Muhterem Hocam, Kur’ân’da geçen “Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz.” ifadesi Allah’la aramıza kimsenin girmemesi gerektiğini mi gösterir?

Soru

Muhterem Hocam, Kur’ân’da geçen “Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz.” ifadesi Allah’la aramıza kimsenin girmemesi gerektiğini mi gösterir?

Cevap

Hayır. “Yalnız sana kul oluruz ve mürşidimizi sadece senden isteriz.”

Şahin Nakşibent Hazretleri diyor ki: “Allah rızasını itaatte, kabulü duada, velîleri de halkın içinde saklar.”

Öyleyse kimdir Allah’ın rızasına tâlip olanlar? Allah’a ulaşmayı dileyenler. Kimdir duası kabul olunanlar? Tâbiiyetini gerçekleştirenler. Kimdir Allah’ın velîleri? Ruhlarını Allah’a ulaştıranlar. Ama onlar halkın içinde saklı. Halk onları bilmiyor ama Allah biliyor. O sebeple Allahû Tealâ diyor ki Nahl 9’da:

16/NAHL-9 Ve alâllâhi kasdus sebîli ve minhâ câirun, ve lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).

Ve sebîllerin (dergâhlardan Sıratı Mustakîm’e ulaşan bütün yolların yani mürşidlerin) tayini, Allah’ın üzerinedir. Ve ondan sapanlar vardır. Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.

Allah’a ulaştıran yolun tayini Allah’a aittir. ve vesileyi Allah’tan isteyin. Kur’ân-ı Kerim’de 7 âyet-i kerîmede “istiane” var. Bir “nasara” kökünden türeyen yardım var, bir de “istiane” var. 7 âyet-i kerîmedeki istianeye baktığımız zaman mürşid anlamına geldiğini görüyoruz.

İSTİANE

1. FÂTİHA-5 (Allah’ım!) Yalnız Sana kul oluruz ve yalnız Senden İSTİANE (mürşidimizi) isteriz.

2. BAKARA-45 (Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah’a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.

MÂİDE-35 Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

3. BAKARA-153 Ey îmân edenler! Sabır ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Muhakkak ki Allah, sabredenlerle beraberdir.

4. NİSÂ-75 Ve size ne oluyor ki Allah’ın yolunda ve "Ey Rabbimiz! Halkı zalim olan bu kasabadan bizi çıkar ve katından bir velî ve katından bize bir yardımcı kıl (gönder)." diyen zayıf ve aciz erkekler, kadınlar ve çocuklar için savaşmıyorsunuz?

5. ARÂF-128 Musa (A.S) kavmine şöyle dedi: “Allah’tan yardım isteyin ve sabredin! Şüphesiz yeryüzü Allah’ındır. Kullarından dilediğini ona varis kılar. Ve sonuç (zafer) takva sahiplerinindir.”

ENBİYÂ-105 Andolsun ki; zikirden (Tevrat’tan) sonra Zebur’da, arza salih kullarımızın varis olacağını, yazdık.

6. YÛSUF-18 …Artık bundan sonrası (benim yapmam gereken şey) güzel (bir) sabırdır. Sizin anlattığınız şeye karşı istiane (yardım) istenecek olan (sadece) Allah’tır.”

7. ENBİYÂ-112 Dedi ki: “Rabbim hak ile hüküm ver. Ve bizim Rabbimiz, sizin (yanlış) vasıflandırmalarınıza rağmen yardım istenilen Rahmân (Allah)’dır.”

İşte Fâtiha 5’te: İstiane’yi Yalnız senden istiane, mürşidimizi isteriz.

Bakara 45: “Sabır ve namazla istianeyi isteyin.”

Sabırla ve namazla bakıyoruz. Bu namazın hacet namazı olduğu görülüyor.

2/BAKARA-238 Hâfizû alâs salavâti ves salâtil vustâ ve kûmû lillâhi kânitîn(kânitîne).

Salâvât’a (Allah’tan gelen nurlara, namazlara) ve salât-ı vusta’ya hafîz olun (koruyun, bu namaza kesintisiz devam edin). Ve kalkın, Allah için kânitin olun (Allah’ın huzurunda huşû içinde ve saygı ile uzun süre durun)!

Bakara 238’de salât-ı vustânın hacet namazı anlamına geldiğini görüyoruz. Salâvât’a (Allah’tan gelen nurlara, namazlara) ve salât-ı vusta’ya hafîz olun (koruyun, bu namaza kesintisiz devam edin). Ve kalkın, Allah için kânitin olun. Salât-ı vustâ hacet namazı.

Şimdi bakalım Bakara 153: “Ey îmân edenler! Sabır ve namazla istianeyi, özel yardımı isteyin. Muhakkak Allah sabredenlerle beraberdir.”

Nisâ 75: Bu istiane’nin mürşid olduğu şu ayetten...

“Size ne oluyor ki Allah yolunda ‘Ey Rabbimiz! Halkı zalim olan kasabadan bizi çıkar. Katından bir velî, katından bize bir yardımcı kıl gönder.’ diyen zayıf erkekler…” Allah’ın katından gönderilen Allah’ın velîleri Allah’ın mürşidleridir.

İşte Tâhâ 123:

TÂHÂ-123 Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvvun, fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.

(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”

Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvvun, fe immâ ye’tiyennekum minnî huden: Benden size bir hidayetçi geldiğinde…” Öyleyse görüyorsunuz ki bir kere daha mürşidin Allah’ın katından bir yardımcı olarak geldiğini görüyorsunuz.

Şimdi devam ediyoruz. A’râf 128’e baktığımız zaman Musa (A.S) kavmine şöyle dedi:

“Allah’tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah’ındır. Kullarından dilediğini ona varis kılar ve takva sahiplerinindir.” Öyleyse Allah’tan istediğimiz yardım ne anlama geliyor? Yeryüzünün varisleri, salih kullar anlamına geliyor. Allah razı olsun.

Allahû Tealâ burada “nasara” kökünden gelen nusret kelimesiyle herkese yardım etmek istikametinde bir yardım kastetmiyor. Allahû Tealâ burada istianeden bahsediyor. Âyet-i kerîmede geçen istianeyi normal bir yardım gibi gösterip de “Yalnız Allah’tan yardım istenebileceğine göre başka kimseden yardım istemeyin.” demek bu üçkâğıtçılıktır. İstiane sadece Allah’tan mürşid istemek için, yalnız Allah’tan istenebilecek olan bir yardımdır. Bu yardım herkesin birbirine yapabileceği bir yardım değil. Allah’tan başka kimse mürşidi göstermek yetkisinin sahibi değildir. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ekim 2026Son güncelleme: 17 Ekim 20265 dk okuma0