Muhterem Hocam, Kur’ân’da Resûllerin müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderildiği buyuruluyor. Ama kimler için müjdeleyici ve kimler için uyarıcı?
Soru
Muhterem Hocam, Kur’ân’da Resûllerin müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderildiği buyuruluyor. Ama kimler için müjdeleyici ve kimler için uyarıcı?
Cevap
Kalpten Allah’a ulaşmayı dileyenler için müjdeci, dilemeyenler için uyarıcı. Neden? Allah’ın bize farz kıldığı ezelî ve ebedî dinin, babamız İbrahim (A.S)’ın hanîf dininin Arapça ismi İslâm; 7 safha ve 4 teslimden oluşuyor. Birinci safhası Allah’a ulaşmayı dilemek. İkinci safha, Allah’ın tayin ettiği mürşide, resûle tâbî olmak. Üçüncü safha ruhun teslimi. Dördüncü safha fizik vücut teslimi. Beşinci safha nefsin teslimi. Altıncı safha irşad. Ve yedinci safha iradenin teslimi olmak üzere 7 safha ve 4 teslim.
7 HEDEF EMİR VAHDET 1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek RUM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin. Ve (böylece) müşriklerden olmayın. TEVHİD 2. 12 İhsanla Mürşide Tabi Olmak MU’MİN-15: …. Allah, kullarından dilediği kişinin üzerine Allah’a ulaşma gününün geldiğini ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır. TESLİM: 3. Ruhun Allah’a Teslimi RAD-21: Ve onlar Allah’ın (ölmeden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan korkarlar. 4. Fizik Vücudun Allah’a Teslimi YÂSİN-60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki; o (şeytan), size apaçık bir düşmandır. YÂSİN-61:Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı)? Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır. 5. Nefsin Allah’a Teslimi NİSA-103: Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken), Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı namazın erkânıyla kılın… 6. İrşada Ulaşmak BEYYİNE-5: Onlar emrolunmadılar. Sadece hanifler olarak, Allah için dinde halis (nefslerini halis kılmış) kullar olmakla emrolundular. Ve namaz kılmakla ve zekat vermekle emrolundular. İşte kayyum olan din budur. 7. İradeyi Allah’a Teslim Etmek EN’ÂM-97: Ve kara ve denizin karanlıklarında (nefsin afetlerinin karanlığında) yolunuzu bulmanız (hidayete ermeniz) için yıldızları (nebîler, resûller, mürşidler) kılan O’dur. Bilen bir kavim için, âyetleri detayları ile açıkladık.
Bu bütün zaman parçalarında böyle. Rûm Sûresi’nin 30. âyet-i kerimesinde: “Hanîf olarak kendini din için ikame et. Hanîf fıtratıyla ki Allah insanları onun üzerine, hanîf fıtratıyla yaratmıştır. Allah’ın yaratmasında değişme olmaz. Kayyum olan, kaim olacak, ezelden ebede kadar yaşayacak din sadece İslâm’dır.”
30/RÛM-30 Fe ekim vecheke lid dini hanîfâ(hanîfen), fıtratallâhilletî fataran nâse aleyhâ, lâ tebdîle li halkıllâh(halkıllâhi), zâliked dinul kayyimu ve lâkinne ekseran nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne). Artık hanif olarak kendini (vechini) din için ikame et, Allah’ın hanif fıtratıyla ki; Allah, insanları onun üzerine (hanif fıtratıyla) yaratmıştır. Allah’ın yaratmasında değişme olmaz. Kayyum olan (kaim olacak, ezelden ebede kadar yaşayacak) din budur. Fakat insanların çoğu bilmez.
