Muhterem Hocam, merhametten maraz doğar sözünü nasıl anlamak gerekir? Merhametin kötü olduğu hangi durumlar vardır? Açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, merhametten maraz doğar sözünü nasıl anlamak gerekir? Merhametin kötü olduğu hangi durumlar vardır? Açıklar mısınız?

Cevap

Özellikle anne, babalar çocuklarını çok severler. Anneler; mesela nedir? Bu anneler çocuklarına pek böyle iş yaptırmak istemezler. “Ben yaparım. Hiç sen yapma.” Yani ona olan sevgisinden dolayı ona hiçbir iş yaptırmak istemiyor.

Halbuki Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'de buyuruyor ki: “7 yaşına kadar çocuklarınıza emrediniz.” Yani onlara sorumluluklarını hatırlatınız. Mesela Allahû Tealâ bize emrediyor. Bütün insanlara, neyi emrediyor? Yemin, misak ve ahdi emrediyor. Kâlû Belâ gününde bunları üzerimize farz kılmış ve farz kıldığı bunları yapmamızı istiyor. Emrediniz. O zaman küçük yaşta da olsa bu emirlerle o da sorumlu olmasına rağmen, anne babanın da o sorumlulukları ona öğretmesi gerekir mi? Evet, kesinlikle gerekir. Resûller, bütün insanlara sorumluluklarını hatırlatan Allah’ın vazifelileridir. Resûller insanları Allah’a davet ederken ne diyor? Hatırlayın diyor: Kâlû Belâ gününü. Allah sizden yemin, misak ve ahd almıştı ve bunları üzerinize farz kıldı. Ve Tahrîm 6’da:

66/TAHRÎM-6 Yâ eyyuhâllezîne âmenû kû enfusekum ve ehlîkum nâren vakûduhân nâsu vel hicâretu aleyhâ melâiketun gılâzun şidâdun lâ ya’sûnallâhe mâ emerehum ve yef’alûne mâ yu’merûne.

Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler)! Yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten kendinizi ve ailenizi koruyun. Onun üzerinde çok güçlü ve çok sert (acımasız) melekler vardır. Allah’ın onlara emrettiği şeyde, Allah’a asi olmazlar ve emrolundukları şeyi yaparlar.

Öyleyse olay bu. Açıkça mutlak surette onun gereğini yerine getirmemizi Allahû Tealâ emrediyor. Şimdi;

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Vesâil’uş-Şîa, c.15, s.195

"Çocuk yedi yaşına kadar emredici, yedi yaşından on dört yaşına kadar emre uyan, on dört yaşından sonraki yedi yılda da anne ve babasının istişare tarafı olmalıdır."

Yani nasihati dinleyen, öğüde muhatap olan kişi. Eğer şayet anne baba gereğini sevgisinden dolayı ona yaptırmazsa, çocuğuna sorumlulukları hatırlatmazsa, o sorumluluğu kendine öğretmezse; o zaman çocuk ne olacaktır? Çocuk her gün yozlaşan, sorumlulukları bilmeyen, kendi kafasına göre takılan bir kişi durumuna gelecektir. O zaman bu ne olacak? Bu da o kişinin kalbinin kararmasına sebep olacaktır. İşte Bakara 8, 9, 10:

2/BAKARA-8 Ve minen nâsi men yekûlu âmennâ billâhi ve bil yevmil âhıri ve mâ hum bi mu’minîn(mu’minîne).

Ve insanlardan bir kısmı derler ki: “Biz Allah’a ve ahiret gününe (hayatta iken ruhun Allah’a ulaşacağı güne) îmân ettik.” Ve onlar mü’min değillerdir.

2/BAKARA-9 Yuhâdiûnallâhe vellezîne âmenû, ve mâ yahdeûne illâ enfusehum ve mâ yeş’urûn(yeş’urûne).

(Zannederler ki) Allah’ı ve âmenû olanları aldatırlar. Ve onlar, kendilerinden başkasını aldatmazlar ve farkında da olmazlar.

2/BAKARA-10 Fî kulûbihim maradun, fe zâdehumullâhu maradâ(maradan) ve lehum azâbun elîmun bi mâ kânû yekzibûn(yekzibûne).

Onların kalplerinde maraz (hastalık) vardır. Allah da bu sebeple onların hastalığını arttırdı. Tekzip etmiş olmaları (Allah’a ulaşmayı yalanlamaları) sebebiyle onlar için elîm bir azap vardır.

Hakikaten başlangıç noktasında, bütün insanların kalbinde ne var? "Hastalık var. Ama Allah hastalıklarını artırmış." Öyleyse başlangıçta herkesin kalbi hasta. Hangi âyet gereğince? Yûnus 57; ne diyor Allahû Tealâ Yûnus 57’de?

