Muhterem Hocam, Kur’ân’daki intikam âyetleri kimlerden bahsediyor ve zalimler kimlerdir? “İnsan çok zalim ve çok cahildir.” ifadesindeki uyarı kimler içindir?
Soru
Muhterem Hocam, Kur’ân’daki intikam âyetleri kimlerden bahsediyor ve zalimler kimlerdir? “İnsan çok zalim ve çok cahildir.” ifadesindeki uyarı kimler içindir?
Cevap
Nefs-i Emmare’de olan herkes için ‘hem cahildir hem de zalimdir’. Şimdi mutsuzluk üçgeni içerisinde bir insana bakalım. Mutsuzluk üçgeni içindeki bir insanda nefsimizin iki âfetinden bahsediyor. Hem cahil hem de zalim.
MUTSUZLUK ÜÇGENİ
Kişi nefsine tâbî olduğu zaman mutlaka, yaşadığı olaylarda (derecat kaybettirici herşey) şeytanın ülkesinde: Bir kenarı şeytan, bir kenarı nefsimiz, bir kenarı kaybettiğimiz dereceler; burası mutsuzluk üçgenidir.
ŞEYTAN – NEFS – FİZİK VÜCUT
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
Ama aynı anda Ahzâb 72'de:
AHZÂB-72: İnnâ aradnel emânete ales semâvâti vel ardı vel cibâli fe ebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehal insân(insânu), innehu kâne zalûmen cehûlâ(cehûlen).
Muhakkak ki Biz, emaneti göklere, arza ve dağlara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular. Ve insan onu yüklendi. Muhakkak ki o (nefs), çok zalimdir, çok cahildir.
“Allahû Tealâ, biz emaneti göklere, yerlere, dağlara hepsine yüklensin diye teklif ettik. İnsan yüklendi. Çünkü insan zalim ve cahil.”
Emanet ruh bizde olmasına rağmen eğer biz Allah'a ulaşmayı dilemezsek, Allah'a ulaşmayı dilemeyen herkes mutsuzluk üçgeni içerisinde bir hayatı yaşar. Ama kalben ulaşmayı dileyen herkes de mutluluk üçgeni içerisinde bir hayatı yaşar.
Öyleyse çok basit, çok kolay. Mutluluk üçgeni içinde hayatı yaşayanlar iradelerini kullananlardır. Mutsuzluk üçgeni içerisinde hayatı yaşayanlar iradelerini kullanmayanlardır veya yanlış kullananlardır.
Kur'ân'daki intikam âyetleri kimlerden bahsediyor? Okumadığımız esmâların içerisinde El-Müntekim var. Allah'ın adaletinin tecellisi içindir bu. Ama biz bunları okumuyoruz. Çünkü o tamamen kul ile Allah arasındadır.
Nitekim Rabbimiz Ra’d suresinin 40. âyet-i kerimesinde Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e hitap ederken “Senin vazifen tebliğidir, hesap bizim işimizdir.”
RA'D-40: Ve in mâ nuriyenneke ba’dallezî neiduhum ev neteveffeyenneke fe innemâ aleykel belâgu ve aleynel hisâb(hisâbu).
Ve şâyet onlara vaadettiğimizin bir kısmını sana göstersek veya seni vefat ettirsek de; artık senin üzerine düşen, sadece tebliğidir. Hesap, Bizim üzerimizedir.
Nasıl El-Müntekim esmâsını okumuyorsak El-Hasîb esmâsını da okumuyoruz. Biz bunları okumuyoruz ama diğer okuduğumuz esmâlar var âyetlerle birlikte.
ÇEKİLMEYEN ESMÂÜ’L-HÜSNÂLAR
1. El-Müntekim, intikam alan, ceza veren.
2. El-Kahhâr, kahreden.
3. El-Kâbıd, sıkan, daraltan, ruhları alan.
4. El-Cebbâr, dilediğini zorla yaptıran.
5. El-Mütekebbir, büyüklükte eşi benzeri olmayan, azametini gösteren.
6. El-Hâfıd, dereceleri düşüren, alçaltan.
7. El-Müzill, zillet veren.
8. El-Hasîb, herkesin hesabını en iyi gören, kifayet eden.
9. El-Celîl, azamet ve celâl sahibi olan.
10. Zülcelali ve’l ikrâm ve bunun gibi.
Meselâ Allahû Tealâ Âli İmrân 112'de:
ÂLİ İMRÂN-112: Duribet aleyhimuz zilletu eyne mâ sukıfû illâ bi hablin minallâhi ve hablin minen nâsi ve bâû bi gadabin minallâhi ve duribet aleyhimul meskeneh(meskenetu), zâlike bi ennehum kânû yekfurûne bi âyâtillâhi ve yaktulûnel enbiyâe bi gayri hakk(hakkın), zâlike bimâ asav ve kânû ya’tedûn(ya’tedûne).
Onların üzerlerine, nerede olurlarsa olsunlar zillet (alçaklık) damgası vuruldu. Ancak Allah'ın ipine (Sıratı Mustakîm'e) ve insanlardan bir ipe (Allah'a ulaştıracak olan mürşide) tutunanlar (ulaşanlar) hariç. (Onlar) Allah'tan bir gazaba uğradılar ve üzerlerine miskinlik damgası vuruldu. Bu, onların Allah'ın âyetlerini inkâr etmiş olmaları ve peygamberleri haksız yere öldürmüş olmaları sebebiyledir. İşte bu, onların (Allah'a) isyan etmelerinden ve haddi aşmış olmalarındandır.
“Duribet aleyhimuz zilletu…” Allah bunu neyle yapıyor? El-Müzill esmâsıyla yapıyor.