Muhterem Hocam, kurban Bayramı’nın bayram olmasının arkasındaki sebep nedir?

Soru

Muhterem Hocam, kurban Bayramı’nın bayram olmasının arkasındaki sebep nedir?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, Allahû Tealâ herşeyi bir sebep ve sonuç tahtında yaratıyor. Sonuçların hepsi bizi Allah’ın en sevdiği varlık olan insanın mutluluğa götürmesi gerekir. Gerçekten de bayramlar, mutluluğun en zirve noktada yaşandığı zaman dilimleridir.

Muhtevaya baktığımız zaman bizim Allah’la ilişkilerimizde ne zamana tekabül ediyor? Daimî zikre, ihlâsa ve iradenin teslimine ulaştığımız zamanki bir muhtevayı ifade ediyor. Öyleyse Allahû Tealâ hedefler gösteriyor. O hedeflere ulaşmak için yerine getirmemiz gereken vasıtalar var. İşte Kurban Bayramı, bu hedef emirlerin yerine getirilmesinin akabinde ulaştığımız bir neticeyi ifade ediyor.

Kurban Bayramı’nın bayram olmasının arkasında Hz. İbrâhîm’i görüyoruz. Biliyorsunuz, Allahû Tealâ kişiyi teslim almak için kişinin talebini esas tutar. Hz. İbrâhîm de Allah’ın “Bana teslim ol.” emrine riayet etmek konusunda şiddetli bir talebin sahibiydi. Bu talep onun ruhunu teslim etmeye, fizik vücudunu teslim etmeye, nefsini teslim etmeye ve iradesini teslim etmeye götürdü.

Teslimler sırasında ağır imtihanlardan geçmek Allah’ın kanunuydu. Teslim olmayı dileyen Hz. İbrâhîm’e diyor ki: “Oğlun İsmail’i bana kurban etmeni istiyorum.” Hz. İsmail bunu kabul etmeyebilirdi ama bu iki Allah’ın resûlü Allah’ın emrini yerine getirdiler.

Gerçekten de Bakara Suresi’nin 127. âyet-i kerimesinde:

BAKARA-127: Ve iz yerfeu ibrâhîmul kavâide minel beyti veismâîl(ismâîlu) rabbenâ tekabbel minnâ inneke entes semîul alîm(alîmu).

İbrâhîm (a.s) ve İsmail (a.s), beyt'in (Kâbe'nin) temellerini yükseltiyorlardı (ve şöyle dua ediyorlardı): “Rabbimiz, bizden (bunu) kabul buyur. Muhakkak ki Sen, Sen, en iyi işiten ve en iyi bilensin.”

Bakara 128:

BAKARA-128: Rabbenâ vec’alnâ muslimeyni leke ve min zurriyyetinâ ummeten muslimeten leke ve erinâ menâsikenâ ve tub aleynâ, inneke entet tevvâbur rahîm(rahîmu).

Rabbimiz, bizim ikimizi sana teslim olanlardan kıl, zürriyetimizden de sana teslim olan bir ümmet (kıl) ve bize (hac) ibadetinin yerlerini (ve kurallarını) göster ve tövbemizi kabul et. Muhakkak ki Sen, Sen, tövbeleri kabul edensin, rahmet edensin (rahmet nuru gönderensin).

Evet, bu iki âyet-i kerime gerçekten de ikisinin de Allah’a teslim olduğunun işaretlerini taşıyor.

Yetmez, Hz. Muhammed Efendimiz (S.A.V): “Ben babam İbrâhîm’in duasıyım.” diyor. İşte bu âyet-i kerimede de: “Zürriyetimden de Sana teslim olan bir ümmet kıl.” Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz ( S.A.V)’in ümmeti, Hz. İbrâhîm’e dayanması, kökleri işte bu âyet-i kerimede veriliyor.

Gerçekten de Sâffât Suresi’nin 102, 103, 104 ve diğer âyetlerin muhtevasında bu hakikâti görüyoruz.

SÂFFÂT-102: Fe lemmâ belega meahus sa’ye kâle yâ buneyye innî erâ fîl menâmi ennî ezbehuke fanzur mâzâ terâ, kâle yâ ebetif’al mâ tû’meru setecidunî inşâallâhu mines sâbirîn(sâbirîne).

Böylece onunla beraber çalışma çağına eriştiği zaman dedi ki: "Ey oğulcuğum! Gerçekten ben, uykuda seni boğazladığımı gördüm. Haydi! Bak (bir düşün). Bu konudaki görüşün nedir?" (İsmail A.S): "Ey babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.

SÂFFÂT-103: Fe lemmâ eslemâ ve tellehu lil cebîn (cebîni).

Böylece ikisi de (Allah'a) teslim olunca, (İbrâhîm A.S) onu alnı üzerine yatırdı.

SÂFFÂT-104: Ve nâdeynâhu en yâ ibrâhîm (ibrâhîmu).

Ve ona "Ey İbrâhîm!" diye nida ettik (seslendik).

SÂFFÂT-105: Kad saddakter ru’yâ, innâ kezâlike neczîl muhsinîn (muhsinîne).

Sen rüyaya sadık kaldın (yerine getirdin). Muhakkak ki Biz, muhsinleri işte böyle mükâfatlandırırız.

Meryem Suresi’nin 54. âyet-i kerimesi:

MERYEM-54: Vezkur fîl kitâbi ismâîle innehu kâne sâdıkal va’di ve kâne resûlen nebiyyâ(nebiyyen).

Ve Kitap'ta İsmail (A.S)'ı (da) zikret. Çünkü O, vaadine sadıktı ve O, Nebî Resûl'dü.

Hz. İsmail’in de nebî resûl olduğunu Allahû Tealâ bu âyet-i kerimede söylüyor.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ekim 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20263 dk okuma0