Muhterem Hocam, Mehdi A.S’ı anlatır mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, Mehdi A.S’ı anlatır mısınız?

Cevap

Nebîler Sultan Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîsinde;

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Ahmed b. Hanbel’in Müsned, Tirmîzi

“Yakında, kopkoyu karanlık gece parçaları gibi fitneler olacaktır.” Hz. Ali: “Ey Allah’ın Resûlü! O fitnelerden kurtuluş yolu nedir?” diye sorduğunda, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz buyurdular ki: “Mukaddes ve Yüce olan Allah’ın Kitab’ıdır. O’nda sizden öncekilerin, sizden sonrakilerin haberi ve kendi aranızdakinin hükmü vardır. O, Allah’ın kesin sözüdür. Kim ki, kibrinden dolayı o Kitab’ı terk ederse, Allah onun belini kırar. Kim de hidayeti O’ndan başkasında ararsa, Allah, o kimseyi dalâlette bırakır. O, Allah’ın sapasağlam bir ipi, apaçık bir nuru ve Sıratı Müstakîm’e ulaştıran hikmet dolu bir haberidir.”

‘Sizden öncekiler...' ile Nebîler Sultan Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den önce gelen ne kadar Nebî ve Velî Resûl varsa, onların haberleri Kur'ân’da yer alıyor. ‘Sizin aranızdakinin hükmü’, sahâbenin Allah’ın Katı’ndaki durumları zikrediliyor. Ve ‘sizden sonrakilerin...’, kıyâmete kadar gelecek olan tüm vazife sahibi velî resûller zikrediliyor.

İşte hidayetin kaybolduğu bir dönemde, Allahû Tealâ bir velî resûl olarak Hz. Mehdi (A.S)’ı vazifeli kılıyor. Hz. Mehdi (A.S) kendi kavminin resûludür. Ama her kavimde, ardı arkası kesilmeksizin o kavmin ana lisanıyla, velî resûlleri Allahû Tealâ vazifeli kılıyor. İşte bu velî resûller arasından bir tanesini Allahû Tealâ seçiyor ve vekâleten Devrin İmamı olarak tayin ediyor. Secde suresi'nin 24. âyet-i kerimesinde:

32/SECDE-24: Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).

Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık ve sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk'ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.

Öyleyse Mehdi (A.S) özellikleri itibarıyla bir nebî resûl değil, velî resûldür. Mehdi (A.S) bir şeriat kitabının sahibi değildir, kendisinden önceki bütün şeriat kitaplarını tasdik eden ve onunla amel eden kişidir. Nereden biliyoruz? Âyet-î kerimelerden bunu kesinle anlıyoruz. İşte Allahû Tealâ Şûrâ suresinin 13. âyet i kerimesinde:

42/ŞÛRÂ-13: Şerea lekum mined dini mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dine ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh'a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dini ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm'e, Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah'a ulaşmayı dileme), müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O'na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

Bu sebeple Şûrâ Suresi'nin 13. âyetine dayanarak Nebîler Sultan Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîsinde şöyle buyuruyor: “Bizden evvelkilerin şeriatı bizim de şeriatımızdır.” Bunu diyen Peygamber Efendimiz (S.A.V) “Nuh (A.S)’ın şeriatı benim de şeriatımdır. İbrâhîm (A.S)’ın şeriatı benim şeriatımdır. Musa (A.S)’ın şeriatı benim şeriatımdır. İsa (A.S)’ın şeriatı benim şeriatımdır. Şeriatı tekdir ve din de tekdir.”

Evet, bu din 7 ve safha 4 teslimden oluşuyor. O sebeple Âli İmrân suresi'nin 81. Âyet-i kerimesinde ulûl azîm nebîlerine Allahû Tealâ,

3/ÂLİ İMRÂN-81: Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tensurunneh(tensurunnehu), kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mineş şâhidîn(şâhidîne).

Ve Allah, nebîlerden, "Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah'ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, ona mutlaka îmân edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz" diye misak aldığı zaman, "İkrar ettiniz mi (kabul ettiniz mi?) ve bu ağır (ahdimi) üzerinize aldınız mı?" diye buyurdu. (Onlar da): "İkrar ettik (kabul ettik)" dediler. (Allahû Teâlâ): "Öyleyse şahit olun ve Ben sizinle beraber şahitlerdenim." buyurdu.