İşte sevgili kardeşlerim, ezelî ve ebedî dini her kavimde o kavmin ana lisanıyla mutlaka müjdeleyen, uyaran Allah’ın resûlleri, Allah’ın nezîrleri var. İşte Kur’ân’ın bütünü içinde… Neden “Kur’ân’ın bütünü içinde” diyorum? Çünkü Nebiler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîs-i şerifinde: “En hayırlınız, Kur’ân’ı öğrenen ve öğretendir.” buyuruyor. En hayırlı olan, Kur’ân’ı öğrenen ve öğreten Nebiler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in 23 sene boyunca öğrettiği Kur’ân’la muhtevaya baktığımız zaman, tam 21 tane âyet-i kerimede Allahû Tealâ bu konuyu dile getiriyor: Müjdeleyici ve uyarıcı. İşte şu müjdeleyen ve uyaran slaytımıza bakacak olursak;
MÜJDELEMEK VE UYARMAK (21 âyet) 1. BAKARA-119: Muhakkak ki Biz seni, hak ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ve ashâbı cehîmden (cehennemliklerden) sana sorulmaz (sen cehenneme gideceklerden sorumlu tutulmazsın). 2. BAKARA-213: İnsanlar bir tek ümmetti. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı peygamberler beas etti (gönderdi). Ve onlarla birlikte, insanların aralarında, ayrılığa düştükleri şey hakkında hüküm vermeleri için hak ile kitap indirdi. ….. 3. NİSÂ-165: (Onlar) müjdeleyici ve uyarıcı resûllerdir ki, insanların resûllerden sonra Allah’a karşı (bizi uyaran ve müjdeleyen bir resûl gelmedi) diye hüccetleri (delilleri) olmasın. Ve Allah, Azîz’dir, Hakîm’dir. 4. MÂİDE-19: …sizlere gerçekleri açıklayan Resûl’ümüz gelmiştir. “Bize bir müjdeleyici ve de uyarıcı gelmedi.” dersiniz diye (dememeniz için). Oysa size müjdeleyici ve uyarıcı bir Resûl gelmişti. Allah herşeye kaadirdir. 5. EN'ÂM-48: Biz resûlleri uyarıcılar ve müjdeleyiciler olmaktan başka (bir şey için) göndermeyiz. Artık kim âmenû olur (Allah’a ulaşmayı dilerse) ve ıslâh olursa artık onlar korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar. 6. ARÂF-188: …Eğer ben gaybı bilseydim, hayrı mutlaka çoğaltırdım, bana bir kötülük dokunmazdı. Ben ancak mü’min olan kavim için bir nezîr (uyaran) ve müjdeleyiciyim. 7. YÛNUS-2: Onlardan bir adama, “İnsanları uyarması, âmenû olanları (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenleri) müjdelemesi” için vahyetmemiz insanlara acâip (garip) mi geldi? Muhakkak ki onlar için, Rab’lerinin yanında sıddıklar makamı vardır. 8. HÛD-2: (Bu kitap), Allah’tan başkasına kul olmamanız içindir. Muhakkak ki ben, O’ndan (O’nun tarafından) sizin için bir uyarıcı ve müjdeciyim. 9. HÛD-25: Ve andolsun ki; Nuh’u kendi kavmine gönderdik. Muhakkak ki ben, sizin için ifadesi açık ve kesin bir uyarıcıyım. 10. İSRÂ-105: Ve Hakk’ı (Kur’ân’ı), O’nu, Biz indirdik. Ve Hakk ile indi. Seni, müjdeleyici ve uyarıcı olmandan başka bir şey için göndermedik. 11. KEHF-2: (Kur’ân-ı Kerim), kayyûm (kıyamete kadar devam edecek) olarak, katından şiddetli azapla uyarmak ve salih amel yapan mü’minlere en güzel ecrin onların olduğunu müjdelemek için (indirildi). 12. KEHF-56: Biz, resûlleri sadece müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndeririz. Kâfirler (ise) hakkı bâtılla iptal etmek için mücadele ederler. Âyetlerimi ve uyarıldıkları şeyleri alay (konusu) ederler. 13. MERYEM-97: Böylece Biz, O’nu (Kur’ân-ı Kerim’i) senin lisanınla kolaylaştırdık. O’nunla, takva sahiplerini müjdelemen ve inatçı kavmi uyarman için. 14. FURKÂN-56: Ve Biz, seni sadece müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. 15. LOKMÂN-7: Ve ona âyetlerimiz okunduğu zaman onu işitmemiş gibi kibirlenerek döner (gider), onun kulaklarında vakra (işitme engeli) varmış gibi. Öyleyse onu elim azapla müjdele (ikaz et, uyar). 16. AHZÂB-45: Ey Nebî (Peygamber)! Muhakkak ki Biz, seni şahit, müjdeleyici ve nezîr (uyarıcı) olarak gönderdik. 17. SEBE-28: Ve Biz, seni (kâinattaki) insanların hepsi için müjdeleyici ve nezîr (uyarıcı) olmandan başka bir şey için göndermedik. Fakat insanların çoğu bilmezler. 18. FÂTIR-24: Muhakkak ki Biz seni, hak ile müjdeleyici ve nezîr (uyarıcı) olarak gönderdik. İçinden bir nezîr gelip geçmiş olmayan hiçbir ümmet yoktur. 19. YÂSÎN-11: Sen sadece zikre tâbî olanı ve gaybte Rahmân’a huşû duyanı uyarırsın. Öyleyse onu mağfiret ile (günahların sevaba çevrilmesiyle) ve “kerîm ecir” ile müjdele. 20. FUSSİLET-4: Müjdeleyici ve uyarıcı olarak. Fakat onların çoğu yüz çevirdiler. Artık onlar işitmezler. 21. FETİH-8: Muhakkak ki Biz, seni şahit, müjdeleyen ve uyarıcı olarak gönderdik.
