Allah’a ulaşmasına inanıyor, farz olduğuna da inanıyor ama kalben ulaşmayı dileyip takvâ sahibi değil. İşte birinci âmenû olma bunu ifade ediyor. O kurtuluşta değildir. İslâm’ın beş şartını yerine getiren bir insan, Allah’a ulaşmayı dilemediği için takvâ sahibi değildir. Kurtuluşu olmayan bir amel ifade ediyor. Ama bir de Enfâl 29’a göre: "Yâ eyyuhâllezîne âmenû" işte bu kurtuluşta olmayan âmenû olanlara; eğer takvâ sahibi olursanız, yani Allah’a ulaşmayı dilerseniz, Rûm 31’e göre Allah size furkanlar verir. Rahîm esmasıyla tecelli eder. Size furkanlar verir.
O zaman buradaki takvâ sahibi âmenû olanlar Yûnus 63’te:
“Elleżîne âmenû ve kânû yettekûn.” Onlar âmenû olmuşlardır ve takvâ sahibi olmuşlardır. Yani sadece Allah’a inanmıyor.
1)Allah’a inanıyor
2)Ruhun dünya hayattında Allah’a ulaşmasına inanıyor.
3) Farz olduğuna inanıyor. Ve kalben Allah’a ulaşmayı dileyerek takvâ sahibi oluyor.
Bu dört şartı sağlayan kişi Kur’ân’a göre âmenû olmuştur ve kurtuluştadır. Yine Kur’ân’a göre âmenû olmuştur ama kurtuluşta olmayan, takvâ sahibi olmayan âmenû olanlar. Allahû Tealâ ikisinden de bahsediyor. Allah razı olsun.