İşte Mehdi Resûl'ün görevleri arasında;

Hz. Nuh’a verilen şeriatı tasdik etmek, 7 safha 4 teslim,

Hz. İbrâhîm (A.S)'a verilen şeriatı tasdik etmek, 7 safha 4 teslim,

Hz. Musa (A.S)'a verilen şeriatı tasdik etmek, 7 safha 4 teslim,

Hz. İsa (A.S)’ya verilen şeriatı tasdik etmek, 7 safha 4 teslim,

ve son nebî Nebîler Sultan Peygamber Efendimiz (S.A.V)’a verilen şeriâtı tasdik etmek, 7 safha 4 teslim,’ var.

5 tane ulû'azm nebîsi, Allahû Tealâ Ali İmrân 81'de “Size Kitap ve hikmet verdim Sizden sonra bir resûlüm gelecek ve sizdeki tasdik edecek." diyor. Yani bütün Allah’ın size verdiği şeriatı tasdik edecek ki bu şeriat 7 safha 4 teslimden oluşuyor. “Siz, O’na îmân edeceksiniz, O’na yardım edeceksiniz.”

Evet, sevgili kardeşlerim, ulûl’azm nebîlerin kendisine yardım ettiği bir velî resûl olan Mehdi resûl, Kur’ân’da bu şekilde yer alıyor. “O’na îmân edeceksiniz, O’na yardım edeceksiniz. Bu ağır sözü üzerinize aldınız mı? Aldık diyorlar. İkrar ettiniz mi? İkrar ettik. Şahit olun, ben de sizinle birlikte şahitlerdenim.”

Ama resûl kimliğiyle ortaya çıktıktan sonra Mehdi resûl, kim ondan yüz çevirirse…

Evet, kim? Mecusiler de Mehdi (A.S)’dan yüz çevirirse o fasıklardandır. Çünkü Mecusiler Nuh (A.S)’ın tâbiinleriyle Kur’ân’da zikredilenlerdir. Hz. İbrâhîm (A.S)'a, yıldızlara tapanlar… tâbiinler, kim ondan ayrılırsa yine o hüsrana düşenlerdendir. Hz. Musa (A.S.)’a verilen Tevrat’ta 7 safha 4 teslimden ayrılanlar, onlar da fasıklardandır. Hz. İsa (A.S)’a verilen İncil’deki 7 safha 4 teslimi yaşayanların dışındaki kalanlar da fasıklardır. Ve son nebî, Nebiler sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) yani Mehdi resûl, ulûl azîm nebîlere verilen şeriatı tasdik ettikten sonra kim ondan yüz çevirirse onlar fasıklardandır.

Âli İmrân Suresi'nin 84. âyet-i kerîmesinde:

3/ÂLİ İMRÂN-84: Kul âmennâ billâhi ve mâ unzile aleynâ ve mâ unzile alâ ibrâhîme ve ismâîle ve ishâka ve ya’kûbe vel esbâtı ve mâ ûtiye mûsâ ve îsâ ven nebiyyûne min rabbihim, lâ nuferriku beyne ehadin minhum, ve nahnu lehu muslimûn(muslimûne).

"Allah'a ve bize indirilene ve İbrâhîm (A.S)'a, İsmâil (A.S)'a, İshâk (A.S)'a, Yâkub (A.S)'a ve Yâkub oğulları'na indirilenlere, Hz. Mûsâ'ya ve Hz. Îsâ'ya ve nebilere Rab'leri tarafından verilenlere îmân ettik. Onların arasından birini (diğerlerinden) ayırdetmeyiz. Ve biz O'na (Allah'a) teslim olanlarız." de.

Evet sevgili kardeşlerim, Âli İmrân 81. âyet-i kerimede “Allah nebîlerden “Size kitap ve hikmet verdim… Âli İmrân 84'de ise “Allah’a ve bize indirilene, İbrâhîm (A.S)’a, İsmail (A.S)’a, İshak (A.S)’a, Yakup (A.S)'a ve oğullarına indirilenlere, Hz. Musa (A.S)'a, Hz. İsa (A.S)’a ve nebîlere Rableri tarafından verilene îmân ettik. Onlar arasında birinden diğerine fark etmeyiz. Biz O'na, Allah’a teslim olanlarız.”

Öyleyse sevgili kardeşlerim, ezelî ve ebedî din, Arapça adıyla İslâm, babamız İbrâhîm’in Hanif dini 7 safha ve 4 teslimden oluşuyor.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 15 Ekim 20266 dk okuma3