Bakara 119’dan itibaren başlıyor: “Biz seni hak ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.” Kur'ân'ın bir ismi El Hakk'tır. Bakara 213: “İnsanlar bir ümmetti. Allahû Tealâ müjdeleyici ve uyarıcı peygamberler beas etti.” Bu âyet-i kerimede bahsi geçen müjdeleyici ve uyarıcı, Allahû Tealâ’nın bir peygamberidir. Ama Nisâ Suresi’nin 165. âyet-i kerimesi: “Onlar müjdeleyici ve uyarıcı resûllerdir ki insanların, resûllerden sonra Allah'a karşı ‘bize müjdeleyen ve uyaran bir resûl gelmedi.’ diye bir hüccetleri olmasın" yani bir mazeretin arkasına sığınmasınlar. Mâide 19'u söylemiştim. En’âm 48: “Biz resûlleri uyarıcılar ve müjdeleyiciler olmaktan başka bir şey için göndermeyiz.” A’râf 188: “Ben ancak mü’min olan bir kavim için bir uyarıcı ve müjdeciyim.” Yûnus 2: “Onlardan bir adama, insanları uyarması ve amenu olanları, ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenleri müjdelemesi için vahyetmemiz insanların acayibine mi gitti?” Hûd 2: “Muhakkak ki ben, O’nun tarafından sizin için bir uyarıcı ve müjdeciyim.” Hûd 25: “Nûh’u kendi kavmine gönderdik. Muhakkak ki ben sizin için ifadesi açık ve kesin bir uyarıcıyım.” İsrâ 105: “Seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.” Kehf 2: “Katından şiddetli bir azapla uyarmak ve salih amel yapan mü’minleri en güzel ecrin onların olduğunu müjdelemek için gönderildim.” Kehf 56: “Biz resûlleri sadece müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndeririz.” Meryem 97: “Onunla takva sahiplerini müjdelemen ve inatçı kavmi uyarman için. Furkân 56: "Biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.” Lokmân 7: “Öyleyse onu elim bir azapla müjdele, uyar.” Ahzâb 45: “Seni şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.” Sebe 28…
Âyetleri tek tek gördüğümüz zaman görüyoruz ki Kur’ân-ı Kerîm’in bütünü içerisinde tam 21 tane âyet-i kerimede ve Muminun 44'de her kavimde ardı arkası kesilmeksizin Allahû Tealâ kavim resûlleri gönderiyor, müjdeleyici ve uyarıcı olarak.
Sevgili kardeşlerim, Kur’ân-ı Kerîm’de kesin bir hakikatle Allahû Tealâ âyetlerle ispat ediyor ki nebî resûller ile velî resûller arasında birbirinden farklı tam 10 tane özellik var.
NEBÎ (PEYGAMBER) RESULLER, ŞERİAT KİTABI VERİLENLER 1. Nebi kelimesi sadece Peygamberler için kullanılır. ÂLİ İMRÂN - 81 2. Sadece insanlardan seçilirler. BAKARA - 213 3. Aynı soydan gelirler. MERYEM - 58 4. Aynı anda 2 Nebi olmamıştır. FURKÂN - 35 5. Aralarında fetret devri vardır. MÂİDE - 19 6. Şeriat kitabı sahibidirler. ÂLİ İMRÂN - 81 7. Nebi Resullerin 5 görevi vardır. BAKARA - 151 8. Nebi Resul Asaleten hepsi devrin imamıdır. ENBİYÂ - 73 9. Asaleten şefaat yetkisine sahiptir. MERYEM - 87 10. Peygamber Efendimiz son Nebidir. AHZÂB - 40, BAKARA - 213
VELÎ RESULLER, PEYGAMBERLERİN ŞERİAT KİTABI İLE AMEL EDENLER 1. Resul, Peygamberler dışındaki kişiler için de kullanılmıştır. YÛSUF - 50, NEML - 35 2. İnsanlardan, Meleklerden ve Cinlerden olabilirler. HACC - 75, EN’ÂM - 130 3. Farklı soydan gelirler. ÂLİ İMRÂN - 179, İBRÂHİM – 4 4. Aynı anda bütün kavimlerde Veli resuller vardır. NAHL - 36, İBRÂHİM - 4, MU’MİNÛN - 44, YÂSİN - 13-14-16-20 5. Fetret devri yoktur ardı ardına gelir. MU’MİNÛN - 44 6. Nebîlere verilen şeriat kitaplarıyla hükmederler. ÂLİ İMRÂN - 81 7. Veli resullerin 4 görevi vardır. ÂLİ İMRÂN - 164, CUMA - 2 8. Veli resullerin içlerinden biri Vekaleten Devrin imamı olarak seçilir. SECDE - 24 9. Vekaleten şefaat yetkisi vardır. ENBİYÂ - 28 10. Kıyamete kadar devamlı resuller gelecektir. ÂLİ İMRÂN - 81
