Muhterem Hocam, mahallemizde sizin bir seminerinize katıldım. El öptürüp tesbih verdiler. “İyileşmek istiyorsanız el öpün.” denildi. Bunun amacı nedir? Açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, mahallemizde sizin bir seminerinize katıldım. El öptürüp tesbih verdiler. “İyileşmek istiyorsanız el öpün.” denildi. Bunun amacı nedir? Açıklar mısınız?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, bunun gayesi sahâbe gibi Kur’ân-ı Kerim’i yaşamanızdır. Şimdi Bakara-151’de, 14 asır evvel Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in kendisine tâbî olan sahâbeye karşı görevlerini bildiriyor.
NEBÎ RESÛL’LERİN 5 GÖREVİ BAKARA-151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (1) âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (2) sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (3) size Kitap’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve (4) hikmeti öğretsin ve (5) (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
Evet. Bakın: “Sizin aranızdan size bir resûl gönderdim.” Kime hitap ediyor? Sahâbeye. “O size âyetlerimizi tilâvet ediyor.” Öyleyse her devirde Allahû Tealâ devrin imamını âyetlerinin açıklaması sadedinde vazifeli kılıyor insanlara. Bu devrin imamı ya Resûlullah (S.A.V)’in dönemindeki gibi bir nebî resûldür; asaleten devrin imamıdır veya onun olmadığı dönemlerde kavim resûlleri arasından seçilen bir vekildir; vekâleten devrin imamı. Ama insanlar devrin imamından âyetlerin tilâvetinin olmasını istiyor. Devrin imamı bir tek kişi; 8,5 milyar insan nasıl devrin imamına ulaşabilir? Evet, tabiî ki ulaşamaz ama Allah’ı temsil eden bir tek kişi, devrin imamı var. Fakat devrin imamını temsil eden binlerce, milyonlarca insan var. Her kavimde ardı arkası kesilmeksizin velî resûller var. Her kavimde onların etrafında yüzlerce velî mürşid var.
DEVRİN İMAMINI TEMSİL EDEN HİDAYETE VESİLE OLANLAR 1. ZAHİDLER (Ruh Teslimini Gerçekleştirenler) CUMA-10 Artık namazı kaza ettiğiniz zaman yeryüzüne yayılın ve Allah’ın fazlından isteyin ve Allah’ı çok zikredin. Umulur ki, böylece siz felâha erersiniz. 2. MUHSİNLER (Fizik Vücudu Teslimi Yapanlar) ÂLİ İMRÂN-20 Bundan sonra eğer seninle tartışırlarsa o zaman onlara de ki: “Ben ve bana tâbî olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah’a teslim ettik.” … 3. ULÛL’ELBAB (Nefsini Allah’a Teslim Edenler) ÂLİ İMRÂN-7 ...Ve onun te’vilini Allah’tan başka kimse bilmez ve ilimde rusuh sahipleri ise: “Biz O’na îmân ettik, hepsi Rabbimizin katındandır” derler, onlar da tezekkür edemezler, sadece Ulûl’elbab. 4. MUHLİSLER (Vekil Mürşidler) HİCR-40 “Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.” 5. SALİHLER (İradelerini Allah’a Teslim Edenler) NİSÂ-69 ...Allah’ın kendilerine ni’met verdiği nebîlerle ve sıddîklerle ve şehitlerle ve salihlerle beraberdirler... ENBİYÂ-105 Andolsun ki; zikirden (Tevrat’tan) sonra Zebur’da, arza salih kullarımızın varis olacağını, yazdık. 6. VELÎ MÜRŞİDLER TEVBE-71 ...Ma’ruf ile emreder ve münkerden nehyederler (yasaklarlar) ve namazı ikame ederler ve zekâtı verirler. Allah ve O’nun Resûl’üne itaat ederler. ... 7. KAVİM RESÛLLERİ NAHL-36 Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). ... KASAS-68 Ve Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Ve seçim hakkı onlara ait değildir. Allah Sübhan’dır (münezzehtir) ve (onların) şirk koştukları şeylerden yücedir.
Onun için Lokmân-15’te: “Bana ulaşanın yoluna tâbî ol.”
31/LOKMÂN-15: Ve in câhedâke alâ en tuşrike bî mâ leyse leke bihî ilmun fe lâ tutı’humâ ve sâhibhumâ fîd dunyâ magrûfen vettebi’ sebîle men enâbe ileyy(ileyye), summe ileyye merciukum fe unebbiukum bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne). Ve bilgin olmayan bir şey hakkında, şirk koşman için seninle mücâdele ederlerse, ikisine de itaat etme! Ve dünyada onlara güzellikle sahip ol. Bana yönelenlerin (ruhunu Allah’a ulaştırmayı dileyenlerin) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Banadır. O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim.
