Muhterem Hocam, Kur'ân'da; "İnsan zayıf yaratıldı." buyurulmaktadır. İnsanın belli başlı zayıflıkları nelerdir? Açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, Kur'ân'da; "İnsan zayıf yaratıldı." buyurulmaktadır. İnsanın belli başlı zayıflıkları nelerdir? Açıklar mısınız?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, Nisâ Suresinin 26, 27. Allahû Tealâ buyuruyor ki: "Allah size beyan etmek, açıklamak, size sizden öncekilerin kanununa ulaştırmak, tövbelerinizi kabul etmek ister."

Tövbelerin kabulü kişinin mürşidine ulaşıp tövbe etmesiyle gerçekleşir.

"Allah sizin tövbenizi kabul etmek ister. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir meyille şehvetlerine meyil etmenizi ister. Şehvetlerine uyanlar dünyaya meyil etmenizi isterler."

4/NİSÂ-26 Yurîdullâhu li yubeyyine lekum ve yehdîyekum sunenellezîne min kablikum ve yetûbe aleykum. Vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).

Allah size beyan etmek (açıklamak) ve sizi, sizden öncekilerin kanununa ulaştırmak ve tövbelerinizi kabul etmek ister. Ve Allah Alîm'dir (en iyi bilendir), Hakîm'dir (hüküm ve hikmet sahibidir).

4/NİSÂ-27 Vallâhu yurîdu en yetûbe aleykum ve yurîdullezîne yettebiûneş şehevâti en temîlû meylen azîmâ(azîmen).

Ve Allah sizin tövbenizi kabul etmek ister, şehvetlerine uyanlar ise, sizin büyük bir meyille (şehvete) meyletmenizi isterler.

4/NİSÂ-28 Yurîdullâhu en yuhaffife ankum, ve hulikal insânu daîfâ(daîfen).

Allah sizden (tövbelerinizi kabul ederek yükünüzü) hafifletmeyi diler. Ve insan zayıf yaratıldı.

7/A'RÂF-157 Ellezîne yettebiûner resûlen nebiyyel ummiyyellezî yecidûnehu mektûben indehum fît tevrâti vel incîli ye’muruhum bil ma’rûfi ve yenhâhum anil munkeri ve yuhıllu lehumut tayyibâti ve yuharrimu aleyhimul habâise ve yedau anhum ısrahum vel aglâlelletî kânet aleyhim, fellezîne âmenû bihî ve azzerûhu ve nasarûhu vettebeûn nûrellezî unzile meahu, ulâike humul muflihûn(muflihûne).

Onlar ki, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları ümmî, nebî, resûle tâbî olurlar. Onlara ma’ruf ile (irfanla) emreder, onları münkerden nehyeder ve onlara tayyib olanları (temiz ve güzel olan şeyleri), helâl kılar. Habis olanları (kötü ve pis şeyleri), onlara haram kılar. Ve onların, ağırlıklarını (günahlarını sevaba çevirip, günahlarının ağırlığını) kaldırır. Ve üzerlerindeki zincirleri, (ruhu vücuda bağlayan bağ ve fetih kapısının üzerindeki 7 baklalı altın zincir) kaldırır. Artık onlar, O’na îmân ettiler ve O’na saygı gösterdiler ve O’na yardım ettiler ve O’nunla beraber indirilen Nur’a (Kur’ân-ı Kerim’e) tâbî oldular. İşte onlar, onlar felâha (kurtuluşa, cennet mutluluğuna ve dünya mutluluğuna) erenlerdir.

28, Nisâ-28'e baktığımız zaman:

Yurîdullâhu en yuhaffife ankum, ve hulikal insânu daîfâ.

"Allah sizden tövbelerinizi kabul ederek yükünüzü hafifletmeyi diler. İnsan zayıf yaratıldı."

Yani insanın kendi ameliyle bu noktaya gelebilmesi mümkün değil. Yaratılışta zayıf yaratıldı mutlak surette Allah sizden tövbelerinizi kabul ederek yükünüzü hafifletmeyi diler. Buradaki yük günah yükü.

Nitekim A‘râf Suresinin 157. âyet-i kerimesine baktığımız zaman da Allahû Tealâ, A‘râf-157'nin Türkçe kısmına baktığımız zaman ne görüyoruz?

"Onların ağırlıklarını, günahlarını sevaba çevirmek suretiyle ağırlıklarını alır. Yani yükü onların üzerinden alır, hafifletmeyi diler, günahların sevaba çevrilmesini diler." inşaallah.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20262 dk okuma2