Bu farklı özelliklere tek tek baktığımız zaman: Nübüvvet Peygamber Efendimiz ile sona ermiştir ama risalet kıyamete kadar devam edecektir. Nebî resûller asaleten şefaat yetkisine sahiptir. Velî resûller vekâleten şefaat sahibidir. Nebî resûller asaleten devrin imamıdır, velî resûller vekâleten… Nebî resûllerin beş görevine karşılık velî resûller dört görevin sahibidir. Nebî resûller şeriat kitabının sahibidirler, velî resûller onunla amel edenlerdir. Nebî resûllerin aralarında fetret dönemi vardır; velî resûllerin fetret dönemi yoktur. Aynı anda iki nebî yoktur ama aynı anda bütün kavimlerde velî resûller vardır. Nebî resûller aynı soydan gelirler, velî resûller farklı soylardan, ırktan gelirler. Nebî resûller sadece insanlardan seçilir; velî resûller insanlardan, meleklerden ve cinlerden seçilir.
Sevgili kardeşlerim, bu farklı özelliklerin farklı âyetlerde yer aldığını görüyoruz. Öyleyse hiç kimse mazeretin arkasına sığınamaz: "Bana tebliğ gelmedi" diye. Nitekim bu dünya hayatını yaşayan herkes, 15 yaşından ölümüne kadar davranışları sonucu kazandığı pozitif ve negatif dereceler itibariyle Allah'ın huzurunda hesap verecek ve kazandığı pozitif dereceler negatif derecelerden fazlaysa Mu’minûn Suresi’nin 102. âyetine göre gideceği yer cennet, takva sahibi olması hasebiyle. Ama kaybettiği dereceler kazandığı derecelerden fazlaysa, onun da hüsranda olması hasebiyle gideceği yer cehennemdir.
23/MUMİNÛN-102 Fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne). O zaman kimin mizanı (sevap tartıları) ağır gelirse işte onlar, felâha erenlerdir. 23/MUMİNÛN-103 Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne). Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.
Ne diyordu Allah’ın resûlü? “Allah’ın kulları üzerindeki hakkı nedir?”, "O’na şirk koşmamaları..." İşte kimin kaybettiği dereceler kazandığından fazladır? Allah’a şirk koşanların. Allahû Tealâ Zumer 65’te evrensel kanununu şöyle ifade ediyor: “Sana ve senden öncekilere vahyettik: Eğer şirk koşarsan amelin boşa gider ve hüsrana düşenlerden olursun.”
39/ZUMER-65 Ve lekad ûhıye ileyke ve ilâllezîne min kablike, le in eşrakte le yahbetanne ameluke ve le tekûnenne minel hâsirîn(hâsirîne). Ve andolsun ki, sana ve senden öncekilere: “Gerçekten eğer sen şirk koşarsan (Allah’a ulaşmayı dilemezsen), amellerin mutlaka heba olur. Ve mutlaka hüsrana düşenlerden olursun.” diye vahyolundu.
Kimdir şirk koşan? Rûm Suresi’nin 31. âyet-i kerimesinde belirtildiği gibi: Allah’a yönel, O’na ulaşmayı dile ve takva sahibi ol; sakın müşriklerden olma.
30/RÛM-31 Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne). O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
Müşrikler; dinde fırkalara ayrılanlardır. Müşrikler; kaybettiği dereceler, kazandıklarından fazla olanlardır. Müşrikler; ameli boşa giden insanlardır. Ama müşrik kalmasının sebebi, Allah’a ulaşmayı dilememesidir. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Ümmetim için açık şirkten korkmuyorum. Artık ümmetimden güneşe, aya, yıldızlara, putlara tapan olmayacak. Ama ümmetim için en çok korktuğum şey gizli şirktir: kişinin hevasını ilah edinmesi.” buyuruyor.
İşte bu noktadan olaya bakacak olursak, herkesin kurtuluşu; kalben Allah’a ulaşmayı dileyerek şirkten kurtulmaktır. Sevgili kardeşlerim, Allah’a ulaşmayı dilemek cehennemden kurtulmanın şifresidir. Allah’a ulaşmayı kalben dilemek aynı zamanda cennetin anahtarı, cehennemin kilididir.