Dolayısıyla kişi Allah’a ulaşmayı diledikten sonra Allah onun kalbine mürşid sevgisini koyar ve mutlaka mürşide ulaştığında bu mürşid önünde bu tövbeyi gerçekleştirecek. Mürşid önünde yapılan tövbenin farziyetini nereden biliyoruz? Kur’ân-ı Kerim’de 4 tane âyet-i kerime bunu bize söylüyor. Hemen gösterelim inşaallah. Mürşidle yapılan tövbeyi 4 âyette Allahû Tealâ bize farz kılıyor.
MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAK 4 ÂYET 1. NİSÂ-64 Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka bir şey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah’tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah’ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl’ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı. 2. HÛD-112 Artık sen, sana tövbe ederek, tâbî olanlarla birlikte emrolunduğun gibi istikamet üzere ol. Ve azgınlık yapmayın (aşırı gitmeyin). Muhakkak ki O, yaptıklarınızı görendir. NİSÂ-80 Kim Resûl’e itaat ederse, böylece andolsun ki Allah’a itaat etmiş olur. Ve kim yüz çevirirse, o taktirde Biz seni, onların üzerine muhafız olarak göndermedik. 3. MUMTEHİNE-12 Ey nebî (peygamber)! Mü’min kadınlar; Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zinada bulunmamak, evlâtlarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurmamak, maruf bir iş konusunda sana asi olmamak üzere, sana tâbî olmak için geldikleri zaman, artık onların biatlerini kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile… 4. FURKÂN-70 Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir…
Nisâ-64: “Biz resûllerimizi insanlar itaat etsin diye gönderiyoruz. O nefslerine zulmedenler sana gelselerdi, Allah’tan mağfiret dileselerdi, Resûl de onlar için mağfiret dileseydi Allah her iki tarafın tövbesini kabul eder ve günahları sevaba çevirirdi.” Öyleyse günahların sevaba çevrilmesi neyledir? Mürşid önünde yapılan tövbeyledir. Şefaat nedir? Tövbe eden kişiyle Allah arasında bu, mağfirettir. Devrin imamıyla Allah arasında bu, mağfirettir. Ama tövbe eden kişiyle devrin imamı arasında bu olay şefaattir. Şefaat günahların sevaba çevrilmesidir ve bu, tövbe ile gerçekleşir.
Hûd-112’de aynı şekilde: “Sana tövbe ederek tâbî olanlarla birlikte emrolunduğun gibi istikamet üzere ol.”
Mumtehine-12: “Sana tâbî olmak için geldikleri zaman artık onların biatlerini kabul et.” Furkân-70: “Kim mürşidin önünde tövbe eder, böylece kalbine îmân yazılır, ıslâh edici amellere başlarsa Allahû Tealâ onların o güne kadar işlediği bütün günahlarını sevaba çevirir.” Öyleyse sevgili kardeşlerim, evet, mahallenizde, bu konferans oldu ve tövbenizi gerçekleştirdiniz. Bu tövbe sırasında el öptürmek olayı var. Neden var? Çünkü Fetih-10’da:
48/FETİH-10: İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh(yubâyiûnallâhe), yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsihî, ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecren azîmâ(azîmen). Muhakkak ki onlar, sana tâbî oldukları zaman Allah’a tâbî olurlar. Onların ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecelli ettiği için ellerinde de tecelli etmiş olduğundan) Allah’ın eli vardır. Bundan sonra kim (ahdini) bozarsa, o taktirde sadece kendi nefsi aleyhine bozar (Allah’a verdiği yeminleri, ahdleri yerine getirmediği için derecesini nakısa düşürür). Ve kim de Allah’a olan ahdlerine vefa ederse (yeminini, misakini ve ahdini yerine getirirse), o zaman ona en büyük mükâfat (ecir) verilecektir (cennet saadetine ve dünya saadetine erdirilecektir).
“Sana tâbî oldukları zaman Allah’a tâbî olurlar. Onların elinin üzerinde” Allah senin bütün vücuduna tecelli ettiği için, eline de tecelli etmiş olduğundan dolayı “Allah’ın eli vardır. Bundan sonra kim ahdini bozarsa…” Yani tövbede tokalaşma el üstünde el değil; 2 el de yan yanadır. Ama biatte, önünde biat edilen kişinin eli üstte, diğerinin alttadır. “Onların elinin üzerinde Allah’ın eli vardır.” Dolayısıyla el öpmek bu 4 âyet-i kerimenin gereğidir. Ve sahâbe 14 asır evvel bu tövbeyi, bu biati gerçekleştirdiler. Biz de onlar gibi dinimizi yaşamak istiyorsak bunu yapmamız lâzım inşaallah. O, bunun için. Amacı; senin kemâlâta ulaşman için, senin ruhunu Allah’ın Zat’ına Allahû Tealâ’nın ulaştırması için bu gerçekleşti. Allah razı olsun.