Muhterem Hocam, Kur’ân’ın ruhuna giren insanda ne gibi değişiklikler olur?
Soru
Muhterem Hocam, Kur’ân’ın ruhuna giren insanda ne gibi değişiklikler olur?
Cevap
Bir kere ilim, irfan, hikmet ve hikmetin ötesi söz konusudur. Bunu şöyle ifade edebiliriz: Kur’ân’ın lafzî mânâsını öğrenen kimdir ruhunu Allah’a teslim eden ilmel yakînin sahibidir. Ama eğer aynel yakîn ile ilmel yakîn olan o köprüde Allah kalp gözünü açarsa irfanın sahibi olur. Kalp kulağını açarsa yine irfanın sahibi olur. Her ikisi birlikte açıldığında da irfan gerçekleşir. İrfan, beş duyu organıyla algılanamayan, fizik ötesi Allah’ın ilmidir.
Bu durumda Allah, başkasının görmediğini o kişiye gösterir, başkasının konuşmadığını Allahû Tealâ ona duyurur. Yani kısacası irfanın sahibi oluyor. Ama hikmet sahibi mi? Hayır. Hikmet sahibi olmak mutlaka daimî zikirle mümkündür. Daimî zikir yoksa hikmet de yoktur. Ve gerçekten de hikmet deyip geçmeyin. Bakara 269’da Allah “Dilediğine hikmet verir, kime hikmet verilmişse ona büyük hayır verilmiştir.” bunu ancak kim tezekkür edebilir? Ulû’l'elbab tezekkür edebilir. Ulû’l'elbab alelade insanlar mı? Hayır.
2/BAKARA-269 Yu’til hikmete men yeşâu, ve men yu’tel hikmete fe kad ûtiye hayran kesîrâ(kesîren), ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).
(Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse böylece ona çok hayır verilmiştir. Ve ulûl elbabtan başkası tezekkür edemez.
3/ÂLİ İMRÂN-7 Huvellezî enzele aleykel kitâbe minhu âyâtun muhkemâtun hunne ummul kitâbi ve uharu muteşâbihât(muteşâbihâtun), fe emmâllezîne fî kulûbihim zeygun fe yettebiûne mâ teşâbehe minhubtigâel fitneti vebtigâe te’vîlihi, ve mâ ya’lemu te’vîlehû illâllâh(illâllâhu), ver râsihûne fîl ilmi yekûlûne âmennâ bihî, kullun min indi rabbinâ, ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).
Kitab'ı sana indiren O'dur. Onun bir kısmı muhkem (hüküm ihtiva eden, mânâsı açık olan) âyetlerdir, onlar Kitab'ın esasıdır ve diğerleri, muteşâbihtir (yoruma açık âyetlerdir). Fakat kalplerinde eğrilik (bâtıla meyil) bulunanlar, bu sebeble muteşâbih olanlara (yorum gerektirenlere) tâbî olurlar. Ondan fitne çıkarmak için, onun te'vilini (yorumunu) yapmak isterler. Ve onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez ve ilimde rusuh sahipleri ise: “Biz O'na îmân ettik, hepsi Rabbimizin katındandır” derler, onlar da tezekkür edemezler, sadece Ulûl'elbab (daimi zikrin ve sırların sahipleri) (tezekkür edebilir).
Kur’ân’ı kimden öğreneceğiz? Âli İmrân 7’de belirtildiği gibi Kur’ân’ın bir kısım âyetleri muhkem âyetlerdir, bir kısım âyetleri müteşabih âyetlerdir. Kalbinde zeyg olanlar müteşabih âyetlere tâbî olarak insanlar arasında fitne sebebi olurlar. Ama müteşabih âyetlerin mânâsını sadece Allah bilir ve ilimde rusûh sahibi olanlar hepsi Allah'tandır derler. Ama onlar da tezekkür edemezler. Kim tezekkür edebilir? Ulû’l'elbab. Öyleyse Allah’ın âyetlerini tezekkür edebilen kişiden biz Kur’ân’ı öğrenmek durumundayız. Onun için Allah Resûl'ü (S.A.V) Efendimiz buyuruyor ki:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Taberânî, Muvatta, İlim, 1.
"Hikmet sahibi ulemanın (âlimin) meclisinde (sohbetinde) bulunmak, kelâmını işitmek üzerinize farz kılındı. Muhakkak ki Allah bu meclislerde bulunan ölü kalpleri hikmet nuruyla diriltir. Yağmur suyunun toprağı dirilttiği gibi ölü kalpleri bu şekilde Allah diriltir."
Demek ki Kur’ân’ı hikmet sahibi âlimlerden, ulû’l'elbâbdan öğrenmeliyiz. Ama her âlimden değil. Allah Resûl'ü (S.A.V) Efendimiz şöyle buyuruyor:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Deylemî, El-Firdevsü bi Me’sûru’l-Hitâb, c. 6, s. 56/7449 (Beyrut);
Ramûze’l-Ehadîs, c. 2, s. 463/3.;I. Gazâlî, İhyâu Ulûmiddin,I cilt, sh. 154.
“Her âlimle değil, sizi beş şeyden sakındırıp, beş şeye çağıran âlimle oturunuz.
-Riyadan ihlâsa,
-Kibirden tevazuya,
-Düşmanlıktan nasihate,
-Şüpheden yakîne,
-Dünyaya rağbetten zühde.”
Öyleyse kimlerle beraber olacağız? Bu vasıfların sahibi olan Allah’ın mürşitleriyle beraber olacağız. Onlarla beraber olursak dinimizi yaşayabiliriz. Onlardan uzak kalırsak asla dini yaşama imkânımız olmaz. Allah razı olsun.