10/YÛNUS-57 Yâ eyyuhân nâsu kad câetkum mev'ızatun min rabbikum ve şifâun limâ fîs sudûri ve huden ve rahmetun lil mu'minîn(mu'minîne).

Ey insanlar! Size, Rabbinizden öğüt (vaaz) ve göğsünüzde olana (nefsinizin kalbindeki hastalıklara) şifa ve mü’minlere hidayet ve rahmet gelmiştir.

Bu hastalıklar nelerdir? 19 tane hastalık: Kin ve nefret, küfür, yalan, haksızlık ve zulüm, haset ve düşmanlık, cehalet, cimrilik, öfke ve gayz, isyan, sabırsızlık, kibir ve gurur, hırs ve şehvet, nankörlük, dedikodu, zan, kötü alışkanlıklar, vefasızlık, müraîlik, fitne, fesat olmak üzere 19 tane hastalık.

ORTAK AKIL

NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır.

1. Kin ve Nefret

2. Küfür

3. Yalan

4. Zulüm

5. Haset

6. Cehalet

7. Cimrilik

8. Öfke ve Gayz

9. İsyan

10. Sabırsızlık

11. Kibir ve Gurur

12. Hırs ve Şehvet

13. Nankörlük

14. Dedikodu

15. Zan

16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)

17. Vefasızlık

18. Mürailik

19. Fitne Fesat

NEFS TEZKİYESİ VE TASFİYESİ İLE NEFSİN 19 AFETİ 19 HASLETE DÖNER,

RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır.

1. Sevgi

2. Îmân

3. Doğruluk

4. Adalet

5. Edep

6. İlim

7. Cömertlik

8. Sekînet

9. İtaat

10. Sabır

11. Tevazu

12. Kanaat

13. Şükür

14. Ketumiyet

15. Hakikat

16. Faziletler

17. Vefa

18. İhlâs

19. Tevhit

Şeytan da bu hastalıklara %100 tesir ediyor. O zaman ne görüyoruz? Allah’a ve yevm’il âhire îmân ettiğini söylüyor ama dilden îmân etmiş olsa da kalpten îmân etmiyor. Ve onlar Allah’ı ve Resûl’ünü aldatmaya çalışıyorlar. Kalplerinde hastalık var. Allahû Tealâ da onda hastalıklarını artırmış. 19 hastalık var mı? Evet. Ulaşmayı dilemedikleri takdirde bir insan yerinde saymıyor. Devamlı olarak füccur kapısı açıksa, o kapıdan şeytan onun kalbine karanlıklarını gönderiyor. Şeytanın o kişinin kalbine karanlıklarını göndermesi ne mânâya geliyor? Kalbinin katılaşmasına sebebiyet veriyor. İşte Hacc Suresinin 53. âyet-i kerimesinde Allah bunu söylüyor. Hacc 53’te ne diyor?

22/HACC-53 Li yec’ale mâ yulkış şeytânu fitneten lillezîne fî kulûbihim maradun vel kâsiyeti kulûbuhum, ve innez zâlimîne le fî şikâkın baîd(baîdin).

Kalplerinde maraz (hastalık) olan ve kalpleri kasiyet bağlamış (kararmış ve sertleşmiş) olanlara, şeytanın ilka ettiği (ulaştırdığı) şeyi fitne (imtihan) kılmak içindir. Ve muhakkak ki zalimler, elbette uzak bir ayrılık içindedirler (Sıratı Mustakîm’den uzaklaşmışlardır, ayrılmışlardır).

"Kalplerinde maraz, hastalık olan, kalpleri kasiyet bağlamış." Herkesin baştan kalbi maraz, hastalıkla dolu. 19 tane hastalık. Ama kasiyet bağlayan kişi.. Kalbin kasiyeye bağlaması ne demektir? Kalbin kasiyet bağlamasının ne anlama geldiğini; Hadîd Suresinin 16. âyet-i kerimesinden anlıyoruz.

57/HADÎD-16 E lem ye’ni lillezîne âmenû en tahşea kulûbuhum li zikrillâhi ve mâ nezele minel hakkı ve lâ yekûnû kellezîne ûtûl kitâbe min kablu fe tâle aleyhimul emedu fe kaset kulûbuhum, ve kesîrun minhum fâsikûn(fâsikûne).

Allah’ın zikri ile ve Hakk’tan inen şeyle (Allah’ın nurları ile), âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) kalplerinin huşû duyma zamanı gelmedi mi? Kendilerine daha önce kitap verilip de böylece üzerinden uzun zaman geçince, artık (zikri unuttukları için) kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar. Onlardan çoğu fasıklardır.

"O âmenû olanların Allah’ın zikri ve Hak’tan inen şeyle, huşûya ulaşma zamanı gelmedi mi? Fakat kendilerine kitap verilen ehl-i kitap gibi olmasınlar. Üzerlerinden zaman geçti." Zaman geçti. Neden geçti? O süre içerisinde zikir yapmıyorlar. Zikir yapmadıkları süre içerisinde kalp ne oluyor? Füccur kapısı açık ve o kapıdan şeytan karanlıklarını gönderiyor. Karanlıklarını gönderince o zaman kalp kasiyet bağlıyor. Ama eğer kişi Allah’a ulaşmayı dilerse, 4 kalp şartının sahibi olursa ve Allah’ı zikrederse bu sefer füccur kapısı kapalı, takva kapısı açık. O kapıdan Allahû Tealâ onun kalbine ne gönderiyor? Rahmet gönderiyor ve o kişi Kur’ân hükümlerine göre gaybde Rahmân’a huşû duyan birisi oluyor.

Huşû duyma Kur’ân-ı Kerim hükümlerine göre; ikisi de namaz kılıyor ama Mâûn Suresinin 4 ve 5. âyet-i kerimelerinde namaz kılıp namazından sehv içinde olanlar var. Habersiz. Öbür tarafta Mü’minûn Suresinin 1 ve 2. âyet-i kerimelerinde namaz kılıp namazında huşû içinde olanlar var.

NAMAZLARINDA HUŞÛ DUYANLAR

1. MU’MİNÛN-1: Mü’minler felâha ermiştir.

BAKARA – 46: Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâkî olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.

2. MU’MİNÛN-2: Onlar, namazlarında huşû duyanlardır.

BAKARA – 45: (Allah’tan) sabırla ve namazla istiâne (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah’a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.

NAMAZLARINDAN GAFİL OLANLAR

3. MÂÛN-4: İşte o namaz kılanlara yazıklar olsun.

4. MÂÛN-5: Onlar ki, namazlarından gâfil olanlardır.

Allah katında kıymetli olan namaz hangisidir? Huşû içinde namaz kılmak. Kimdir huşû içinde namaz kılan? Huşû içinde namaz kılan kişi %2’lik rahmet kalbine ulaşan kişidir. Yani Allah’ı zikrettiği zaman Allah’ın katından rahmet ve fazl geliyor. Fazl kalbe girmiyor. Rahmet içeriye sızıyor ve %2’lik rahmet nuru o kişiyi huşû sahibi kılıyor. Dolayısıyla bugün camiler dolup taşıyor. Ama camiler dolup taşmasına rağmen onların hepsi ne yazık ki gidecekleri yer cehennem. Kimler hariç? Huşû sahipleri hariç. İşte hadîs-i şerifte Resûlullah (S.A.V) Efendimiz buyuruyor ki:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Beyhaki; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 24

"Bir zamanlar gelecek, Kur’ân-ı Kerim’in resmi, İslâm’ın ismi kalacaktır. İnsanlar İslâmî isimlerle anılacaklar ama İslâm’dan en uzak kişiler olacaklar. Mescidlere dışarıdan bakıldığı zaman mamur ama içindeki insanlara bakıldığı zaman, kalplerinde hidayetten eser olmayacak. O gün yaşayan âlimler, gök kubbenin altında yaşayan insanların en şerrlileridir. Fitne onlardan çıkmıştır ve tekrar onlara dönecektir."

İşte bugünkü İslâm âleminin durumu. Mescitleri dışarıdan bakıldığı zaman şatafatlı, mamur. Ama içindeki insanlara bakıldığı zaman kalplerinde hidayetten eser olmayacak. Hidayet yoksa huşû var mıdır? Hidayet yoksa huşû yoktur. Hidayet varsa huşû vardır. Hidayet nedir? Hidayet insan ruhunun dünya hayatında Allah’a ulaşması. Eğer kişi Allah’a ulaşmayı dilemiyorsa, dünya hayatında ruhun Allah’a ulaşmasını dilemiyorsa; o zaman elbette Allah Rahîm esmasıyla tecelli etmeyecek. Tecelli etmediği zaman hangi kapı açık, hangisi kapalı? Füccur kapısı açık, takva kapısı kapalı. Tecelli ettiği zaman hangi kapı açık, hangisi kapalı? Takva kapısı açık, füccur kapısı kapalı. Yani Allahû Tealâ’nın hükümleri gayet açık ortada. O zaman işte anne babalar merhametten maraz doğar olayıyla, ne yazık ki bu çocuklara veremedikleri hakikati Allahû Tealâ bize söylüyor.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 30 Ekim 2026Son güncelleme: 30 Ekim 20268 dk okuma0